Tanık ve Arşiv

“Batının siyasal modeli Şehir değil Toplama Kampı’dır. Atina değil Auschwitz’dir.” Bugüne dek Auschwitz hakkında çok şey söylendi, birçok çalışma yapıldı. Ama tarihsel bir perspektiften anlaşılır kabul edilen pek çok şey, felsefi açıdan muğlâklığını hâlâ koruyor.

Yirminci yüzyılın önde gelen felsefecilerinden Giorgio Agamben’in çalışması, bugün etik adına ileri sürülen ilkelerin hiçbirinin belirleyici sınavdan, Auschvvitz’in bizi karşı karşıya bıraktığı etik sınavdan geçemediğini söylüyor bize. Agamben kurtulanların tanıklığının özünde önemli bir boşluk içerdiğine dikkat çekiyor. Kurtulanlar, hayatta kalanlar tanıklık edilmesi olanaksız bir şeye tanıklık etmek zorunda bırakıldıkları için tanıklıkları bir boşluk içeriyor.

Agamben bu çarpıcı çalışmasında tanıklığın özündeki bu boşluğu sorguluyor. Daha doğrusu “olmayan” bir şeye kulak vermeye çalışıyor. “Eğer insana tanıklık eden tek kişi, insanlığı bütünüyle yok olmuş kişiyse, bu insan ile insan-olmayan arasındaki özdeşliğin asla tam olmadığı ve insanı tamamen yok etmenin gerçekten mümkün olmadığı, daima bir şeyin geride kaldığı anlamına gelir. Tanık da işte bu artakalandır.” diyor bize. Tanığı böyle kavradıktan sonra, Auschwitz’in ardından etik adına geliştirilmiş öğretilerin neredeyse hepsini bir kenara bırakarak, Antik Yunan’dan günümüze, Spinoza’dan Nietzsche’ye, Kierkegaad’dan Heidegger’e, Benjamin’den Adorno’ya, Blanchot’dan Foucault’ya pek çok felsefeciyle hesaplaşıp, geleceğin yeni etik sınırlarının haritasını çizmeye yöneliyor.

Beyin – Bağırsak Bağlantısı

Beynimiz ile bağırsaklarımız arasındaki bağlantıyı hepimiz deneyimleriz; “doğru geldiği” için aldığımız kararlar, büyük bir toplantı öncesi midemize giren kramplar, stresli olduğumuzda karnımızın guruldaması bu bağlantının göstergeleridir. Bağırsak ile beyin arasındaki diyalog, Ayurvedik ve Çin tıbbı gibi eski tedavi gelenekleri tarafından kabul edilirken, Batı tıbbı beynin, bağırsakların ve bağırsak mikrobiyotasının birbirleriyle iletişim kurma biçimlerinin karmaşıklığını genel olarak dikkate almamıştır.

UCLA’da Stres Nörobiyolojisi Merkezi’nin direktörü olan Prof. Dr. Emeran Mayer, gelişmekte olan bu bilime devrimsel ve kışkırtıcı bir bakış açısı sunarak bize sağlığımızın sorumluluğunu üstlenmek ve vücutlarımızın doğuştan gelen bilgeliğini dinlemek için bağırsak-beyin bağlantısının gücünden nasıl faydalanmamız gerektiğini öğretiyor.

Beyin-Bağırsak Bağlantısı, ağırlıklı olarak bitkisel beslenmenin bağırsak ve beyin sağlımız için neden önemli olduğunu, bağırsak-beyin gelişiminde erken çocukluk döneminin önemini ve çocuklarının iyi gelişmesine yardımcı olmak için ebeveynlerin neler yapabileceğini, aşırı stres ve kaygının gastrointestinal hastalıklar ve bilişsel bozukluklardaki rolünü, “içimizden gelen hisleri” nasıl dinleyeceğimizi ve vücudumuzun bize gönderdiği sinyallere nasıl dikkat edeceğimizi ve çok daha fazlasını anlaşılır bir dille açıklıyor.

Marx – Kilit Fikirler

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Haziran 2011
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 13,00 x 20,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Orijinal Dil : İngilizce
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 226
Barkod : 9786055655921

Bilim Adamlarımız Serisi – İbni Sina

İbni Sina, 980 yılında, Horasan’ın Belh şehrinin yakınındaki Efşene köyünde dünyaya geldi. On yaşında iken Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Evlerinde dinî, felsefi ve bilimsel sohbetler eksik olmazdı. Buhara’ya giderek Felsefe eğitimini aldı. Hukuk, Edebiyat, Mantık, Matematik, Tıp, Fizik alanında da kendini geliştirdikten sonra, asıl ilgi alanını oluşturacak olan Metafiziğe yöneldi. Aristo’nun Metafizik kitabını anlamakta güçlük çekmekteydi. Bir sahaftan aldığı “Aristo Metafiziğinin Maksatları” adlı kitabı okuyarak bu konunun da üstesinden geldi.

Küçük yaşta tüm ilimleri öğrenmiş olan İbni Sina, dönemin sultanı Nuh b. Mansur tarafından saraya hizmet etmesi maksadıyla davet edildi. Batıdaki etkisi de İslam dünyasında olduğu kadar geniş olan ve “Avicenna” lakabıyla bilinen İbni Sina, eserlerinin tercümeleri ile Tıp, Matematik, Fizik ve Metafizik alanında yeni fikirlere kapı açtı. Almış olduğu eğitim sırasında zor bir konuyla karşılaştığı zaman Allah’a dua ve ibadet ile problemlerin çözümlerini ilham etmesini isterdi. 57 yaşında iken şiddetli bir bağırsak hastalığına yakalandı. Kendisi ve zamanının hekimleri tedavi etmeye çalıştıysa da iyileşemeyerek 1037 yılında Hamedan’da vefat etti.

