Büyük Gerileme

Dünyanın birçok yerinde neden sağ popülizm neredeyse eşzamanlı olarak yükseliyor? Bu yükselişin arkasındaki sosyolojik ve ekonomik nedenler ne? “Radikal piyasacı” küreselleşmenin açmazlarına verilecek tek cevap sağ popülizm mi? Küresel iklim değişikliğinin küresel göç üzerindeki etkisi ne? Mevcut yönetimlerin bu sorunlar karşısında aldığı tutumlar kimi korumaya yönelik? Yabancı ve göçmen düşmanlığını, giderek ırkçılığı körükleyen ekonomik ve sosyal politikaların dışına nasıl çıkılabilir? Alt sınıflarla orta sınıfların talepleri hangi noktalarda buluşup hangi noktalarda ayrılıyor? Bütün bunlardan kimlik siyasetine sıkışıp kalmış olmamız mı sorumlu? “Büyük Gerileme” karşısında neler yapılabilir?

12 dilde aynı zamanda yayımlanmakta olan kitaba Almanya, Fransa, İngiltere, ABD, Hindistan gibi ülkelerden katkıda bulunan on beş yazar bu ve benzeri küresel soruların cevaplarını arıyor. Bizim de günlük hayatımıza yakından temas eden bu tartışma uluslararası alanda www.thegreatregression.eu adresinde devam edecek.

Cihana Zımane Kurdi

Kurd li cihane dijin u bi mirovahiye re tekildar in. Di heman deme de bi peşketinan re tekildar in. Bi peşketina cihane re kurd ji peş dikevin u giringiya xwendine, tekiliyan baş fem kirine. Ji bo dikaribe bersiva deme bide, dikaribe bi dora xwe re tekiliyan deyne, bazare bike, xwe bi zaniste bi ziman dixemiline. Bi ve mebeste girti namine, qaqilke jiyana teng u heremi dişikine. Guhertina. di mirov de, di mirovahiye de, di teknike de bandore li mirove kurd ji dike. Di ve guhertine de cihe xwe digire. Yek ji filozofen sedsala 20. Karl Pribrem ji bale dikişine ser peşketinan u bandora li ser guhertina meji, ziman u hereketen mirov. Ji ber ku jiyana mirov, di ciheki teng de namine, mejiye mirov ji bi cihe teng re tekildar namine. Tekili u tecrube bandore li meji dike. Meji çiqasi tekildari jiyane buyer u peşketinan bibe, hewqasi fereh dibe u nexşeya karanina meji rengin dibe.

Geçmişin Musiki Mirasına Bakışlar

Bülent Aksoy, Avrupalı Gezginlerin Gözüyle Osmanlılarda Musıki, Sermüezzin Rifat Bey’in Ferahnak Mevlevi Ayini kitapları ile Eugenia Popescu-Judetz ve Béla Bartók’tan yaptığı çevirilerle müzikoloji çevrelerinin yakından tanıdığı bir isim. Aksoy’u kitapları dışında yıllardır Açık Radyo’da sürdürdüğü programlarıyla Türk musıkisi tutkunları da izliyor. Bülent Aksoy, Geçmişin Musıki Mirasına Bakışlar isimli bu yeni kitabında yirmi yılı aşkın bir zamandır çeşitli sanat ve kültür dergilerinde yayımladığı deneme, makale ve incelemelerden bazılarını bir araya getiriyor. “Kimi yazılarda deneme ile inceleme iç içe geçiyor. Bunun belli bir sebebi var, o da, musıki mirasımıza, musıkimizin sorunlarına eğilirken her zaman musıkinin kendi iç sorunlarının teknik çerçevesi içinde kalamamamdır. Yakın geçmişin dertleri musıkinin içindeki siyasetlerle, ideolojilerle iç içe geçmiştir bir kere. Aynı türden dertler daha uzak geçmişe gidince bile bir noktada nüksedebiliyor. Birtakım kemikleşip adeta resmîleşmiş yargılar hemen karşınıza çıkıyor. Böylece, musıki ile ilgili konular musıkinin dışına sarkmaya başlıyor; buradaki yazılarda olduğu gibi.” -Bülent Aksoy

Kapitalist Bilinçdışı

Karl Marx, Lacan’ın öğretilerinde bahsi geçen birçok kuramcıdan sadece biridir, diğer klasik düşünürler Lacan’ın yapıtlarında daha derin izler bırakmıştır  o zaman bunca etkilenme arasında Marx’a ayrıcalık tanımak niye?

Kapitalist Bilinçdışı’nın başlangıç noktasını oluşturan varsayım, Marx’a göndermesinin Lacan’ın öğretisi içinde önemli bir gelişime işaret ettiği ve Freud’a ikinci bir geri dönüşü başlattığı düşüncesidir. Böylece vurgu yapısalcı dilbilimden siyasal iktisadın eleştirisine ve özneye dair temsilden jouissance üretimine kaymıştır. Jouissance (keyif veya Freud’un deyişiyle libido) yeniden psikanalizin esas problemi haline gelmiştir; Freud’da bu zaten böyledir, ama psikanalizin gitgide ekonomik liberalizmin taleplerine tabi kılınması, böylece tedavinin esas amacının bireyleri mevcut düzene uydurma haline gelmesiyle birlikte sistematik olarak ihmal edilmiştir.
Freud’un keşfinde esasen bilinçdışı eğilimin tatmininde emeğin rolü vurgulanır ve bilinçdışının üretken boyutu açığa çıkarılır.

