İçe Dönük Konuşmanın Gücü

Kendinize Ne Söylemek İstersiniz? Kendinize söylediğiniz şeylerin %77 kadarı size karşı çalışıyor olabilir! Hayat değiştiren bu kitapta, İçe Dönük Konuşma‘nın basit, devrim yapan tekniğinin olumsuz programlamayı nasıl tersine çevirip yaşamınızı yeni, yaşamsal bir enerjiyle dolduracağını keşfedeceksiniz. Kendinizle konuşun! Sözcükleri (doğru sözcükleri) öğrenin. Ve onları kullanın! İçe dönük konuşmanın gücü ile başarıyı yaşamınızda kalıcı kılın. Sen varolan her şeysin, Düşüncelerin, hayatın, gerçekleşen rüyalarınla. Sen olmayı seçtiğin her şeysin. Sen, sonsuz evren kadar sınırsızsın. Yaşam, Hepimiz İçin İyi Olmalıdır

Matematik Yaramaz’dır

“Matematik ne işe yarar?”

Bu kitabın yazarının en çok sinirlendiği soru bu. Ama matematik öğretmeni olarak en fazla karşılaştığı soru da, aynı zamanda. Peki kusur, yüzlerce formülle karşı karşıya kalıp bunalan öğrenci de mi? Matematik bilgisinin ve yönteminin kendisine açacağı ufukları kavrayamayan (ya da yaşayamayan) öğrencilerin, ister istemez bu formüller yığınının gelecekte ne işlerine yarayacağını sorgulaması doğal değil mi? O halde bütün “mesele”, matematiğin nasıl öğretileceği, sevdirileceği ve nasıl korkulur olmaktan çıkarılacağında… Ahmet Doğan, bu “meseleyi”, 40 yıllık öğretmenlik yaşamı boyunca kendisine dert edenlerden. Bu kitabı üretmesinin nedeni de bu: Matematiği “öcü” olmaktan çıkarmak. Akıl yürütmenin güzelliği, estetiği, keyfi ile öğrencileri tanıştırmak.

Bu nedenle, matematik öğretimi alanındaki deneyimlerini örneklerle bezeyerek sayfalara aktardığı bu kitabının başlığında da, en sık maruz kaldığı soruya yanıt veriyor. Her iki anlamıyla da:

“Matematik ‘yaramaz’dır!”

Türk Köy Sosyolojisi ve Sorunlarımız

Osmanlıdan günümüze “köylülük” (rurality) kimliğini sürdüren ülkemizde, ne yazık ki köy sosyolojisi bir toplumbilimi dalı olarak istenilen düzeyde gereken ilgiyi görememiştir. Bunun da başlıca nedeni, akademik kuruluşlarda Batı kökenli sosyoloji teorilerinin yoğun etkisi, kırsal alanların devreden çıkarılmış olmasıdır. Tarihsel olarak da ikili (dual) toplum yapısına yatkın düşünce geleneğimizin de bu oluşumda rolü büyük olmuştur. Osmanlı, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu geleneğinden sürüp gelen çevre-merkez biçimli bir yapılaşmayı temsil etmesi nedeniyle, çevreyi -köylü ve halk unsurunu (reaya)- dışlamış, tüm ağırlığı askeri ve sivil yönetici bir çekirdek kadroya (Enderun) tahsis etmiştir.