Cogito Sayı: 72 – Tuhaflık ve Yaratıcılık

Cogito’dan Tuhaflık ve Yaratıcılık Ayla Yazıcı – Yaratmalı mı Yaratmamalı mı? Absürt Duygusu Sahneyi Kapladığında Nayla De Coster – Yazmak Bella Habip – Dil Tuhaflaşınca: Orwell ve Wolfson René Roussillon – Albert Camus’de Yabancının Yüzü ve Olumsuzun Matrisi / Le Visage de L’étranger et la Matrice du Négatif chez Albert Camus Sinemada Yabancılık/Tuhaflık Yavuz Erten – Playback’i Yakalamak Anne Brun – Almodovar Sineması’nda Tuhaf Transseksüel Figürü / La Figure Etrange du Transsexuel dans le Cinema D’Almodovar Nazlı Ökten – Zebercet ve Muharrem: Türk Sinemasında Tuhaf Eril Figürler Ötekilik ve Kimlik Karmaşası Nilgün Taşkıntuna – Kuramsal Çerçeve Alain Ferrant – Maupassant ile İkiz Eşi: Ölüme Karşı Yazı / Maupassant et son double: l’écrituere contre la mort Zeynep Direk – Yaratıcılık: Başkayla İlişki Nilüfer Erdem – Moby Dick: Güzellik mi Çirkinlik mi? Sözel Olmayan Yaratımlar ve Ruhsal Olarak Hayatta Kalma Jean-Marc Talpin – Tanıdığı Yabancılaştırmak/Tuhaflaştırmak, Yabancıyı/Tuhafı Tanıdıklaştırmak, Performans Sanatında Beden / Rendre étrange le familier, familiariser l’étrange : le corps dans l’art de la performance Özden Terbaş – “Boyalı Kuş”un Kanat Sesleri Vincent Di Rocco – Ham Sanattan Sanatla Tedaviye, Yaratılar ve Kurumlar / De l’art brut aux médiations artistiques, créations et institutions Masalların Evreni Yeşim Korkut – Masallar ve Psikanaliz Evreninde, E. T. A. Hoffmann, Der Sandmann Adlı Eseri ve Claude Ponti ile Bir Yolculuk Bernard Chouvier – E. T. A. Hoffmann’da Bakış ve Tuhaflık / Le Regard et L’etrange chez E. T. A. Hoffmann Maïa Guinard – Üç Altı Yaş Arası Çocuklara Yönelik Resimli Kitaplarda Tuhaflık Öğesi: Claude Ponti’nin Dünyasında Bir Gezinti / A propos de l’étrange dans les albums pour enfants de trois à fouillis disparaît lorsqu’on se laisse pénétrer par cet univers où le processus primaire est roi; six ans: une exploration de l’univers de Claude Ponti Gerçek ve İmgesel: Yabancılığın/Tuhaflığın Simgeleştirilmesi Christian Guerin – Tuhafın Büyüsünden Yabancılığın Simgeleştirilmesine Roger Caillois / De la fascination pour l’étrange, à la symbolisation de l’étrangeté chez Rogers Caillois Nami Başer – Son Lacan ya da Lacan’ın Sonu

Her Gün Yeniden

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : 2011
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 13,50 x 21,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Orijinal Dil : İngilizce
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 309
Barkod : 9786055514617

Masum

“Daha İkinci Dünya Savaşı’ndan çıkar çıkmaz, kendimizi Nazilerin bize çektirdikleri kadar mide bulandırıcı işler yaparken bulduk. Cezayir’in Cezayirlilere bırakılması gerektiğini anlamamız için, Fransız tarafından yirmi yedi bin ölü verilmesi ve on binlerce gencin de aklını tamamen yitirmesi gerekti. İşkenceden bahsetmiyorum bile…”

“Amerikalıların en güçlü olduğu, Batı’nın üzerinde hâkimiyet kurduğu alan budur: Tabii ki tamamen çarpık bir iletişim anlayışı. Düşmanlarını diğer ülkelerin de gözünden düşürmek için her şeyi uydurabilirler. Dün bu Irak ve onun sözde kitle imha silahlarıydı, bugünse Rusya tüm kötülüklerin sorumlusu ilan edilsin diye her şeye hazırlar.”

