Bebek ve Çocuk Sağlığı

Bir yuva kurmak üzere hayatlarını birleştirmiş kadın ve erkeğin şüphesiz ki bir süre sonra en tabii beklentileri bir evlat sahibi olmaktır.

İlk haftasını problemsiz olarak dolduran bebek aslında hekimi endişelendiren birçok problemden sıyrılmış demektir. Bebek evdeki ve yakın çevrelerdeki herkesin bütün ilgisini üzerine toplamıştır. O bebek olmaktan, anne ve baba da, anne baba olmaktan çok memnundur. Her türlü oyuna, ilgiye beklenenden fazlasıyla cevap verip her gün biraz daha kalbimize sokulur.

Yeni doğan bebek erişkinin küçük bir maketi değildir. Hem fizyolojik, hem de anatomik olarak erişkinden büyük farklılıklar gösterir. Yeni doğan özelliklerinden erişkin yapıya dönünceye kadar bir seri değişiklikler yaşanır. Yeni doğan döneminde rastlanan bir çok hastalığa erişkinlerde hiç rastlanmaz veya erişkinlerin bazı hastalıkları küçük çocuklarda hiç görülmez.

1. yaşını doldurmuş bebek yürümenin de verdiği hareket özgürlüğü ile yavaş yavaş anneden kopmaya başlayacaktır. Büyük bir merakla araştırıcılığa başlayan çocuk, elinin ulaştığı her yeri didik didik karıştıracaktır. Bu anneyi çileden çıkarmak için değil, öğrenme merakıyla yapılmış masum bir harekettir.

2. yaşın tamamlanması ile mini kayvru bebeklikten çıkıp çocukluğa başlamıştır. Bunun evdeki adı ise “adam olmak”tır. Bu arada belki abla ya da ağabey bile olmuştur.

Okul çocukluğu döneminde bedeni hareket ve faaliyet çok artar. Buna bağlı olarak kemik ve kas gücü de artmıştır. Omurga düzleşmeye başlar fakat çocuk çok esnektir. Uygunsuz duruşlar, hatalı çanta taşımalar vb. nedeni ile kolaylıkla omurga eğrilikleri oluşabilir. Aşırı hareketlilik ile ortaya çıkan ağrılarla daha önce farkedilmemiş düztabanlıklar kendini belli eder.

Alem-i İslam ve Japonya’da İslamiyet’in Yayılması (2 Kitap Takım)

Bir gün Tokyo etrafında dolaşmakta idim, ahbaptan biri tesadüf ederek “Şu Köyde bir Türk var, geçende sizinle görüşmeyi arzu ediyordu” dedi. Türk’ kelimesini işittiğim gibi hemen bende bir memnuniyet hâsrl oldu ki; tarif edemem, aylarca müslüman görmemişim, ‘Nerede acaba?’ diyerek adresini öğrendim. Hemen aramaya gittim, tarif olunduğu gibi buldum, Nippori isimli köyde Mikazki Kak -(“güneş ile hilal” manasını ifade eder)- (adlı) eve geldim, genç bir Japon kızı karşıladı. Dedim ki: -Burada bir Türk varmış?! -Hayır Türk yoktur, Arab var. Huve zevcî [o benim eşim] diyerek Arapça ilave edince, ziyadesiyle taaccüp ettim: Japon kızı Arapça konuşur, eşi de Arap olur; (inanılır gibi değil)!.. -“Eşiniz nerededir?” diye sordum. -Buyurunuz şimdi gelir. Derken bir odadan ihtiyarca bir Japon kadın çıktı; Selâmun aleykum faddalü [buyurun] demesiyle ben de ayakkabılarımı çıkardım, içeri girdim. Duvarda bir fotoğraf; Mısır Kahire subaylarından olduğunu görüyorum. Kızcağız, Hazâ zevcî [bu benim eşim] dedi. Hayret!.. * * * ‘Zemzem’, olabilir ki bir maden suyudur [minerals]. Fakat bizim itikadımızda mukaddes bir sudur. Zemzem-i şerîfi, hacılar tenekeler ile alıp memleketlerine götürürler, vaktiyle ben de götürmüştüm, bu suyun şişede on iki sene kaldığı halde hiç değişmediğini ve bozulmadığını müşahede ettim. Bir rivayet vardır ki: “Zemzem kaynamaz” derler; ben tecrübe ettim kaynadı, fakat kaynadıktan sonra yemeği çok fena oldu; çay yapıp içecek oldum, daha fena oldu; şeker de koydum büsbütün fena oldu, korktum edebimi takındım, bilahare kaynamış [Zemzem] suyu ile yıkandım ve (Zemzem suyu ile yaptığım) çayı (ise) gömdüm, belki edeb sınırını aşmışımdır diye pişmanlık duydum.