Freud, yaptığı keşiflerin tam merkezine bir emek gücü kavramı yerleştirerek, bir emek-bilinçdışı teorisinin anahatlarını ortaya koymuştur. 1960’ların sonunda Lacan’ın ilgilendiği esas konu, Freud’un teorisinin bu önemli boyutu etrafında gelişir. Lacan jouissance kavramında, Freudcu “psişik enerji” ile bilinçdışı emek mefhumunu bir araya getirir. Freud’ un keşiflerinin devrimci karakterinin tam olarak belirlenmesi için üretime dair bir teori şarttır. İşte Saussurecü yapısalcılığın veremediği bu teori, Marx’tan gelmiştir.

Barbie Neşeli Oyunlar

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Eylül 2016
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 21,00 x 29,70 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Sayfa Sayısı : 16
Barkod : 9786050935752

Sicill-i Ahval Defterlerine Göre Ordulu Devlet Adamları

Devletlerin herhangi bir biriminde hizmet eden devlet adamlarının hayat hikayelerinin kaleme alınması oldukça eskiye dayanmaktadır. Osmanlı Devleti döneminde bu tür kayıtlara tercüme-i hal denilmiştir. Sultan II. Abdulhamid döneminde devlet memurlarının biyografilerinin resmi kayıt altına alınması için şer’i ve askeri sınıflar dışındaki tüm memurlara tercüme-i hal varakası doldurulup ilgili nezarete gönderilme zorunluluğu getirilmiştir. 1879-1909 yılları arasında düzenlenen ve Sicill-i Ahval Defterleri denilen defterlere binlerce memurun biyografileri kaydedilmiştir.

Sicill-i Ahval defterleri, son dönemlerde yerel tarih çalışmalarına da kaynak oluşturmaya başlamıştır. Çalışmada, bu defterlere kayıtlı Ordu ili ve ilçelerinde doğan 95 memurun biyografileri incelenmiştir. Ordu’nun tarihi şahsiyetlerinin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayacağını düşündüğümüz bu çalışmanın okuyucuların da ilgisini çekeceği kanaatindeyiz

Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkelerinin Ekonomik Yapısı

Mena terimi Middle East and North Africa’nın kısaltması olarak özellikle yabancı literatürde çoktan yerini almış, başta Dünya Bankası olmak üzere bir çok uluslararası kuruluş tarafından kullanılan bir bölge tanımlamasıdır. Türkçe yayın çok fazla olmamakla birlikte MENA tanımlaması ve ülkelerine ilişkin oldukça fazla, yabancı yayın bulunmaktadır. İsrail hariç büyük çoğunluğu Arap veya İslam vasıfları ile ön plana çıkan bölge ülkeleri arasında; Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Cibuti, Fas, Filistin, Irak, İran, Katar, Kuveyt, Libya, Lübnan, Mısır, Suriye, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen ve İsrail yer alır.

Son on yılda meydana gelen ekonomik yapı değişimleri ve özellikle 2008’de başlayan krizin sonrasında çok konuşulan “Üretim Merkezlerindeki Güney Asya’ya Kaymalar”, “Çin’in Afrika Ülkelerine Açılımı ve Kurduğu Ortaklıklar”, “Türkiye’nin Ortadoğu Açılımları”, “Türkiye’nin Afrika Ülkelerine Açılımı” gibi konular bölgeye ilişkin bu çalışmanın planlanmasında ana etmen olmuştur. Bu kitabın planlaması ve bölümlerin yazımına başlanması bölgedeki olaylar başlamadan yaklaşık dokuz ay öncesine dayanmaktadır. Bu yönüyle iyi bir hazırlık safhasından geçildiği ifade edilebilir. Son zamanlarda bölge ülkelerindeki gelişmeler kitabın planlamasının ve zamanlamasının yerindeliğini ortaya koymuştur.

Çalışmada yer alan her bölüm bize Mena bölgesinde bugün yaşanmakta olan siyasi çalkantılar ve değişimin temellerine ilişkin ipucu vermektedir. Çalışmada, akademik bir bakış açısıyla bölge ülkelerinin içinde bulundukları iktisadi yapılar, objektif verilerle ve sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. Ayrıca mevcut iktisadi durum, üretim faktörleri, vergi, finansal çerçeve ve kurumlar olabildiğince ayrıntılı bir şekilde ortaya konarak çalışmanın kriz sonrası için bölgeye açılmayı düşünenlere rehber olmasına çalışılmıştır.

Tarihsel süreçte ve günümüzde yaşanan olaylar ortaya çıkarmıştır ki, krizler aynı zamanda büyük fırsatları içermektedir. Bu yönüyle krizlerle anılan ve dünyanın gündemine oturan bölgeye ilişkin bu çalışma hem zamanlama açısından hem de içerik açısından önem arz etmektedir. Çalışmanın, lisans ve lisansüstü öğrencileri yanında genel okuyucu ve krizleri fırsat olarak değerlendirmek isteyen girişimci çevreler ile dış ilişkiler bürokrasisine katkı sağlayacağı değerlendirilmiştir.