“Sırf oyunculuk yaptıklarında, oyuncuları pek sevmem. Gereğinden fazla oyuncu olmaya çalışırlar hâlbuki olmamaları gerekir. Bundan dolayı, ufacık sıçabilmek için aşırı ıkınmaları gerekir.”

“Satyajit Ray…Renoir’ın asistanlığını yapmıştı. Et’nin fikri ona aitti. Senaryosu Columbia’nın çekmecelerinde unutulup gitmiş, birkaç yıl sonra da Et gösterime girerek bildiğimiz başarıya erişmişti. Onu, projenin yapıma alındığından asla haberdar etmemişler; hiçbir telif hakkı elde edememişti.”

“Bugün dünyada, gösterime giren filmlerin yüzde doksan yedisi İngilizce’dir. Dünya çapında on tane yıldız vardır, onu da Amerikalıdır. Onların sinemadan çok oyuncağa benzeyen özel efektli filmlerinin karşısında, dünyanın geri kalanı var olmayı sürdürmekte zorlanmaktadır. O Amerikan filmleri de genellikle sinemayla propagandayı, gayet ustaca harmanlamayı çok iyi becerirler.”

Dünyaca ünlü usta aktör Gérard Depardieu bu kez sinemadan politikaya, aşka ve insana dair Sarsıcı ve hatta Şoke Edici Eleştirilerini bir kitapta topladı. Sahici bir biçimde, doğal bir akışla, karşısındakiyle konuşur gibi kaleme aldığı eser Fransa’da, Abd’de ve Rusya’da olay yarattı. Sıra Türkiye’de… Masum’iyeti arayanlara…

Koan

Koan, insanoğlunun bilinç olarak yeni bir çağa doğru ilerlediği şu anda, an’ın kıymetini, yeni enerjinin ruh ve beden birlikteliğindeki devinimini ve bu “Yeni” olanın ne olduğuna dair sezgiselliğin önemini ve kaçınılmazlığını içermektedir.

Aklın değil, tamamen işleyen sezgilerin ürünü olan Koan,  Uzak doğu bilgeliğinden ve kendi tasavvufumuzdan esinlenerek dokuz öyküden oluşmaktadır.

Tanrım Sana Dönüyorum

Tanrım Sana Dönüyorum, bir Panteist Manifesto’dur. Panteizmin tüm yönleri ile incelendiği çalışmada, Varlık Birliği inancı, Tekamül Yasası, Bilinçaltı ve Bilincin, Üst Bilinç ile olan ilişkileri, Evrensel Zeka ve sezginin nasıl işlediği, Kadın ve Erkek arasındaki algılama ve davranış farklılıklarının nedenleri, Kuantum Felsefesinin ne olduğu ve insanlar arasında ve özellikle de iki cins arasındaki ilişkilerde kuantumcu düşünce sisteminin nasıl kullanılacağı, Panteist inancın ve Kuantum felsefesinin günlük yaşamdaki kullanım alanları gibi konular ayrıntılarıyla ele alınarak incelenmiştir.

Arka Kapak yazısında Mustafa Kemal Atatürk’ün Tekamül üzerine düşüncelerine yer verilmiştir. Yine arka kapakta, kitabın, farklı bireyler olarak varolma hakkına sahip çıkan Türk Gençliğine ithaf edildiği kaydedilmektedir.

