Balıklar, Palyaçolar ve Noel Baba

Yerler asfaltlansa da, şemsiyeler olsa da, kalorifer yansa da..
Yani ne yaparsanız yapın; yol engebelidir, soğuktur, sıcaktır, ölmek istersin, yaşamaya doyamazsın, kahkahalara boğulursun, ağlarsın, güçlüsündür ve zayıf…
Bir yol var ki trafik işaretleri yoktur.
Her an bir öküz çıkabilir ya da bir tavşan, az ileride lunapark olabilir ya da savaş ama başka yol yoktur.
O yüzden her şeyi unut ve yürümeyi öğren, bir daha, bir daha…

“Bir palyaço neden yalan söylesin ki
Ben palyaço olsaydım söylemezdim
Marangoz olsaydım da söylemezdim
Ben insan olsaydım yalan söylemezdim!”

– Turgut Uyar

İşçi Sınıfının Kıyısında Küçük Sanayi İşçileri Üzerine Bir İnceleme

Türkiye’de hem akademik hem de popüler düzlemlerde işçi sınıfı tasavvufu büyük ölçüde örgütlü işçi sınıfı kesimleriyle sınırlı kalmıştır. Bu tasavvur, bir yandan ücretli emeğin büyük işletmelerde toplanacağını uman modernleşmeci ideolojiden, diğer yandan da küçük işletmelerdeki ücretli emeğe atfedilen özelliklerden beslenmektedir. Ülke ve dünya ölçeğinde yaşanan gelişmeler küçük istihdam birimleriyle ilgili beklentileri yanlışlamaktadır. Sanayi ve hizmet sektörlerindeki yeni işbölümüyle birlikte ortalama işyeri ölçeği küçülmekte, geleneksel küçük işletmeler bu bölümüne eklemlenerek nitelik değiştirmekte ve bu işletmelerde ücretli emeğin ağırlığı artmaktadır. Bir alan araştırmasına dayanan bu çalışma, küçük işletmelerdeki emek ilişkilerinin pre-kapitalist özellikler taşıdığı, bu işletmerdeki işçilerin ücretli emek biçimlerini temsil ettikleri, yarı-proleter oldukları, yakın zamanda göç etkileri ve güçlü kırsal bağlantılara sahip oldukları şeklindeki alışılagelmiş kanaatlerin en azından tartışmalı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu özellikler bakımından, küçük sanayi işçileriyle işçi sınıfının diğer kesimleri arasında keskin farklılıklar yoktur. Farklılık kendini öncelikle kolektif davranma imkanlarının yapısal olarak son derece kısıtlı olduğu işyeri ve emek piyasası düzlemlerinde göstermektedir. Buna eşlik eden ve işçi sınıfının hegemonik kesimleriyle bağlantıların zayıflığıyla derinleşen diğer olgu ise yeniden-üretim alanlarındaki kültürel ve siyasal yalıtılmışlıktır.

Ahlak Felsefesi Yazıları

Ahlaka neden/niçin ihtiyaç duyuyoruz sorusu, ahlak üzerine düşünmede ve ahlaki gerekçelendirmelerde olmazsa olmaz bir sorudur. Bu sorunun bir yanıtı var elbet: İnsan olmak için! Çünkü ahlak, kişinin kendini gerçekleştirmesidir ki bu metnin/kitabın temel tezi budur.

Ahlak, eylemlerimiz için temel ölçüdür. İnsan olma ölçüsü… Eğer ölçüyü kaybedersek ahlakı da kaybederiz. Ahlakı, bizi insan yapan değerlerin sınırlarını belirleyen çizgiyi aşıp, sınırlarımızı kaybedersek, insanlıktan çıkarız.

İnsanlığa girmek, ona dahil olmak ve insan olmayı sürdürebilmek için ölçüde kalmak, ölçüyü muhafaza etmek gerekiyor. Bu gereklilik, sadece kendimiz için değil, bütün insanlık için isteyebileceğimiz daha büyük bir zemine ihtiyaç duyuyor. Bu zemini insanlığa doğru genişletmemiz elzemdir; ölçünün içinde ve onunla yolculuk yaparak…

İktisat ve Toplum Dergisi Sayı: 79 Mayıs 2017

Referandumun Ekonomi Politiği- Ömer Faruk Çolak

İktisat Eğitimi Üzerine Gözlemler-Asaf Savaş Akat

Küresel Kriz Sonrası İktisat Eğitimin Dönüşümü-Ahmet Faruk Aysan

Evrimci Makro İktisat, Anaakım İktisadının Parçası Olabilir Mi?-Ercan Eren

Ne Yaptığımızı Tam olarak Biliyor Muyuz?-Seçkin Sunal

İktisat Eğitimi Dönüşüme İhtiyaç Duyuyor Mu?- Murat Donduran

IS-LM Modeli ve Keynes’in Genel Teori’sinin Lisans Düzeyi Makro İktisat Eğitimindeki Yeri Üzerine… Kaan Öğüt