Eğitim Ritüelleri

Ritüeller, toplumsal yapıyı şekillendirme ve toplum üyelerini birbirine bağlama işlevi görür. Modern uluslaşma süreciyle, yeni nesilleri toplumsallaştırma artık okullarda yapılmaktadır. Geçmişte aile ve dini kurumların işlevi, günümüz toplumunda okulların olmuştur. Bu yeni aygıtın devlet, kendi varlığını sürdürmek ve pekiştirmek için kullanır. Birinci amaç yeterli iş gücü ve emek disiplinini sağlamak üzere akademik ve mesleki becerileri verip toplumu heterojenleştirmektir. İkinci amaç ise, hakimiyetini meşrulaştırıp, norm ve değerleri içeren kültürel kodlarla yen toplumu homojenleştirmektir.

Filiz Meşeci Giorgetti bu kitabın okullarda geliştirilen ritüellerin kaynaklarını gösteriyor ve anlamını ortaya çıkarıyor. Bunun yanı sıra, toplumun temelde birbiriyle ilişkili ritüeller tarafından şekillendiğini gösteriyor.

Din, devlet, eğitim ve ritüel arasındaki ilişkiler okudukça şaşırtıyor. Farklı kültürlerdeki benzerlikler ya da değişimler yeni ufuklar açıyor. İlham alınan kültürlerin izleri, zamanla Türkiye’de uygulamaların nasıl değiştiği okuru şaşırtıyor. Tahmin edileceği gibi iktidarların değişmesiyle, uygulamaların da nasıl değiştiği, özellikle andımızda yaşanan biricik örnekte çok belirginleşen ancak daha pek çok uygulamaya nüfuz eden o toplum kurma girişimleri kitabın sonuna doğru iyice belirginleşiyor. Verilen sayısız örnek, tarihsel sıralama belki bir miktar bildiğimizi ayan beyan ortaya çıkarıyor.

Ülkemizde yok denecek kadar az olan, oysa ülkemizdeki her öğrencinin geçtiği sıraları ilgilendirmesi bakımından çok önemli bu konu, düşünmeyi, yazmayı hak ediyor.

Borçlar Hukuku

İçindekiler:

  • Borçlar Hukukunun Konusu,Kaynakları ve Temel Kaynakları
  • Borç İlişkisinin Kaynakları,Doğuşu,Hukukî Muameleler
  • Hukuka Aykırı Fiiller
  • Sebepsiz Zenginleşme ve Borcun Diğer Kaynakları
  • Borcun İfası
  • Borcun İhlali ve Borçlunun Temerrüdü
  • Borcun Sona Ermesi
  • Borç İlişkisinde Özel Durumlar

 

25 Farkındalık Dersi

“En son ne zaman bir üzümü, bir kirazı bir ısırık elmayı çok yavaş çiğnediniz ve gerçekten tadını aldınız ve kokusunu algıladınız? Elbiselerinizin kumaşının cildinizde bıraktığı hissi algılamak için ne sıklıkta zaman ayırıyorsunuz? Hiç yünün, pamuğun ve ipeğin hissettirdiği duygunun bilincine vardınız mı? Hiç tüm dikkatinizi tek bir nefes alıp vermeye odakladınız mı ve bunu başlangıcından sonuna kadar dikkatlice takip ettiniz mi?

Farkındalık, mevcut anı bilinçli bir akıl ve şefkatli, açık ve sevgi dolu bir kalp ile algılamaktır.

Hepimiz her bir anda gövdemizde, aklımızda ve kalbimizde nelerin olup bittiğini bilecek kapasitedeyiz ve algıladığımızı kabul etme ve bununla dost olma kapasitesine sahibiz.

Farkındalık bize deneyimlerimize tam olarak katılımcı olma ve hayatı sansürsüz yaşamak için gerekli olan tüm araçları sunabilir.”

İki Sevda Arasında

Yazar yazma hayatına okuyarak ve beğendiği yerleri not defterine not alarak başladı. İlk zamanlar şiir denemeleriyle başlayan süreç daha sonra gelişerek küçük küçük hikayelere dönüşüp roman haline geldi. Büyük heyecanlar barındıran bu eser belki de geleceğin yazarı olacak genç bir yazar adayının ilk kitabı olarak elinizde bulunuyor. 

Hayatında hiç aşık olmamış bir genç, tesadüfler sonucu bir aşka tutulur. Uzaktan ve hayalen yaşadığı bu aşka gerçek anlamda kavuşacakken yine başka tesadüfler sonucu gerçekleşen yarı gerçek yarı kurgu olayların gelişimi sonucu hiç umulmadık bir son meydana gelir

 

100 Soruda Altı Sigma

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : 2011
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 14,00 x 21,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Sayfa Sayısı : 143
Barkod : 9786056196515