Eşref’ten Esfel’e İnsanın Serüveni

Bilinen ve iddia edilenin aksine insan denilen iradeli mahlûk, bizatihi kainâtın bütününü imarı için görevlendirilmiş özel bir unsur değildir. Zira kainat, ezelden beri mükemmel bir şekilde zaten var edilmiştir. Onun görevi, olsa olsa içerisinde yaşadığı çevreyi onarmak ve de bu çevreyi daha bir yaşanılır hale getirmek şeklinde anlaşılmalıdır. Diğer bir ifadeyle insanoğlu, dünyadaki kalıcılığını destekleyecek yeni şeyleri bulabilme becerisiyle donatılmıştır. Bu sebeple de dünya hayatı onun için imar ve iskanın da içerisinde olduğu farklı bir çalışma alanı olarak tarif edilebilir. Hatta o, mevcut olandan yeni şeyler üretebilme yeteneğine binaen hassaten bu sahada yeni şeyleri yapabilmek için vazifelendirilmiştir bile denilebilir. Mamafih onun vazifesi, kendi hayat alanları için daha iyisinin imarı olduğu kadar, kendinin dokunabilme şansı bulunmadığı alanlarda yani dış dünyadaki düzeni ve işleyişi de keşfetme üzerine inşa edilmiştir. Bu keşf hâlidir ki, onu diğer canlılardan büsbütün ayıran temel ve etkin bir nitelik olarak durmaktadır.

Kişisel Edebiyat Atlası

Stefan Zweig’dan Oğuz Atay’a, Franz Kafka’dan Yukio Mişima’ya yirmi yazar. Kıta Avrupası’ndan Uzakdoğu’ya, Anadolu’dan Latin Amerika’ya uzanan yirmi edip. Edebiyata yön veren yirmi ulu çınar.

Şiir, öykü ve anlatılarından tanıdığınız Ali Lidar’dan kişisel bir edebiyat kanonu; çevirdiğiniz her sayfada yazarın patikasını takip ederek ayak izlerinin ardında kaybolacağınız bir yazar atlası…

“Bugüne kadar yayımlanan kitaplarımdan çok daha farklı oldu Atlas. Temel amacım da şuydu: Özellikle öğrencilerimden ve genç arkadaşlardan sık sık kimleri okuyalım, hangi kitabı tavsiye edersiniz gibi sorular aldım ve almaktayım. İşte bu kitap tüm bu sorulara toplu bir cevap mahiyetinde değerlendirilebilir. Hangi yazarları sevdiğimi, hatta o yazarların özellikle hangi kitaplarını sevdiğimi ve bunun nedenlerini aklımın ve dilimin yettiğince anlatmaya çalıştım.”

Renk Delisi

“Uç uç böceğim, yarın düğün olacak, annem sana terlik pabuç alacak…”

İnsanın kendini keşfetmesi bazen zaman alabilir. Herkesin özel bir yeteneği olduğunu düşünen Mete de yıllardır çabalamasına rağmen bir türlü kendi süper gücünü bulabilmiş değil. Öyle ki, acaba ileride bir bakışıyla koca masayı yerinden oynatabilen süper bir çocuğa ya da duvarın arkasını görebilen harika bir çocuğa dönüşebilir mi diye hayaller kurup duruyor. Hatta teselliyi dilekleri gerçekleştirdiğine inanılan uç uç böceklerinde aradığı bile oluyor. Oysa sınıflarına birkaç hafta önce katılan Asya’ya göre onun zaten bir yeteneği var: Mete cümle kurduğunda sözcükleri âdeta renklerle dans ediyor.

Hayret bir şey! Sözcüklerin rengi olur mu hiç!? Sınıfın yenisi Asya tuhaf kız doğrusu. Hayatı renklerle ifade eden tam bir Renk Delisi! Kısa sürede arkadaş olduğu Mete ve Tuna ne kadar çabalasalar da ondan hiçbir şey saklayamıyor. Yeni bir kitap mı okudular, Asya şıp diye anlıyor. Kendisinden bir bilgi mi sakladılar, Asya hop diye sırlarını açığa çıkarıyor. Günler birbirini kovalarken, Tuna bütün sınıfı ilgilendiren önemli bir defterin de içinde bulunduğu sırt çantasını hırsızlara kaptırıyor. Bu duruma kayıtsız kalamayan kahramanlarımız Mete, Asya ve Tuna kolları sıvıyor ve çantayı bulabilmek için maceraya balıklama dalıyor. Karşılarına çıkan gizemli kulübedeki esrarengiz adamlar çalınan çantaya doğru onları yaklaştırmış olsa da işleri hiç kolay görünmüyor. Üstesinden gelmeleri gereken bir sürü engel ve “süper” güçlerini kullanacakları bir dolu macera üç kafadarımızı bekliyor…

Renk Delisi, yüz binlerce çocuğa ulaşmayı başaran “Süper Gazeteciler” serisinin sevilen yazarı Aytül Akal’dan duyular ve farklılıklar üzerine heyecan dolu bir serüven. Yusuf Tansu Özel’in desenleriyle kitapseverlerin gözünde canlanan bu keyifli macera, Akal’ın 8-10 yaş grubundaki okurlar için kaleme aldığı yepyeni roman dizisi “Süper Çocuklar”ın da ilk kitabı