Fiziki Coğrafyada Araştırma Yöntemleri ve Teknikler

Bugün teknolojinin sunduğu fırsat ve olanaklar bilimsel gözlem ve ölçümlerin çok kolay ve doğru yapılmasının yanı sıra; yorum, analiz, deney, sınama ve karşılaştırma konularında da büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Bu gelişmeler hiç kuşku yok ki bilimsel tekniklerin yanında metodolojik olarak da büyük gelişmeleri, çeşitlilikleri ve kolaylıkları beraberinde getirmiştir. Teknolojik alanda meydana gelen değişim ve yenilikler, pozitif bilimlerin yöntem ve tekniklerinden faydalanan fiziki coğrafyanın ele aldığı konularda ve bilimsel tekniklerde değişikliklere neden olmuştur. Nitekim uzaktan algılamadan dijital kartografik gelişmelere, yeni laboratuvar analiz tekniklerinden saha gözlem ve ölçüm tekniklerine kadar birçok yeni araç ve teknik, bilimsel çalışmalarda kullanılır olmuştur. Özellikle bilgisayar ve dijital teknolojilerdeki ilerlemeler, fiziki coğrafya araştırmalarının temel konusunu oluşturan doğal fenomenlere ilişkin modelleme ve simülasyon gibi uygulamaları da mümkün kılmaktadır.

Salkımsöğütün Türküsü

Salkımsöğütün Türküsü başlıklı yazı Evin İlyasoğlu’nun yazın dünyasına ilk adım atışıdır. Yeni Dergi’nin 1968 Eleştiri Yarışması’nda bu denemesiyle birinci olur ve bundan sonra yaşamındaki müzik dünyasıyla yazın dünyasını birleştirir. 7 yaşında piyano çalmaya başlamış; yıllar içinde müziği yazmak, müziği anlatmak tutkusuyla radyo – TV programcılığı, yazarlık ve hocalık yapmıştır. İlk kitapları gün yüzüne çıktığında en önemli kaynakları müzikçilerle yaptığı söyleşilerdir. Sonra müzikçi portreleri ve müzik üstüne değinmelerle yazılarını ve bugün sayısı 20’yi aşan kitaplarını ortaya çıkartır.
Bu kitapta yerli sanatçılar kadar yabancı sanatçılar, dünyaca ünlüler kadar alçak gönüllüler, tarihin derinindeki anıtsal portreler kadar çiçeği burnundakiler, bugünkü ünlülerin ilk gençlik anıları rengarenk bir yelpaze oluşturuyor. Kimi düşünürün ve müzikçinin kendi çağını değerlendirmesi de kitaba tarihsel boyut katıyor. Bu seçkinin önemli bir işlevi yeni yetişen müzik yazarlarına söyleşi yapma tekniği kadar müziği geniş kitleye sevdirmek için ipuçları sunmasıdır.
Evin İlyasoğlu şöyle diyor:
“Günlük gazete ve dergilerde yayımlanan yazılar çabucak uçup gider. Yıllar sonra onların derlenmiş halini okumak bir okur olarak bana her zaman heyecan vermiştir. Bu yazıları seçerken bir yandan her zaman gündemde olan konulara öncelik verdim, öte yandan da zamanın izdüşümü olan yazılar arasından seçme yaptım.
Bu tür kitapların basılmasını ressamların retrospektif sergilerine benzetiyorum. Her yeni yazı, her yeni kitap gibi bu derlemem de beni sonraki çalışmalarım için yüreklendiriyor.”

Pul Biber Dergisi Sayı : 8 Mayıs 2016

Bu ay bütün sokaklar Pulbiber’e çıkıyor! Mayıs sayısı raflarda!Pulbiber 8.sayısıyla “Sokak Hala Çok Güzel, Gelsene!” diyor!

Sokağın ruhunu kapağa taşıyan tasarım Mazhar Bilgiç’ten…Yeni şiir kitabı “Mayıs Giremez”le Küçük İskender, Deniz Durukan’ın sorularını cevapladı.Deniz Durukan’ın bir diğer röportaj konuğu da 1994’teki “Sokak Şarkıları” albümünden bu yana efsane haline gelen Yaşar Kurt.

Altay Öktem sordu, Oktay Guzeloğlu cevapladı: “Sokaklar tutunamayanları çağırır” Yıllardır sokaklarda işportacılık yapan, kitaplar yazan, belgeselleri çekilen Nalan Türkeli, Altay Öktem’e sokağı ve sokakta kadın olmayı anlattı.

Sokak deyince sokak sanatlarını unutmak olmaz. Heja Bozyel, grafitti dünyasını anlatan bir belgesel çeken yönetmen Harun Işık’la konuştu.İşini sokakta yapan kameramanların dünyasını CNN Türk Haber Kameramanı Ahmet Akpolat anlattı.

