Anne of Green Gables

Anne reveled in the world of color about her. “Oh, Marilla,” she exclaimed one Saturday morning, coming dancing in with her arms full of gorgeous boughs, “I’m so glad I live in a world where there are Octobers. It would be terrible if we just skipped from September to November, wouldn’t it? Look at these maple branches. Don’t they give you a thrill—several thrills? I’m going to decorate my room with them.” “Messy things,” said Marilla, whose aesthetic sense was not noticeably developed. “You clutter up your room entirely too much with out-of-doors stuff, Anne. Bedrooms were made to sleep in.”

İslam ve Cinsiyet Farklılıkları

Bu kitabın asıl hedefi bir taraftan, fıkhi istinbat metodundan yararlanarak İslam’da cinsiyet farklılıklarının yerini belirtmek diğer taraftan da, esasen toplumsal tahlillerden yararlanarak bu farklılıkları değerlendirmek ve izah etmektir.

Kitapta konular şu şekilde ele alınmıştır: Her konunun başında, söz konusu bahsin toplumsal gerçekleri kısaca anlatılmış ve genellikle feminist görüşlere değinilmiş veya onun hakkında sosyolojik görüşler belirtilmiş, daha sonra geniş bir şekilde İslam’ın görüşü incelenmiştir.

Fıkıh bahislerine ihtiyaç duyulan yerlerde de kitabın osnundaki eklerde açıklama yapılmış ve sosyolojik açıdan da İslam’ın görüşü izah edilmiştir.

İlkel Köleci Feodal Toplum

Üretim ilişkilerinin niteliği, toplumun ekonomik düzenini belirler. Bu düzen esastır, üzerinde çeşitli toplumsal ilişkilerin, fikirlerin, kuramların belirip yükseldiği temeldir, çünkü üretim tarzı, sonunda toplum yaşamının bütün yönlerini belirler. Temel, ilkönce toplumun sınıf bileşimine bağlı olan hukuksal ve siyasal kurumlan, yani devlet örgütlenmesini, dinsel örgütlenmeleri, siyasal gruplaşmaları vb., kısaca, toplumun siyasal üstyapısını belirler. Sonra, dolaylı olarak, o belrili topluma özgü olan, toplumun ideolojik üst yapısını oluşturan her şeyi, siysal, felsefi, dinsel, yazınsal vb. çeşitli fikirleri belirler. Temelin yerini başka bir temelin alması temeldeki değişiklikler, kendilerine uygun olan üst yapıda, siyasal kuramlarda ve ideolojide kendilerini gösterirler. Ama her ne kadar temele bağlı ise de, üstyapının kendisi de, üretici güçler üzerinde bir etki oluşturur, onların yerini başka üretici güçlerin almasını hızlandırabilir ya da yavaşlatabilir. Demek ki, toplumun tümü, belirli bir birlik, bir üretim tarzı ve buna özgü bir üstyapı ile tarihsel bir kuruluştur, ekonomik ve toplumsal bir biçimlenmedir.

Köleci toplumun temeli, feodal ya da kapitalist toplumda olduğu gibi uzlaşmaz karşıttır; üretim araçlarınının özel mülkiyet üzerine ve egemen sınıfın, maddi değerleri üretenleri doğrudan doğruya sömürmesi temeli üzerine kurulmuştur. Böylece kölelik, ekonomik ve toplumsal biçimlenme bütünü içinde, sömürüye dayanan uzlaşmaz karşıt bir biçimlenmedir.

Erkekçe

Farklılıklar Dile Gelse…

Birbirlerinden hem biyolojik hem de psikolojik olarak farklı olan kadınlar ve erkekler, Psikoterapist Cem Keçe “Kadınca” ve “Erkekçe” adını verdiği çok özel iki ayrı dil kullanırlar. Bu diller, kadınların ve erkeklerin duygularına, düşüncelerine ve davranışlarına yansıyan; tepkilerini, beklentilerini, tercihlerini, arzularını ve hayata bakış açılarını belirleyen farklılıklarından oluşur. Erkekçe dilini anlamak ve keşfetmek için çok özel bir kılavuz olan bu kitap, erkeklerin dünyasının kapılarını ardına kadar açıyor ve Erkekçe dilini tüm ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor…