Hamido – Meclisin Son Kabadayısı İlk Faili Meçhulü

Ahmet Dinç’in kaleminden Hamit Fendoğlu, kısaca Hamido… “Komünistleri de bu çiğköfte gibi yoğuracağım,” demişti 1967’de. Hamit Fendoğlu, kısaca Hamido… Aşiretler arasında arabuluculuk yapan lider oydu. Bir kabadayı olarak Malatya’da, Ankara’da raconlar kesti, paylaşılması gereken rantlarda söz sahibi oldu. Milletvekili olduğu yıllarda, fikirlerini beğenmediği vekilleri dövmek için meclis koridorlarında kovalayan oydu. Dövdüğü generalin kulağını ısırıp ısırmadığı çok tartışıldı. 1960 darbesinden sonra Yassıada’da yargılandı ve ceza aldı. Cezaevinde tuttuğu intikam listesindekiler ondan tek tek aman diledi. İsmet İnönü, tekrar milletvekili seçilmemesi için onu hapse attırdı ama o, İnönü’nün memleketinde ondan daha çok oy aldı. 1970’lerde Erbakan ‘parti kuralım’ dedi, Hamido ‘kadro yetiştirelim’ dedi, anlaşamadılar. Malatya belediye başkanlığını CHP’den aldığında, makamı zemzem suyuyla yıkattı.

İzollu aşireti Bulgurlu kolunun büyüğü Kör Hüseyin Ağa’nın uçsuz bucaksız çiftliğindeki biteviye sessizliğin ortasında başlayan hayatı, Malatya’da birkaç metrekarelik bir odada mükemmel hazırlanmış bir bombanın korkunç sesiyle son bulduğunda, geride vücudu bile kalmamıştı ama Hamido, gerçek anlamda bir efsane bırakmıştı ardında. Onun hayatı, cumhuriyet tahinin önemli bir tanıklığıdır aynı zamanda.

Ponpon Kediye Ne Oldu

“Üç kafadar kıkır kıkır gülüyor. Bu kadar komik ne olabilir ki? İnsan meraklanıyor.”

Ponpon ve üç afacan birlikte çok eğlenen arkadaşlar. Fakat bir gün afacanlar, pofuduk Ponpon’u her zamankinden daha farklı bir halde buluyorlar!

Sonra bakın sevimli dostlarımız neler yaşıyor…

Empati, farklı olana saygı duyma, karşısındakini olduğu gibi kabul etme, özgüven, dostluk ilişkisi, kurabilme v.b. beceriler kuşkusuz her anne- babanın çocuğunda görmek istediği önemli özellikler.

Çocuğunuz bu kitaptaki kahramanlarla tanışarak bu becerileri öğrenme ve geliştirme şansını yakalayacak.

Bu kitap, her halleriyle güzel olan çocuklarımızın duygusal ve sosyal gelişimleri için çok kıymetli bir kaynak niteliğinde. Psikoterapist – Tuğçe Isıyel

Dinazor Turizmcinin Anıları

Sevgili Okur nihayet okuma bitti, umarım seni biraz güldürebildim, biraz da düşündürebildim. Düşünelim çünkü işimiz Türkiye’miz için çok önemli. Turizm bu ülkenin hayat ağacının dallarından en önemlisi.

Bu noktada ben bir teşekkür borcumu yerine getirmek istiyorum, Bu sektörde saygıyı ve teşekkürü en önce hak eden birileri var, hayır, Genel Müdürler değil, Departman Müdürleri de değil. Onlar zaten hep sahne ışıkları altında.

Ben turizm denilen insanı mutlu etme sanatının gerçek ustalarını selamlıyorum, müşteri odalardaki bin bir türlü pisliği, bulaşık hanelerde kiri, yağı, pası temizleyen onlar. Her yıl tonlarca müşteri valizini taşıyanlar onlar. Müşterilere tıkır tıkır işleyen bir sistem sunan onlar. Bahçeleri cennet gibi işleyenler onlar. Ben maidlere, belboylara, çamaşırhane çalışanlarına, bulaşıkhane çalışanlarına, teknik servise, depoculara, arka plandaki kahramanlara teşekkür ediyorum.

Çocuk Eğitiminde Yaratıcı Drama

Oyun, çocuklarının kendilerini ifade etme yöntemidir. Çocuk gördüklerini, bildiklerini, deneyimlerini ve neşesini oyun aracılığıyla yansıtır. Bu nedenle oyun oynamayan çocuğu tanımak zordur. Drama etkinliklerinin amacı, çocuğun her alanda kendini daha fazla tanımasına olanak yaratmaktır. Çocuk canlandırdığı bir kimsenin özelliklerine bürünürken, kendini ve insanları farklı açıdan görmeye çalışır. Hayal ve yorum gücünü kullanarak çevresini tanır. Duygularını, heyecanlarını harekete geçirir. Çocuk bu etkinlikler ile birçok yaşantıyı öğrenip bunları kendi yaşantısıyla birleştirerek yeniden düzenlemeler yapar. Hareketli ve yaratıcılığa dayanan ortam, çocukların zevkle çalıştığı bir ortamdır. Drama etkinliklerinde görev alan, yaratıcılığını, vücudunu kullanan, iletişimde bulunan (sözlü-sözsüz) çocuk, sosyal yaşantısında rahat ve güvenli hareket eder. Çocuk Eğitiminde Yaratıcı Drama, anne-babalar, anaokulu ve özel eğirim öğretmenleri, çocuk gelişimi uzmanları, drama ve çocuk tiyatrosu alanında çalışanlar, hastane oyun odası öğretmenleri, kız meslek lisesi öğrenci ve öğretmenleri, çocuk psikiyatrisi alanında çalışanlar, psikologlar ile rehberlik ve danışma uzmanları için hazırlanmış bir rehber niteliğindedir. Okul öncesi ve ilkokul kitap, klasik eğitim yöntemlerinin etkisi altında kalmak ismeyen, konuyla ilgili herkese farklı bakış açısı kazandırmaktadır.