Kamusal Alanda Başörtülüler

Günümüzde başörtüsünü dindar kadın kimliğinin vazgeçilmez özelliği olarak savunamıyoruz. Hatta öyle bir duruma gelindi ki başörtüsünü , dindar bir kadının kıyafetinin parçası olarak bile algılayamıyoruz. Oysa yirmi yıl önce bu konuda en ufak bir şüphemiz yoktu. Bugün yanımızdan geçip giden , vücudunun bütün hatları meydanda , kaşı gözü renk renk boyanmış , eteği kalktıkça ayağındaki hal hal ile dikkat çeken , tırnakları boyalı başörtülü kız/kadını nereye koyacağımızı bilemiyoruz. Neden başını örtüyor ?

Ailesi istediği için… Nişanlısı / erkek arkadaşı istediği için… Hepsi ya da hiçbirisi…

Bu noktada diyebileceğimiz tek şey : Kamusal alanda başörtüsü yasakları yeni bir ‘örtülü kimlik ‘in ortaya çıkışına zemin hazırlamış oldu.

Bireyi Tanıma Tekniklerinde Test Dışı Teknikler

Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında uzun yıllar uygulama tecrübesine dayalı bireyi tanıma çalışmaları akademik bir bakışla yeniden ele alınarak ortaya çıkarılan yayınımız hem PDR alanı çalışanları hem de konuya ilgi duyan rehber öğretmenlerin incelediklerinde rahatlıkla uygulama yapacakları öğrenci tanıma tekniklerini barındırmaktadır. Hiçbir yayında olmayan uygulanan tekniklerin değerlendirme ve yorumlama örnekleriyle zenginleştirilmiş ve ilgililerin beğenisine geliştirilerek ikinci kez sunulmuştur.

Aile Medya ve Serbest Zaman

Hemen her toplumda bireyin sosyal ve psikolojik yaşamı üzerinde en büyük etkiye sahip olan kurum, ailedir. Aile kurumu geçmişten bugüne, gerek dünyada gerekse de Türkiye’de oluşan dönemsel koşullara paralel değişimler geçirmiştir ve geçirmeye de devam etmektedir. Bireyin neredeyse tüm serbest zamanını kuşatan medya teknolojileri, aile serbest zamanlarında da kendine önemli bir yer edinerek hem evleri hem de aile bireylerinin birbirleriyle olan iletişimlerini önemli ölçüde biçimlendirmektedir. Bugünün oturma odası, aile üyelerinin hep birlikte oturduğu ancak kiminin televizyondaki diziler içerisinde kaybolduğu, kiminin akıllı telefonu ile dış dünyaya bağlandığı, kiminin ise bilgisayarı aracılığı ile yapılması gereken işlerini yerine getirdiği bir ortama sahne olmaktadır.

Gerek eşler arasındaki gerekse de ebeveynler ile çocukları arasındaki ilişkiler de bu durumdan doğal olarak etkilenmekte; sonuç olarak modernleşmeden itibaren sosyal ve psikolojik anlamda ayakta kalma mücadelesi veren her bireyin, bu konuda en büyük desteği alabileceği aile kurumu zarar görmektedir. Günümüzde neredeyse tüm dünyada görülen bu sorun ile ilgili geniş kapsamlı bir eleştirel literatüre yer verilen bu kitapta, aynı zamanda ev içi aile serbest zamanlarında medya kullanımı ile ilgili Türkiye’den ailelerle yapılan ve konu ile ilgili birçok çarpıcı detaya dikkat çeken görüşmeler yer almaktadır.

Duman

Dünyaca ünlü yazar ve sanat eleştirmeni John Berger ile nevi şahsına münhasır çizer Selçuk Demirel’den bir ortak yapıt daha: “Duman”.

Bu yılın hiç şüphesiz en sürpriz kitaplarından birisi “Duman”.

John Berger’in tütüne övgü düzercesine kullandığı ironik metin(ler)i, Selçuk Demirel’in çoğunlukla kesif griye çalan karanlık çizimleriyle taçlandırılmış.

Duman’da ‘‘Kül tablaları bir çeşit konukseverlik araçlarıydı’’ diye yazan John Berger ve Selçuk Demirel’in desenleri zihnimizde soru işaretleriyle karışık ünlemler üretiyor: Belki de asıl sağlığa zararlı olan şey hayatın ta kendisidir!

Unutmadan, Duman Cevat Çapan’ın enfes çevirisiyle okuyucusuyla buluşuyor…

Düşüncenin Ustaları: Nietzsche

“Düşüncenin Ustaları Serisi sona erdiğinde felsefe tarihinin görkemli bir ansiklopedisi oluşacaktır.”

Mary Warnock

Friedrich Nietzsche (1844-1900)’nin felsefesi, 1889 yılında beklenmedik bir biçimde yitirdiği akli dengesinin henüz yerinde olduğu dönemlerde neredeyse tamamen ihmal edildi. Çünkü, o zaman, Nietzsche düşüncesinin genişliğinin son derece irrasyonelden sağlam analitik yorumlarının hayrete düşürdüğü çeşitli insan topluluğu tarafından benimsenen bir ikon gibi anlaşıldı.

Nietzsche her zaman özel, vecizevi biçimde destekleyici, kışkırtıcıdır ve çok cazip bir kolaylıkla içine dalınabilir. Michael Tanner’ın filozofun yaşamı ve çalışmalarına yaptığı anlaşılır giriş, Nietzsche’nin yazılarında bulunan sayısız belirsizlikleri incelemektedir. Ayrıca yüzyıllardır çok sayıda kavramın yanlış anlaşılarak geliştiğini açığa çıkartır; çünkü Nietzsche kehanette bulunarak şunu yazdı: “Her şeyin üstünde olma, ne olmadığımla beni şaşırt!”

“Okunmaya değer mükemmel bir çalışma.”

Corpus

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Ocak 2014
Basım Yeri : Türkiye / Ankara
Boyutlar : 13,50 x 21,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 357
Barkod : 9786055009045