Dünyanın dört bir yerinden grafitti örnekleri Arzu Tascioglu’nun vizöründen Pulbiber okuruna geliyor.”Meyhanedeyiz Yine Bu Gece, Benim Güzel Lokantalarım, Balıklama” kitaplarının yazarı Ufuk Kaan Altın, “Sokak Lezzetleri”ni yazdı.

Anil Mert Özsoy, sokakta kendi isteğiyle yaşayan, “Sokağın Leon’u” Azim’le Pulbiber okurunu tanıştırıyor.Yolu Beyazıt’tan, Sahaflar Çarşısı’ndan geçen/geçmeyen herkesin tanıdığı Hüseyin Avni Dede, bu sayının konuklarından.

Gonca özmen, isyanın kalbi olan “Sokaklar”ı anlattı: “Sokaklar, Gökyüzü İnsin Diyedir Aşağı”Heja Bozyel, “Çıkılamayan Sokaklar”ı, Sur’u anlatıyor.Sevin Okyay, Beşiktaş sokaklarını yazdı.Gülce Başer, 1 Mayıs’ı ve sokakları anlattı.

Güven Erkin Erkal, “Yol Şarkıları” derlemesiyle Pulbiber’de.Bir canlı bombanın hikayesini anlatan Yolculuk filminin oyuncularından Cansu Fırıncı, Özlem Özdemir’in konuğu.Buket Uzuner’in araştırmacı kaleminden, bir Osmanlı gezgin kadını Zeynep Hanım’ın yeni hikayelerini okumaya devam ediyoruz.Fotoroman geleneğine bu ay Edirne’den, Edirne’nin insanlarıyla omuz verdik. Geniş bir oyuncu kadrosunun yer aldığı “Foto-Roman”ın senaryosu Altay Öktem’den, fotoğrafları Pınar Tuncer’den, Styling ise Erdoğan Eğmen’den.

Bir Esin Özbek harikası “Kahlo’lası Frida” bu sayıda da bizlerle.Önceki sayımızda röportaj konuğumuz olan Mete Ozgencil, şimdi “Posa” köşesinde yazılarıyla karşımızda.

“Şiir Ayakta”da bu ay konuğumuz Ahmet Telli.”Ne Umdum Ne Buldum” sayfasında ise “Hayatımı şiir gibi yaşadım” diyen Mario Levi var.Anıl Mert Özsoy’dan, şarkıları üzerinden içli bir Ahmet Kaya yazısı Mayıs sayısında.

Yalçın Tosun bu ay “Bendeki Kadınlar”da Sevim Burak’ı anlatıyor.Bu sayıda şiirlerini okuma mutluluğuna eriştiğimiz isimler Mehtap Meral ve Seçil Yıldız.Yeni bir köşe: “Şimdi Ne Yapıyor?”, konuklarımız Haluk Piyes ve Fikret Kuşkan.

Uzayın derinliklerinden dünyamıza bakan Neyran Gunucer, bu ay Sakallı Celal’i anlattı.”Her Şeyin Bir İlk’i Vardır”da bu ay Şenay Gürler, “Yaptım, Yapamadım, Oldu, Olmadı”da Semih Saygıner konuğumuz.Ayın kitap incelemeleri, “Yakın Gözlüğü” sayfasında Damla Yazıcı’dan geliyor.

19 Mayıs’ta durumları bu sefer gençlere sorduk, onlardan dinledik.Önceki sayılarımızdan bu yana Pulbiber’de eserleriyle arz-ı endâm eden isimler ise şöyle: Akasya Asıltürkmen, Anıl Nişancalı, Aslı Tohumcu, Ayça Güçlüten, Ayça Ünüvar, Ayşen Gruda, Ayşe Özlem İnci, Ayta Sözeri, Berna Yangın, Cenk Taner, Guner Kuban, Kamucan Yalçın, Kübra Demir, Melike İnci, Meltem Yilmazkaya, Mine Söğüt, Nermin Yıldırım, Nilüfer Açıkalın, Rabia Kip, Rafet Arslan, Sama Bada, Siminya, Yasemin Şefik.