Sınırlar ve Hayaletler

Göç hareketlerini başlatan nedir? Bu hareketlerin karmaşık doğasını nasıl anlayabiliriz? Göçmenlerin içinde hareket ettikleri yollar boyunca sosyal dünyaya katılışlarını ve yeniden biçimlendirmelerini nasıl görünür hale getirebiliriz? Nermin Saybaşılı, Jacques Derrida’nın “hayalet” ve “musallatbilim” kavramlarını araştırmasının merkezine alarak ve bir dizi başka güncel kuramdan da yararlanarak, göç hareketlerini ve göçmenleri konu alan sanat çalışmalarını ve belgesel, film, fotoğraf gibi görsel kültür nesnelerini inceliyor.Sınırlar ve Hayaletler, incelenen beş farklı musallat olma vakasıyla, göçün aslında kendi başına bir sorun olmadığını, bir “sorun” olarak üretildiğini; problemin sınır inşası ve sınır sendromlarına, yerinden edilmeye ve dışlanmaya, farklılıklara yönelik tahammülsüzlüğe, küresel üretim ve ekonominin gerçeklerine nasıl sıkı sıkıya bağlı olduğunu gösteriyor. Evet, sınırlar var. Ama sürekli musallat olarak sınırları ihlal eden hayaletler de var. Kimbilir belki de yakın geleceğin asıl aktörleri onlar: hayalet göçmenler.

Amerikan Efsanesi

Amerikan Efsanesi “Dikkat! Amerika kudurmuştur. Bizi Amerika’ya bağlayan bütün bağları derhal koparmalıyız. Yoksa biz de ısırılacak ve biz de kuduracağız” diye yazıyordu Jean Paul Sartre 1953’te Libération gazetesinde yazdığı “Hasta hayvanlar ve kuduz” başlıklı makalesinde. Elinizdeki eser, o ünlü filozofun teşhisindeki isabeti gözler önüne seriyor. Yalnız Avrupa’nın değil, ABD’nin etki alanına giren bütün ülkelere Amerikancılık hastalığının ne derece bulaşıp bulaşmadığını sorguluyor. Bu kitap, sadece ülkesini de değil, bütün dünya insanlığının kaderini ve geleceğini düşünenlere sesleniyor. 

Haz İlkesinin Ötesinde

Haz ilkesi kuramını ele almanın, bizi tarih içinde gelişmiş olan herhangi bir psikolojik sisteme ne kadar yakınlaştırdığı tarafımızı pek alakadar etmemektedir.

Bu tartışmaya açık varsayımlara, çalışma alanımızdaki günlük gözlemlere dayanarak vardık. Psikanalitik çalışmamızda hiç bir öncelik ya da özgünlük aramıyoruz; bundan da ötesi bu kuramı incelememize neden olan sebepler o kadar açıktır ki, görmezden gelmek imkânsızdır. Öte yandan, bizi emir verircesine yönlendiren haz ve rahatsızlık duygularını açıklamamıza yardımcı olacak fizyolojik ve psikolojik kuramlara da saygımız vardır. Bu duygular, psikolojik yaşamın en karanlık en derin kısımlarını oluşturmaktadır ve bu duygulardan kaçmamız imkânsız olduğuna göre konuya yapılabilecek en açık ve genel bir şekilde yaklaşmak en uygun yöntem olacaktır. Haz ve rahatsızlığı zihnimizdeki sınırı olmayan bir eksitasyonla ilişkilendirmeyi uygun gördük. Açmak gerekirse, rahatsızlığı eksitasyondaki artışa, hazzı ise düşüşe bağladık.

İngilizce Öğrenme ve Dikkat Güçlendirme Seti Kutulu (8 Kitap)

Yeni kutusunda İngilizce öğrenme ve dikkat güçlendirme seti. Set içerisindeki kitaplar 5-8 yaş grubundaki öğrencilerin uygulayabileceği etkinliklerden oluşturulmuştur. Kitaplarda yer alan yüzlerce etkinlikle çocukların İngilizce öğrenmeleri ve dikkat yeteneklerinin güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Kitaplardaki etkinlikler, insan beyninin iki yönünü de çalıştırarak kelimelerin hafızada kalıcı olmasını sağlayacak niteliktedir. Çocuklar kitaplardaki etkinlikleri çözerken hem eğlenecek hem de dikkat yetenekleriyle birlikte İngilizce kelime haznelerini geliştirecektir. Set içerisindeki kitaplar; İngilizce Dikkat Artırma Seti Easy [1], Fruits [Dikkat Egzersizleri], İngilizce Dikkat Artırma Seti Easy [2], Fruits [Mantık Egzersizleri], İngilizce Dikkat Artırma Seti Easy [3], Shapes (Dikkat Egzersizleri), İngilizce Dikkat Artırma Seti Easy [4], Shapes (Mantık Egzersizleri), İngilizce Dikkat Artırma Seti Easy [5], Numbers [Dikkat Egzersizleri], İngilizce Dikkat Artırma Seti Easy [6], Numbers [Mantık Egzersizleri], Dikkat Artırma Egzersizleri (Şekilsel Algı) Seviye 1, Dikkat Artırma Egzersizleri (Rakam ve Harf Algısı) Seviye 1 dir.