İslamcılık

Çağdaş Müslüman toplumları inceleyip gözlemleyen herkes şu noktayı göz ardı etmemelidir ki, İslamcılık, gerçeklikte tamamlanmış bir proje değildir. Geleceğe ve değişen konumlara açık bir projedir. Bu sonucun arkasındaki sebep çok basittir: İslamcılık, bir komplo değildir. Siyasi veya ideolojik, komplocu bir aklın üretimi değildir. Bireylerin veya bir grubun ortaya atıp desteklemesi neticesinde de doğmamıştır. İslamcılık, 19. yüzyılın sonuyla 20. yüzyılın başında Arap ve İslam bölgesinin büyük kesimini kaplayan modernleşme hareketine karşı reel tarihi koşullardan doğmuştur. Bu hareket toplumda, derin değişimlere yol açmıştır. Aynı şekilde, Arap ve İslam ülkelerinin çoğunu kontrolüne alan Batı emperyalizmine karşı Müslüman toplumların tepkisinin bir neticesidir.

2017 Astroloji Rehberiniz

Her insan Esmâü’l Hüsnâ’nın güzel isimlerinin bir bütünü olarak dünya hayatına gelir. Onların izindeki hayatı sürer; fakat “değerlendirebilme” potansiyeli ölçüsünde harekete geçer. Birey yaratılışı gereği eylemlerinde seçim şansına sahiptir. İyi yada kötü yoktur!

İnsan, Esmâü’l Hüsnâ bütünlüğünü her zaman ve her koşulda tecrübe eder.

Astrolog Güçlü Metin, burçların gezegensel açılarına uygun olarak 2017 yılının her ayı için esmâ önerileri veriyor. Dolunay, Yeni Ay gibi güçlü günler ve Merkür retrosu, Satürn transiti, Uranüs dönüşümü gibi test edici etkilerin olduğu dönemlerde, astrolojik bilgilerle verilen esmâları arzu ettiğiniz kadar söyleyerek, yaşamınıza pozitif etkileri çekebilirsiniz.

Ege Yörükleri

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : 2003
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 10,50 x 19,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 70
Barkod : 9789756463093

Fransız Gezginlerin Gözüyle Türkler ve Yunanlılar

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Etensel İldem, bu incelemesinde, Yunan Ayaklanması öncesinden Yunan Krallığı’nın kurulmasına dek geçen zaman dilimi içinde, Fransız gezginlerin yapıtlarındaki Türk ve Yunan imgesini ele alıyor.Ayaklanmanın başladığı yıllarda tarafsız olan Avrupa yönetimleri, 1826 yılından sonra Osmanlı Devleti’ne karşı tutum almış; dolayısıyla gezginler de ülkelerin çıkarına uygun olarak, kıyıcı, katliamcı Türk imgesine ağırlık vermişlerdir.Aynı gezginler, Türkleri, Avrupa’dan kovulması gerken Asyalılar olarak görmüş, Osmanlı Devleti’ni de, toprakları bölüşülmesi gereken “Hasta Adam” olarak düşünmüşlerdir. Avrupa’daki toprakların tamamının, hatta Anadolu’daki bazı yerlerin, Türklerin kendi toprakları olmadığını iddia etmişlerdir.İşte bu nedenlerle, gözlemlerinde, yorumlarında ve açıklamalarında hep kendi öznel dünyalarını yansıtmışlar; kendi kültürlerini övmek, ender de olsa kendi kültürlerini yermek için hep “öteki”ni kullanmışlardır.

Rus İktidarının Kalbinde

Vladimir Putin dünyanın en güçlü insanlarından biridir ve modern Rusya’nın en popüler yöneticilerinden biri olmayı başarmıştır. Ama daha 1999’da Rus istihbarat servisi FSB’nin silik bir memuru iken nasıl birdenbire Boris Yeltsin’in varisi olabilmiştir? 2000 yılında Başkan seçilmeden bir yıl önce KGB’nin bu eski yarbayı nasıl iktidara gelmiş ve o zamandan beri Rusya’nın bütün çarklarını nasıl kontrol edebilmektedir?

Tania Rakhmanova’nın ödül alan “Vladimir Putin’in İktidara Gelişi” belgeseli ardından yazılan bu kitap giderek otoriterleşen Rusya’nın içinde dönen rüşvet, yolsuzluk, haksız servet edinme, zimmete para geçirme, şantaj, komplo, suikast, iftira, medya aracılığıyla güdümleme, seçim hileleri, siyasi tehdit, keyfî yönetim olaylarını gözler önüne sermektedir. Ayrıca, Ukrayna krizi ve Kırım’ın ilhakı, Çeçenistan-Rusya savaşının içyüzü, Suriye’de Esad rejimine verilen desteğin perde arkası gibi güncel konular da dile getirilmektedir.

Adeta bir casusluk romanı gibi okuyacağınız bu belgesel-kitap inanıyoruz ki Türkiye’de siyasetçilerimizden medya mensuplarımıza kadar pek çok kesime ders verecek, ibret olacak olaylarla doludur.

Rus asıllı Fransa’ya yerleşmiş olan gazeteci ve belgesel yapımcısı Tania Rakhmanova’nın çok sayıda televizyon belgesel filmleri vardır. Bunlardan “La Prise du Pouvoir par Vladimir Poutine” Pessac Uluslararası Tarihî Film Festivali’nde 2005 yılında en iyi belgesel ödülü almıştır.