– Pusula Yayınevi

Her yönüyle erkekler…

“Dünyaya kadınlardan farklı bir pencereden bakan ve bu nedenle görüş açıları da farklı olan erkeklerin kullandığı Erkekçe dilini her yönüyle ele aldığı bu benzersiz eserde, Psikoterapist Cem Keçe, erkeklerin dünyayı nasıl algıladıklarını, olaylar karşısında ne düşündüklerini ve nasıl davrandıklarını anlatarak adeta erkeklerin tüm kirli çamaşırlarını ortaya döküyor. Erkekler hiç bu kadar açık ve net anlatılmamıştı…”

– Psikoterapi ve Psikoterapistler Derneği (PSİKODER)

Cinselliğin De Dili Olur…

“Psikoterapist Cem Keçe değerli birikim ve deneyimlerinin sonucunda ortaya çıkardığı Erkekçe, kadınların ve erkeklerin yaşamın her alanında olduğu gibi cinsellikte de farklı diller konuştuğunu en iyi şekilde anlatıyor… Mutlu bir yaşamın ayrılmaz bir parçası olan cinsellikte karşılaşılan sorunlar, genellikle kadınların ve erkeklerin birbirlerinin dillerini anlamamalarından kaynaklanıyor. Bunun sonucunda da insanlar kendilerini, ilişkilerde tek taraflı doyumun yaşandığı ya da her iki tarafı da mutsuz eden yaşamlara mahkûm ediyorlar. Bu anlamda, Erkekçe, erkeklerle ilgili anlaşılması gereken her şeyi anlaşılır kılıyor…”

– Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED)

Sherlock Holmes Gibi Düşünmek

Gayet basit, Watson” diye başlayan ve  Watson’un “tabii ya, bunu ben niye göremedim” diye hayıflanmasıyla sonlanan her bir Sherlock çözümlemesi bize şunu söyler: Sherlock Holmes insan zihninin erişilebilir sınırları içinde işini görmektedir; karakter kurmaca da olsa, zihni mümkün olanı simgeler. Peki ama bizler (yani genel olarak Watsonlar) Holmes’un olağanüstü zihinsel becerilerinden biraz olsun nasiplenemez miyiz? 

Maria Konnikova bunun mümkün olduğunu söylüyor. Örtülü önyargılarımız güçlü ama kırılmaz değil; alışkanlık siperlerimiz sağlam ama yıkılmaz değil. Modern psikoloji ve nörobilim ile ünlü Sherlock vakalarını harmanlayan Mastermind, önce Sherlock’un bu davalarda neyi diğer herkesten farklı yaptığını gösteriyor, sonra bizim de aynı yaklaşımı kullanabilmemiz için zihinsel bir yol haritası sunuyor. Biraz farkındalık ve biraz egzersiz ile Holmes’un alametifarikası olan gözlem, hafıza, yaratıcılık ve tümdengelim gibi meziyetleri nasıl içselleştirebileceğimizi ve bunun sonucunda nasıl algımızı keskinleştirip, yaratıcı yönümüzü parlatabileceğimizi gösteriyor.

Büyük ilgi gören ve 17 dile çevrilen Mastermind, zihnimizi bir üst seviyeye çıkarmak için eşsiz ve en az Sherlock öyküleri kadar sürükleyici bir rehber.  

“Holmes’un bakış açısı ile modern nörobilimin leziz bir birleşimi”

– New York Times

“İlk sayfasından son sayfasına kadar büyüleyici”

– Brain Picking

“Kendiniz hakkında ustalaşmanız için heyecan verici bir yolculuk. Rehberiniz Sherlock Holmes.”

– Steven Pinker

10 Numaralı Kamara

Son zamanların en gerilim dolu romanlarından 10 Numaralı Kamara’da, seyahat yazıları yazan gazeteci Jo Blacklock on kamaralı lüks bir gemiyle Londra’dan Norveç’e yolculuk eder. Başta her şey şahane gözükür. Kamaralar konforlu, akşam yemekleri şaşaalı ve misafirler seçkin kimselerdir. Fakat günler uzar, gökyüzü kararır ve sert dalgalar gemiyi döverken bir gece Lo korkunç bir olaya tanık olur: Yan kamaradaki kadın, gemiden denize atılmıştır.

