Küreselleşen Dünya ve Değişen Türkiye

Hüseyin Latif, bu kitabında çağımız modern yaşamının en çok konuşulan konusu çevre problemlerinin etrafında küreselleşen dünya ve değişen Türkiye’yi sergiliyor. Gelişmiş ülkelerin uygarlık seviyesini güncel örnekler ile anlatırken, Türkiye’nin bu gelişmişlikteki tarihsel yerini uluslararası ilişkiler açısından saptamaya çalışıyor.

Şimdi asıl sorulan soruya gelelim. Müzakerelerin açılması amacıyla Luxembourg’ta hükümetlerarası konferansın toplandığı 3 Ekim 2005’ten günümüze kadar geçen süreye göre bir karşılaştırma yapacak olursak, sadece başlıkların açılabilmesi için 2018-2019’u beklememiz gerekecek.

Endişemizi bu defa, Kant’ın neredeyse tam iki yüzyıl önce sorduğu soruyla dile getirmek istiyoruz: “Ne bilmeliyim? Ne yapmalıyım? Ne ümit edebilirim?”

“Dr. Hüseyin Latif, kitabında benim uzmanlık alanım olan çevre, küresel ısınma ve enerji konularından sağlık politikalarına, siyasal dinamiklerden uluslararası dengelere Türkiye’nin içinde ve çevresinde oluşan yeni yapılanmayı ayrıntılı bir şekilde inceliyor… Globalleşmenin doğrusal gerçekleşip gerçekleşmediği veya “uygar” toplum konusu ve kim kimden uygar sorularıyla okuyucusunu düşünmeye sevk ediyor.”

– Porf. Dr. Halil Güven, İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü

“Hüseyin Latif’in kitabında güçlü ülkelerin küreselleşme ve dünya düzenindeki rolleri ve politikaları irdelenmiştir. Ayrıca Türkiye’nin, içinde bulunduğumuz dönemde bölgesel ve uluslararası önemli sorunları ele alınmıştır. Bunlar Ortadoğu’nun genel güvenlik sorunları, Türkiye-İran ilişkileri, Ermenistan, Boğazlar, Karadeniz ve Avrupa Birliği gibi günümüzün sıcak konularıdır.”

– Prof. Dr. Haydar Çakmak, Gazi Üniversitesi İİBF, Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı

Osmanlı’nın Valide Sultanları

Elinizdeki bu kitapla hanım sultanların Osmanlı medeniyetine nasıl katkıda bulunduğunu göreceksiniz. Bizlere hanlar, hamamlar, çeşmeler, kervansaraylar, köprüler, camiler bırakan iyiliksever valide sultanlar, hayat hikâyelerini kendi ağızlarından anlatıyor. 600 yıl boyunca üç kıtada hüküm süren Osmanlı padişahlarının anneleriyle olan sevgi bağı, valide sultanların çocuklarının eğitimi için harcadıkları çabalar gözler önüne seriliyor. Kitabın amacı Osmanlı hanım sultanlarını, ne göklere çıkarmak ne de aşağılamaktır. “Selden sonra geriye kalan kuma, yani Osmanlı medeniyeti”ne dikkat çekmektir. Eser çok sayıda vesika, kitap, gravür, döneminde yapılmış eski kıyafet albümleri ve yazarın özel koleksiyonundaki orijinal takılar incelenerek hazırlanmıştır. Aynı zamanda ressam olan yazar Sevinç Kuşoğlu bugüne kadar düşünülmemiş bir hanım sultanlar albümü oluşturmuştur. Bu kitap Osmanlı’nın hüzünlü anneleri hakkında yeni çalışmalara ilham kaynağı olacak bir eser niteliği taşımaktadır.

Bolluk Paradoksu

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi :
Basım Yeri :
Boyutlar : 13,50 x 20,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 216
Barkod : 9789944383820

Püf Noktalar

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : 2012
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 15,00 x 21,50 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 200
Barkod : 9786055365493

Küresel Şiddet Siyaseti ve Terör

“Ne yazık ki, savaşın terörizme karşı yapılmadığı, aksine, terörizmi savaşın doğurduğu gerçeği anlaşılmıştır; tıpkı Irak işgalinin bize gösterdiği gibi. Evet, işgaller ve savaşlar terörizme yol açan nedenleri körüklemektedir. Şu anda insanlık tarihinin önemli bir yol ayrımındayız; tarihte iz bırakacak dönemeçlerden birini yaşıyoruz. Eğer Batı, bu savaşkan tavrını sürdürerek, kendi halklarını bile kandırarak insanları dışlayan ideolojilerini yaymakta diretirse; dünya uçuruma yuvarlanıp, bir kan gölüne dönecek, sonu gelmez anlaşmazlıkların ve korkunç katliamların girdabında boğulup gidecektir.”

