Kırk Güzel İnsan

Dünyayı güzelleştirmek zorundayız!

Bunun binbir yolu var, ama en etkilisi her zaman; güzelliği görmek ve çoğaltmak. Fahri Tuna, Kırk Güzel İnsan ile güzelliğin üzerindeki örtüyü çekiyor, yaşadığımız çağa rağmen onu ayan beyan kılıyor. Kırk insan hikâyesi anlatırken, kırk bin güzellik inşa ediyor. Sizler için bu güzelliğin kapısını aralarken içim öylesine ferah; biliyorum, vaat ediyorum ve okumanız için ısrar ediyorum ki bu insanlann hepsi gerçek. Bu insanların güzellikleri sahici.

Balkanlar’dan Adapazarı’na, Edirne’den Mardin’e, Kırk Güzel İnsan, güzelin umudu olacak okuyucunun kalbinde. Dünyada güzelliğin var olabileceğinin, iyi insanlann daima etrafta olduğunun ispatı olacak. Kitaptaki kırk kişinin hayatını, güzeli daha güzel kılan, güzeli daha güzel gören Fahri Tuna kaleminden okurken; gök önünüze serilmiş, dalga ayağınıza değmiş, bir kedi okşamış ya da en kıymetlisi; hiç tanımadığınız biri size gülümsemiş gibi ferahlık duyacaksınız, mutlu olacaksınız.

Eminim; bu kitap ile siz, güzelliğe inanacaksınız!

Türkiye Dünyanın Neresinde?

Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle stratejik bir ülke olduğu senelerce çeşitli şekillerde vurgulanmıştır. Bu algıya dayanarak “zor coğrafya” dayatması demokrasi tartışmasından ifade özgürlüğüne, insan haklarından seçim barajına dek bir çok konuda siyaseti ve sivil talepleri suskunlaştırmış; “güçlü devlet” argümanını pekiştirmiştir. Bu sadece resmi siyasi söylemde değil, gündelik pratiklerde de ortaya çıkan bir varsayımdır. Türkiye’nin bir “köprü” ya da “merkez” ülke olduğu, Kıbrıs’ın Türkiye’nin “yavru”su olduğu gibi coğrafi kategoriler sürekli karşılaştığımız ve yeniden ürettiğimiz kalıplar ve tahayyüller haline gelmiştir.

Türkiye Dünyanın Neresinde? Hayali Coğrafyalar ve Çarpışan Anlatılar, Türkiye’de hâkim olan coğrafi kalıplara eleştirel jeopolitik yaklaşımıyla bakan bir ilk çalışma niteliğinde. Kitaptaki makaleler, coğrafi kategorilerin siyasi ve tarihsel olarak formel, pratik ve popüler jeopolitik söylemlerde nasıl yeniden üretildiğine bakıyor; bunun sonucu olarak birbiriyle örtüşen ve çatışan durumların nasıl oluştuğunu inceliyor. Bu çalışma devlet, ordu, dış politika söylemleri, okul kitapları ile film ve roman gibi popüler kültür ürünlerinde coğrafi algı kalıplarının nasıl “jeopolitik dogma”lara dönüştüğünü gösteriyor. Genel olarak askeri nedenler ve güvenlik endişeleriyle oluşan bu dogmaların, jeopolitik karşısında siyaseti sınırlandırdığı öne sürülürken, sınırlanan siyasete eleştirel jeopolitik yaklaşımıyla yeni bir alan açılması hedefleniyor.

 

Sultanın Gözyaşları

Sultan Abdülaziz dönemi, beşeriyetlerin varoluşları, devletlerin kurtuluşları ve yeni iktisatlara dair yol arayışları devri idi. Üstüne güneş batmayan devletin çöküş dönemlerinde tahta oturan bir padişahın çaresiz demleri bu çöküşü engellemeye ne yazık ki yetmedi.

Cenab-ı Hak’kın hikmetinden başka hiçbir varlığın teselli edemeyeceği bu hüzün, kubbedeki bu acı seda, ancak geçmişi ve geleceği görebilmiş, iyi idrak edebilmiş idarecilerin kadim gölgeleri altında anlamlandırılabilir. Ne yazık ki Sultan Abdülaziz’in bu elemli hatıraları, Devlet-i Aliye’nin kutlu geçmişi içerisinde buruk ve donuk kalıyor…”

Yazar B. Ergin Borobey Sultanın Gözyaşları adlı kitabını, Sultan Abdülaziz’in yaverinin yazdığı bir günlükten yola çıkarak kaleme almış. Kişilerin ve olayların gerçek olması kitabı dikkat çekici kılıyor.

