Osmanlı İmparatorluğunun Dağılma Devri ve Türkçülük Hareketi

MHP’nin oy patlaması yaptığı 1999 milletvekili genel seçimlerine kadar Türkçülük, resmi milliyetçilik anlayışının marjında küçük bir parti ile temsil edilen bir siyasal hareketti. 1944 Baharındaki Irkçılık-Turancılık davası yargılanmalarından Alparslan Türkeş’in CKMP’yi MHP’lileştirdiği büyük kongreye kadar Türkçülük akımı siyasi hayatımızın anlamlı bir unsuru sayılmazdı. Ancak kendilerini Türk milliyetçileri olarak tanımlayan kadroların, para-militer yan örgütlerin eylemleriyle kısmen gölgelenen siyasi eylemleri Süleyman Demirel’in başbakanlığında 1975’ten sonra kurulan anti-kominist Milliyetçi Cephe hükümetleri zamanında taraftarlarının toplam sayısının çok üstünde bir ağırlığa sahip oldu.

E-Öğrenme

Bir zamanlar bilgi aktarmak işaretlerle veya konuşarak gerçekleşiyordu. Sonra taşların oyulması ile ortaya çıkan tabletler ve kayalıklara işlenen motifler bu bilgilerin nesilden nesile geçişini sağladı. Pek çok farklı yaklaşım ve matbaanın bulunuşu! İşte, bilgilerin günden güne çoğalmasını sağlayan ve sonraki nesillere güvenli ve kolay bir şekilde aktarılmasına olanak veren teknoloji buydu. Ortaya çıktığı yıllarda bir devrim yaratmıştı ve bu basılı materyal teknolojisini, görsel-işitsel teknolojiler izledi. Bilgi aktarımı için sıra ile mektup, telefon, radyo ve televizyon kullanıldı.

Günümüzde ise bilgisayarın var olan tüm olanakları barındırması ve İnternet sayesinde dünya üzerindeki alanlara ulaşılabilmesi, gerçekten bilgi olayında patlamaya neden oldu. Bilgiye erişim hiç olmadığı kadar hızlı, kolay ve ekonomik hale geldi. Eğitimcilere ise bu teknolojileri en etkili şekilde öğretim amacıyla kullanmak düştü!

Zeynep Hastaneye Gidiyor

Çocuklar için hasta olmak ve hastanede kalmak zor bir durumdur.  Çoğu çocuk, hastaneye gitmek ve orada kalmak konusunda kaygı duyabilir ve karşılaşacakları durumları zihinlerinde canlandıramayabilir. Çocuklar kadar aileler için de güç olan bu durum karşısında kendinizi olduğu kadar çocuklarınızı da bu yeni ve farklı ortama hazırlamanız büyük önem taşır. 

Seride yer alan bütün hikâye kitapları; çocuğunuz ile birlikte hastaneye gelmeniz ve bir süre kalmanız durumunda, orada karışılacağınız deneyimler konusunda size ve çocuğunuza doğru bilgiler vermesi ve yol göstermesi amacıyla hazırlanmıştır. 

Bu hikâyelerle, çocukların hastanede karşılaşacakları durumlara aşırı tepkiler vermelerini önleyerek duygusal olarak daha az etkilenmelerinin sağlanması hedeflenmiştir.

Hikâye kitaplarında yer alan aşamalar bazı hastanelerde farklılık gösterebilir. Bu noktada lütfen, bulunduğunuz hastanedeki bu farklılıkları çocuğunuza, yaşına uygun bir şekilde açıklamaya ya da bu alanda uzman bir personelden yardım almaya çalışınız.

Bütün hikâyeler; çocukların yaş ve gelişim özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Hikâyeleri çocuğunuzla birlikte okurken lütfen, çocukların bu deneyimleri için farklı bireysel gelişim özellikleri olduğunu unutmayınız.

Zaman ve Uzam Kültürü

Titanic neden hatırlanıyor? Bu büyük facia, tarihte benzeri yaşanmamış biçimde, üstelik eşzamanlı olarak tüm dünyada duyulmuştu. Telsizler, telgraf operatörleri, gazeteler an be an bu dramdan haberdar olabilmişlerdi. Gemiyi batarken izleyen yüzlerce kazazede tanıklıklarını anlatacak, Titanic’in hikâyesi yine eşzamanlı bir ivmeyle her yerde bilinir olacaktı. Buharlı gemiler ve enerji kullanımıyla yolculuk süreleri azalmıştı; bu faciayla birlikte sadece ulaşım değil, iletişim sürelerinin de kısaldığı anlaşıldı. Hemen herkes zaman ve uzam deneyiminde bir devrim yaşandığının farkındaydı. Stephen Kern, 1880-1918 zaman aralığında, bu devrimi ve yarattığı etkileri irdeliyor. Fizikte Einstein’ın görecelilik kuramı, felsefede Bergson’un sürelilik kavramı, psikiyatride Freud’un bilinç dışı zihinsel süreçleri, sosyolojide Durkheim’ın zaman ve mekânın sosyal göreceliliği, resimde Picasso’nun kübizmi ve edebiyatta Proust’un kayıp zaman arayışı ile Joyce’un bilinç akışı tekniğine odaklanıyor. Geleneksel hiyerarşilerin dağılmasını, mesafe engelini ve sınırları ortadan kaldıran iletişim teknolojilerinin yarattığı devinimleri betimliyor. Daha 1913 yılında sinema, kamera gözü her yere girebildiği için, ayrıca ucuz giriş fiyatları ve karışık oturma düzeniyle tiyatronun entelektüel kültürünü işçi sınıfına açtığı için, “demokratik sanat” addedilir. Bisiklet de sosyal uzamda kurduğu köprüyle “önemli bir düzleyici” olur ve uzun mesafeli seyahati mümkün kılarak, seyahat ücretini ya da araba giderini karşılayamayan orta ve alt sınıflara bu imkânı sağlar. Arabanın demokratikleştirici etkisi, daha kitleler için yeterince ucuz değilken bile, hemen anlaşılır. Aristokrasinin kırsal yerleşim statüsünün yerini burjuvazinin yeni kentsel yerleşim statüsü almaya başlayınca, toplumsal saygınlığın korunmasında mesafenin değeri azalır.

İslam İktisadı Düşüncesi İçin Küçük Bir Tarihsel Değerlendirme

İktisat sosyolojisine göre iktisat biliminin sosyal bir pers­pektif içermesi gerekir. Çünkü, ekonomi sosyal bir dünyanın parçası olduğundan toplumun geri kalan kısmından soyutlanarak incelenemez. İktisat sosyolojisinin yükselişini sağlayan kavram “gömülülük” olmuştur. Sosyal gömülülük kavramı, iktisadi davranışın yalnızca kar ve maliyet hesaplamasıyla yapılmadığını, gerçekte iktisadi davranışın insan ilişkileri ağı içinde gömülü olduğunu ifade etmektedir. İktisat sosyolojisi­ne göre ekonomiler sınıf yapısı, güç, siyaset, kurumlar, kültür gibi faktörlerin içinde gömülüdür. Bu faktörler iş adamlarının, yöneticilerin, girişimcilerin, çalışanların piyasalarda nasıl dav­ranacaklarını şekillendirmektedirler.