The Old Curiosity Shop

Presents a combination of the sentimental, the grotesque and the socially concerned, this novel tells the story of pursuit and courage, which sets the downtrodden and the plucky against the malevolent and the villainous.

İkra ile Uyanmak

Bir melek nasıl yırttı kendini ve içinden bir şeytan çıktı! Amelden düşmüş elif’e sığınarak bir burjuva gibi yüzümüze sırıtanlar, biz bir mim gibi, bir vav gibi, bir dal gibi çekip çıkarız hayatınızın karanlığından yokluğa karışıp kendi varlığımızın kalbinde yeniden dirilerek.

Var olmak; zihnimize kelimeler dokunduğunda içimizde uyanan bir ümmete sabah olmaktır.

Çocukluğumun alacakaranlığından geliyorum. Nerde bir cami, bir okul görsem yüreğim yanıyor, aklım çürümeye yüz tutmuş gibi telaşa kapılıyorum, ateşe verilen kütüphaneler gibi eksiliyorum. En kendim olduğum vakitlerdir düşünceyi uyandırmaya niyetle inziva çöktüğü zaman. Hani fecirden önce afaka bir ahenk içinde dağılmış akisler kanatlanır ya. İşte öyle bir devinim başlıyor fikrimin inceliklerinde. Uçsuz bucaksız bir ufka açılmış derinliği ölçülemeyen bir okyanus içinde emekliyorum. Yol uzun…

Sadece 5 Saniye

Beren doğduğu günden beri, normal insanlar tarafından garipsenecek kötü olaylar yaşamaktadır. Rüyalarından sıçrayarak uyanması ile başlayan bu korkunç durum bununla sınırlı kalmaz ve kızın başına beklenmedik şeyler de gelmeye başlar. Beren, içine düştüğü bu dipsiz kuyuda kaybolmaktan korkarken o gece gördüğü rüya her şeyi değiştirir. Çünkü yalnız değildir. Onunla aynı kaderi paylaşan başkaları da bulunmaktadır.
Beren’in karanlığına tutsak olmaya hazır mısın?

Çocuk ve Çocukluk Sosyolojisi

Çocuk kimdir? Dokuz yaşında bir çocuğa göre “okula giden”dir. Çocuk ve çocukluğun tarihini yazmaya girişen kimi düşünürler de bu görüşü paylaşmaktadırlar. Ama ne tarih boyunca ne de günümüzde bütün çocukların okula gittiğini söyleyemeyiz. Gene bir çocuğa göre yetişkin, “işe gidip para kazanan” kişidir. Oysa tarihte çocukların işe gitmesi çok alışıldık bir şeyken günümüzde de ücret karşılığı zor koşullar altında çalış(tırıl)an milyonlarca çocuk bulunmaktadır.

J. J. Rousseau, Emile adlı eserinde, “[ç]ocukları hiç tanımıyoruz” (Rousseau, 2009:100) diye yazmasının üzerinden iki yüz elli dört yıl sonra hala çocukları tanıdığımızı söylemek mümkün değildir. Sağlıklı gelişen bir çocuğun hangi yaşta hangi boyda ve hangi kiloda olması gerektiği, çocuğun hangi duygusal ve bilişsel aşamalardan geçerek büyüdüğü hakkında kategorik bilgilere sahibiz kuşkusuz. Ancak toplumsal yaşamda yanı başımızda duran çocuk hakkında sahip olduğumuz bilgilerimiz çok yetersiz. Bunun nedeni ise büyük oranda çocuğu, çocuk olarak değil de geleceğin yetişkini olarak görmeye eğilimli formasyonumuzdan kaynaklanmaktadır. Ancak yirminci yüzyılı, çocukların farkına varıldığı bir dönem olarak tanımlamak doğru olacaktır. Ve bu yüzyılın özellikle ikinci yüzyılında sosyal bilimler, çocukları geleceğin yetişkinleri olarak değil, bugünün çocukları olarak yeniden keşfetmiştir. 1980’li yıllardan sonra çocuk sosyolojisi giderek artan bir ilgi görmeye başlamıştır.