– Offiredo

Bu eser, yazarın bizzat cezaevlerindeki teröristlerle ve canlı bomba sürecinden geçenlerle 30 yıl boyunca yüz yüze yaptığı çalışmalar ve uluslararası literatürden dikkatle seçtiği öz belirlemelerden oluştu. 18 yıl dağda, çatışma alanlarında bulunup hayatta kalmayı beceren bir teröristin “geciken itiraflar” niteliğindeki anlatımları, Türkiye’nin son 35 yılda yaklaşık 50 bin insanın terör adına ölümünün ve bu sürede sadece terörle mücadeleye neden bir trilyon ABD Doları harcamak zorunda kaldığının açık belgeleri gibidir. Gençlerin nasıl terörist/canlı bomba oldukları da bu eserin ana konusudur.

Türk Ticaret Kanunu Eylül 2017

*Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun *3095 S. Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun *Çek Kanunu *Rekabetin Korunması Hakkında Kanun *Ticarette Teğşisin Men’i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun *Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun *Ticari İşletme Rehni Kanunu *İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun *Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik *Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik *Ticaret Şirketlerinin Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik *Münfesih Olmasına ve Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliği

İşyerinde Şiddet

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Şubat 2011
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 16,00 x 23,50 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Sayfa Sayısı : 229
Barkod : 9786053773986

Vahdettin Han – Söz Konusu Vatan

“Ben bu makam için hazırlanmadım.
Çocukluğumdan beri vücutça rahatsız olduğumdan layikiyle tahsil edemedim.
Yaşım kemale erdi, dünyada bir emelim kalmadı.
Biraderle hangimizin evvel gideceğimiz malum olmadığından bu makamı bekleyişte değildim.
Fakat takdiri ilahi böyle teveccüh etti, bu ağır vazifeyi deruhde eyledim.
Şaşmış bir haldeyim, bana dua ediniz.”

Osmanlı Devleti’nin son padişahı Vahdeddin Han, tahta geçtikten kısa bir süre sonra bu sözlerle kendisine yönelmiş bakışların sahiplerine seslenmekteydi. Tahta çıkışını ateşli bir külün üzerine oturmakla eş tutan ve karşılaşılabilecek sorunlar apaçık ortada iken bu görevi omuzlarına yüklenmeyi kabul eden Vahdeddin Han bunun sebebini tek bir cümleyle açıklıyordu; “SÖZ KONUSU VATAN”

Birinci Dünya Savaşından mağlup bir şekilde çıkan ve düşman kuvvetleri tarafından işgal edilip paylaşılmaya başlanan devleti kurtarmanın tek çaresini Anadolu’dan başlatılacak yeni bir mücadelede gören Vahdeddin Han, özel olarak seçmiş olduğu paşaları Anadolu’ya yollarken bir paratoner misali tüm şimşekleri kendi üzerinde topluyordu. İzlemiş olduğu oyalama politikası ile iki taraf arasında kalan ve bin bir türlü sıkıntılar çeken Vahdeddin Han tüm bunlara katlanmasının sebebini de tek bir cümleyle açıklıyordu; “SÖZ KONUSU VATAN”

Başlatılan mücadeleye maddi ve manevi tüm desteklerini sunan Vahdeddin Han, daha sonrasında bu mücadelenin karşısındaymış gibi gösterilerek hain ilan ediliyordu. Daha da kötüsü atalarından miras kalan vatan topraklarından çıkıp gitmesi isteniyordu. Vahdeddin Han, istemeyerek de olsa belki bir gün geri gelirim umudu ile vatandan ayrılırken arkasından “hain”, “”kaçtı” gibi iftiralarda bulunuluyordu ama O, sessiz kalmayı tercih ediyor ve bunun sebebini de tek bir cümle ile açıklıyordu; “SÖZ KONUSU VATAN”