Cinayeti aydınlatmaya çalışan Lo, hiçbir şey olmamış gibi davranan yolcular ve görevlilerle mücadele ederken aynı zamanda kendi zihniyle de mücadele eder. Acaba 10 numaralı kamaradaki kadın gerçekten var mıdır?

Kapkaranlık Ormanda’nın New York Times çoksatan yazarı Ruth Ware okura ters köşelerle ve sürprizlerle dolu bir yolculuk vaat ediyor.

“Diyalogları, karakterleri ve hikâyenin geçtiği ortamıyla âdeta modern bir Agatha Christie romanı.”

– Kirkus

“Şahane bir modern gerilim romanı.”

– New York Post

“Ruth Ware’in ürkütücü gerilim romanı okuru cezbediyor.”

– US Weekly

“İyi yazılmış bir kadın başkarakter ve hızlı ilerleyen konusuyla kendine has bir gerilim romanı.”

– Sunday Mirror

Nativity’nin İzinde

‘Karşı Yaka’ Pera’ya, Haliç’e, San Lorenzo’ya, Dersaadet’in her köşesine, Porto Ercole’de Caravaggio’nun nerede olduğu bilinmeyen kemiklerine aralıksız yağıyor kar iki ay boyunca. Delilik ve dâhilik arasındaki ince çizginin üzerinde yürüyen, yapboz hayatının anlamını ortaya çıkartacak parçaları dünya kentlerinde ve tablolarda arayan yalnız bir doçent, Murat Kara tek başına kalıyor aynada.

Rüya günlükleri, eski mektuplar, tablolar, iş bitiriciler, aynalar, kalemler ve köprüler Laküner Amnezi’nin sonucu olan eksik parçaları yerine koymaya başlıyor. Günlük yorgunlukların arasında hayali kurulan, her şeyin arkada bırakılacağı o yolculuğa, cevaplar denizine dönüşü meçhul bir tren yolculuğu başlıyor, Nativity’nin İzinde…

Seyr ü Sülük Mektupları

“Seyr ü Sülûk Mektupları” adıyla yayınladığımız bu eser; Üsküdarlı Halvetî şeyhi Mehmed Nasûhî Efendi’nin dervîşi İbrahim Ağa’ya gönderdiği mektuplardan oluşmaktadır.

İbrahim Ağa dervişliğe intisap ettiği günden irşâd olduğu ana kadar yaşadığı bütün manevî hal ve makamları, görmüş olduğu rüyâları azîzin emriyle kendisine yazmış, Üsküdarlı Azîz de bu mektupların cevaplarını yazıp İbrahim Ağa’ya bildirmiştir. Enderunlu İbrahim Ağa’nın “Mürâselât” veya “Mektûbât” adıyla bir araya getirdiği tezkireler seyr ü sülûk sırasında geçilecek olan yedi mertebenin hâl ve sırlarını ihtivâ etmektedir. Tezkirelerde İbrahim Ağa’nın yazdığı rüyâ mektupları yoktur. Ağa bunu bilerek koymamıştır. Zira rüyâ, dervîşe Hakk’ın emânetidir ve manâ yolunun hırsızlarının eline geçmemelidir. Biz yaşanılan manâyı cevabî mektuplardaki tâbirlerden anlayabiliyoruz. Tasavvuf tarihi açısından da son derece önemli olan mektuplar aynı zamanda bir hakîkat adamının iç dünyasını, meşrep ve mizacını da gözler önüne sermektedir. Seyr ü Sülûk Mektupları, manâ yolunun inceliklerini ve ledünnî pek çok sırları anlattığı gibi devrin sosyal hayatından, insan ilişkilerinden, geleneklerinden özellikle İstanbul ve Üsküdar’ın güzelliklerinden yepyeni pencereler açmakta, kesitler sunmaktadır.

İbrahim Ağa, mektupların başında kaleme aldığı takrizde bu eseri gören ve okuyan kişinin “neşretmesini” rica etmektedir. Onun bu arzusu eserin yazılışından üç yüz sene sonra H Yayınları tarafından gerçekleştirilmiştir.