Fakat ülkemizde özellikle sosyoloji içinde çocuk konusu henüz yeterince ilgi çekmiş bir alan değildir. Bu noktada ülkemizde sadece sosyolojinin çocuğu görmezden geldiğini söylemek de haksızlık olacaktır. Çünkü toplumsal yaşamın hemen tüm alanlarında çocukların hak ettikleri ilgi, özen ve saygıyı görmekten uzak oldukları açıktır. Nitekim Türkiye’de çocuk ve çocukluk konusunda önemli çok sayıda eser vermiş olan Bekir Onur, “Türkiye’de çocukluğun sadece bilimsel çalışmalarda değil gündelik yaşamda da göz ardı edildiğini belirtmektedir. Çocukları sevmek, eğitime önem vermek gibi duyguların, yaygın olarak dile getirilmesine karşın davranışa dönüşmediğine dikkat çekmektedir (2007: 7). Ülkemizde çocukluğun durumuna baktığımızda Onur’un haklılığı çok açık olarak görülmektedir. Çok kabaca bakacak olursak milyonlarca çocuk zor koşullar altında çalışmakta ve hatta iş kazalarında yaşamlarını kaybetmektedir. Çocukların cinsel istismarı her gün karşılaşır olduğumuz, halk arasında büyük nefret yaratmasına rağmen bu vakalara yol açan toplumsal, kültürel, ekonomik vb. etkenleri anlamaya yönelik hiçbir çaba harcanmamaktadır. Pek çok çocuk mutlak yoksulluk sınırı altında yaşam mücadelesi vermekte, çok sayıda çocuk cezaevlerinde tutulmakta, ana dillerini öğrenememekte ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına ulaşamamakta ve bu nedenle ciddi sağlık sorunlarıyla baş etmek zorunda kalmaktadırlar. Öte yandan ülkemizdeki milyonlarca mülteci çocuk can yakıcı koşullar altında hayatta kalmaya çalışmaktadır. Bunun karşısında ise politika yapıcılar ve uygulayıcılar başta olmak üzere yetişkinler, etkin çabalar ortaya koymamalarına rağmen, çocukların koruyucusu olma iddiasında bulunmakta ancak çocukların kendi yaşamları, deneyimleri ve sorunları konusunda ne düşündüklerini hesaba katmamaktadırlar. Çocuğa dair bu ilgisizlik ve ihmalkarlıkta, yukarıda ifade ettiğim gibi çocuğu ve çocukluğu tanımaya yönelik bilimsel çalışmaların yetersizliğinin önemli payı olduğuna inanmaktayım. Elinizdeki çalışma, büyük oranda bu eksiklikten ivme kazanmıştır.

Bir Tarih Felsefesinin İlmi Esasları

Tarihi oluşturan hadiseler muhtelif sebepler altında doğar. Bunların bir kısmı daimidir: Toprak, iklim, ırk gibi; bir kısmı arizidir: Dinler, istilâlar gibi. Tarihte en büyük zorluklardan biri etrafımızı saran, gördüğümüz bir halin görmediğimiz uzak bir mazinin doğurduğu bir hal olmasıdır. Hadiseleri iyice anlamak için geçmişteki sebeplerine doğru uzun uzadıya çıkmak lazım­dır. Bir ilmin umumi prensipleri, o ilmin felsefesini teşkil eder. Bu ilim değiştikçe felsefesi de değişir. Târih de bu umumi kanunun hükümlerine tâbidir. Bu ilme dayanak olan fikirlerin çoğu, zamanla kıymetlerini kaybettiklerinden, eski fikir esasları yerine, yenileri ko­nulmaya çalışılmaktadır. Târihin felsefesi, kâinata dâir umumi bir felsefenin bir bâbı olduğundan, ilmî ilerlemelerin bir düstûr hâline koymaya müsait bulunduğu yeni telakkîlerden bazılarını düşünmek mecburiyeti hissolunmuştur.

Asp. Net İle Proje Geliştirme

Günümüz yazılım kullanım alışkanlığını web ortamına taşıyarak tamamen baştan yazmaya var mısınız?

Bir iş takip projesinin tasarımının şekillendirilmesinden, projenin yayınlanma sürecine kadar olan adımları işleyen bu kitapta, günümünüz trend teknolojileri ve teknikleri kullanılarak örnek proje olarak seans ve randevu takip sistemi uygulaması geliştirilmiştir. Öncelikle projede kullanılan yazılımlar ve eklentiler tanıtılmış, ardından hem kitap üzerinden anlatımı sağlanmış hem de görsel videolar ile teknik detaylar pekiştirilmiştir.

Projeye başlamadan önce senaryolar bölümünde rakip yazılımlar, teknik ve sektörel gereksinimler belirlenmiştir. SQL Server ile Veritabanı modeli oluşturulup C# Asp.NET ile uygulama geliştirilmiştir. Üçüncü parti yazılım olarak DevExpress nesneleri ile tasarım güçlendirilmiş ve projeye çeşitlilik katılmıştır. Veritabanı bağlantı yöntemi olarak “linq to sql classes” kullanılmıştır. Raporlama işlemlerinde “report viewer” nesnesinden faydalanılmıştır. Web projesi olarak geliştirilen bu projede; kullanım kolaylığı, erişim rahatlığı ve platform özgürlüğü amaçlanmıştır.

  •  Web Yazılımına Giriş
  •  Web Programcılığı Teknolojileri
  •  Projenin Gelişim Süreci
  •  HTML/CSS Formatında Hazır Tasarımların Projelere Uygulanması
  •  Linq to Sql Classes
  •  DevExpress Yazılımı
  •  İş Takip Senaryoları
  •  Asp.net Üyelik Profiller ve Rol Yönetimi
  •  Master.Page Yapısı
  •  Temel Randevu İşlemleri
  •  Temel Muhasebe İşlemleri
  •  SMS Sistemleri Api Kodları
  •  Raporlama
  •  Membership – Profile
  •  Web Config Dosyasının İncelenmesi
  •  Generate Scripts
  •  Publish – Deployment
  •  FTP Ayarları
  •  Sanal Pos – Mail Order
  •  Güvenlik – SSL Sertifikaları