İktisadı Adabıyla Öğrenmek- N. Emrah Aydınonat

İktisat Öğrencisine Ekonometri Öğretmek- Harun Öztürkler

Politik İletişimde Tehdit Olgusu ve “ Türkiye’ye Alman Bilim Göçündeki İktisatçılar-Aytekin Keskin

Üniversitelerde İktisat Eğitiminin Sefaleti- Bayram Ali Eşiyok

Tarihin Aynası Şanlıurfa’da Kalkınma Yazınını Tartışmak: II. Ulusal Econ Harran Kongresi… Esra Siverekli

“Liderin Takım Çantası” Okurların İsteğiyle… Osman Arolat

Kurnazların Kazandığı Masallar

Gücün ve zorbalığın karşısına dikilen kurnazların kazandığı masallar…

Italo Calvino bizi masal ormanlarında gezdirmeye devam ediyor… Kurnazların kazandığı bu dört masalda insanlar ve hayvanlar büyülü ve zamansız bir “şimdi”de buluşuyor.

İtalyan ve dünya edebiyatının en önemli yazarlarından Italo Calvino 1923 yılında Küba’da doğdu. Romanları, hikâyeleri ve denemeleri dünya çapında okundu, sevildi. Çocuklar için de yazdı, ama bütün iyi kitaplar gibi bunlar da her yaştan okura seslenen kitaplar oldu. İkiye Bölünen Vikont, Ağaca Tüneyen Baron, Varolmayan Şövalye bunlara örnek verilebilecek başlıca eserleridir.

Derin Hizbullah

17 Ocak 2000 tarihinde İstanbul Beykoz’da yapılan Hizbullah operasyonu televizyonlardan canlı olarak yayınlanmıştı. Kazılan her mezar ev, bulunan her ceset, domuz bağları, işkenceli sorgu kasetleri, Hizbullah’ı Türkiye gündeminin ilk sırasına yerleştirdi. Bir yıl sonra, 24 Ocak 2001 tarihinde Diyarbakır’da, ilin Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve beş meslektaşı aynı örgüt tarafından öldürüldü. Bu suikast, örgütün belini kırdıklarını iddia eden yetkililere çok sert bir tekzip oldu; aynı zamanda Hizbullah hakkındaki senaryoların daha da artıp karmaşıklaşmasına yol açtı. Derin Hizbullah, örgütü başka odaklarla kurduğu “derin ilişkiler” temelinde değil, bizzat kendi derinliği içinde ele alıyor. Örgüt ve lideri Hüseyin Velioğlu hakkında gün ışığına çıkmamış bilgiler de içeren kitapta, Mısır, Cezayir, Afganistan gibi ülkelerde yaşananlardan hareket ederek dünyada ve Türkiye’de İslamcı şiddetin geleceği tartışılıyor. Geçen sene yaşanan tahliyelerin ardından dikkatler yeniden örgüte çevrilmişti. Ruşen Çakır, ilk basımını 2001 yılında yaptığımız kitabın bu yeni basımına, geçen on yılı ve son gelişmeleri değerlendiren bir bölüm ekledi.

Neler Oluyor Hayatta?

“Neler Oluyor Hayatta” küresel krizlerden ideolojilere değin insanlara karmaşık ve anlaşılması güç gelen pek çok konuda berrak fikirler sunuyor okuyucuya.Sönmez ve Kozanoğlu’nun sohbet tadında sundukları sade çözümlemelerin ve somut çözüm önerilerinin ışığında keyifli okumalar…Küresel Kriz: Nasıl Patladı, Neresindeyiz?Neoliberalizmde İdeolojik ÇöküşKriz Karşısında “Yükselen Ülkeler”, Çatırdayan Avrupa…Küresel Krizden Çıkış: Ama Nasıl?Küresel Krizde Sokağın Tepkisi, Nabzı…Küresel Krizin Türkiye’ye Yansımaları…Kriz Konjonktüründe Egemen Sınıf ÇatışmalarıTürkiye’de İşçi Sınıfı, Kent Yoksulları, Kadınlar ve Kürt MuhalefetiKent Hizmetlerinde, Eğitimde, Sağlıkta Metalaşma, Özelleşme…Medya, Kültür ve Metalaşma

18. Yüzyılda Osmanlı – İspanya İlişkileri

Osmanlı İmparatorluğu’nun etrafındaki dünyayla kurduğu politik ve ticari ilişkiler pek çok çalışmaya konu olmuştur. Elinizdeki eser de adından da anlaşılacağı üzere Osmanlı İmparatorluğu ve İspanya’nın XVIII. yüzyıldaki diplomatik ilişkilerini karşılaştırmalı olarak belgelerle ele almakta ve iki tarafın tavır ve tutumlarını masaya yatırmaktadır.Kitap dar çerçevede İspanya Kralı III. Carlos’un 1778 yılında Don Juan de Bouligny’yi bir ahidname imzalamak üzere Osmanlı İmparatorluğu’na göndermesinin ardından yaşanan süreci mercek altına alıyor. Üst çerçevede ise XVIII. yüzyılda İmparatorluğun başka bir devletle kurduğu ilişkide nasıl bir mantık yürüttüğü satır aralarında işleniyor.