Bir yıkılışa direnen ve çok da anlaşıldığını iddia edemeyeceğimiz Sultan Abdülaziz’in hayatını bu gerçekler ışığında incelemeniz o döneme ve Sultan Abdülaziz’e bakış açınızı değiştirecektir.

Global Health: Sayı 3

GLOBAL HEALTH; tıp, bilim, teknoloji, kültür/sanat, spor, ilaç, beslenme, gastronomi, hukuk, seyahat, küresel sağlık gündemi, engelliler, sağlık yönetimi, güzellik & bakım konularının odağında tüm yaş ve cinsiyet gruplarına hitap edecek “bütün bir içerik” ile Türkiye ve dünyanın öncü bilim insanları, Tıp doktorları ve iş dünyası liderlerinin Global birikimi, vizyonu ve deneyimiyle hazırlanıyor.

Okurlarımız, “Global Health” ile merak ettikleri konular hakkında cevapları bulabilecekler, alanında uzman doktorların bilgilerine erişebilecekler ve içerikte verilen sağlık üzerine tavsiyeleri uygulama imkanı elde edebilecekler.

“Yaşam Kalitesini Yükseltme”yi hedefl eyen her kesimin okuyabileceği “Global Health” dergisini okuyucularımıza iki dilde –Türkçe ve İngilizce-sunuyoruz.

Mutlu Ailelerin 100 Sırrı

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Şubat 2005
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 13,00 x 19,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Orijinal Dil : İngilizce
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 239
Barkod : 9789752105577

Siyaset-Yönetim Ekseninde Yurttaşsız Demokrasi

“Selim İleri’yi okurken rastladım bu cümleye… “Bu cesetlerin göğsünde bir kalp çarpmıyor” Kayıtsızlığı, umursamazlığı, vurdumduymazlığı ve sorumsuzluğu… Bu kadar güzel anlatan bir ifadeye hayatınızda kaç defa rastlayabilirsiniz… Ruhunuzu sarsarcasına, kalbinizi hırpalarcasına ve dilinizi mühürlercesine: Yaşayan, ama “kalpsiz” yaşayanların en güzel tariflerinden, tasvirlerinden, anlatımlarından birisi… Kime ait bu cümle? Elbette yakın tarihin en keskin zekalarından ve düşünce adamlarından birine: Cemil Meriç’e…”İtalyan köylüsü ne demişti şehir için: “En azından sağa sola bakar bir şeyler öğrenirsin.” Yok İtalyan yok, senin düşlediğin şehirler bizim şehirlerimiz değil… Biz böyle şehirler bile düşleyemeyiz… Etrafımıza baksak ne öğreneceğiz ki? Sanatın, düşüncenin, edebiyatın, kültürün sürgünde olduğu ve arada bir yalnız ve yalnız “görüntü üretmek” için; “ben de bu işlerden anlarım” havası oluşturmanın, yani taklitçi yerel yöneticiliğin “staj” alanı kentlerimiz… İşte bizim kentlerimiz ve kent kültürümüz… Demişti ya şair: “Kastım budur, şehre varam, feryad-ı figan koparam…”M. Akif Çukurçayır bu kitapta, siyaset, yerellik, bilinç, yurtaşlık, demokrasi, yönetim, saltanat, sorumluluk kavramları etrafında kentlerimizin ve Türkiye’nin mevcut sorunlarını tartışıyor… Kitap, okuyucularını düşünsel bir yolculuğa çağırıyor…

Toplumsal Tarihte Çocuk

Tarihin seçkinlerin öyküsünden ibaret olmadığına inanan toplumsal tarihçiler, günümüzde, sınıfına, ırkına, dinine, cinsiyetine, yaşına bakılmaksızın bütün insan gruplarını içeren bir tarih bilimi oluşturmaya koyuldular. Çocukların görece güçsüz ve sessiz bir grup olmaları onların yazılı tarihten dışlanmalarını gerektirmez diye düşünüyorlar. 23-24 Nisan 1993’te düzenlenen Toplumsal Tarihte Çocuk Sempozyumu, ülkemizde işte bu alanda yapılan ilk çalışma, bu kitap da aynı konuda dilimizdeki ilk yayın. Çocukluğun tarihi arkeolojik eserlerde, gravürlerde, fotoğraflarda, tiyatro oyunlarında, şenliklerde, çocuk yayınlarında, giysilerde, oyuncaklarda, oyunlarda araştırılıyor. Ama önce, bu tarihin incelenmesine kuramsal bir temel hazırlayarak…