Her Şey Satılık

Her gün binlerce ton mal ve hammadde, dünyanın üzerinde görünmeyen çizgiler boyunca taşınıyor. Bu büyük akışa insanların daha önce “bedava” sahip olabildikleri yeni yeni şeyler ekleniyor. Dünya sistemi bir yandan neredeyse her şeyi satılık mal haline getirirken, bir yandan da bunları tüketecek yeni insanı ve onun yeni ihtiyaçlarını yaratıyor. Dünyanın kaynakları kimlerin elinde? Kimler nasıl kâr ediyorlar? Yakıt, metal, gübre, uyuşturucu, gıda – ama daha yakın zamanda tatlı su, insan, gökyüzü, okyanuslar ve hayatın ta kendisi birer ticari mal haline geldi. Belli ki mevcut ekonomik sistem devam ettiği müddetçe bu liste uzayacak: Solunacak temiz havanın bir süre sonra parayla satılmayacağını kim iddia edebilir? Her Şey Satılık’ta aklınıza gelebilecek hemen her türlü kaynak hakkında, bu kaynakların nasıl sahiplenildiği, işletildiği, hangi hatlar boyunca dağıtıldığı, neyin üretileceğine neyin üretilmeyeceğine kimler tarafından nasıl karar verildiği hakkında ilginç öyküler okuyacaksınız.

Jı Unescoye Re Name

Metna ku hün e bixwinin, wexta ku ji ber pirtüka İsmail Beşikça ya bi nave Teza Diroka Tirk, Teoriya Zimane Roje ü Pirsgireka Kurd, se sal cezeye hefse dikişine ü wexta ku di girtigeha Adapazariye de ye ji, nameyeke ku biryara UNESCO’ye rexne dike, dinivisine. Name bi xebat, peşnüma ü nameyen din yeni taybet ji hela reveberiya girtigehe ve hatine bidestxistin ü ji ber nameya ku di nav van de hatiye bidestxistin, nameyeke ku ji seroke Yekitiya Niviskaren Swede re hatiye nivisandin, 10 sal cezaye hefse le hatiye birrin.

Metn; ji ber ku UNESCO sala 1981’e weke “sala Atatürk” kebül dike, rexne dike. `UNESCO’ye ev biryar li gori kijan rastiyan qebül kiriye’ niqaş dike. Di heman sale de, generalen zorker bi darbeya leşkeri derbeya leşkeri kirin ü diktatoriyeke tund dan meşandin. Ji ber ve yeke ji sala “Atatürk” bi heyteholeke mezin piroz kirin. Atatürke ku neteweya Ermenan li derveye diroke hişt, gele Rüm heya bi heya mahküme be niştimaniye kir ü raste rast daxili perçebüna Kurdistane bilye, ji temame van sucan hate pakkirin ü careke din weke “zilameki dewlete ye demokrat ji gele cihane re” hate peşkeş kirin. Nave Atatürk ji keleka naven Dehaq, İvane Erjeng, Hitler ü Mussolini rakirin ü li keleka zilamen dewlete yeri hemdem bicihkirin. UNESCO ji, bi tevlebüna xwe ji derewen birdoziya dewleta Tirk re bü rupoşek. Çepen Tirk disa di nav ve hesabditina diroki de tune bun. Beyi ku çep, bi diroke re hesab bibinin ü bi ser kevin, bi zanebüneke ku we li der ü dora Tirkiyeye civakek demokratik çenebe, bi teoriyeke razber zimanbazi kirin; “demokrasi” an ji hineki din penceşera di mejiye xwe de mezin kirin ü hineki din bün kemalist. Di ve metna ku hüne bixwinin de, helwesta biistiqrar hew ji Ismail Beşikci hat.

Bi heviya ku kurdiya pirtüke cihe xwe bigre!

İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Ankara’da Günlük Yaşam

İkinci Dünya Savaşı, 1 Eylül 1939 yılında Almanya`nın Polonya`yı işgal etmesiyle başlayan ve 1945 yılı sonlarına kadar devam eden bir savaştır. Türkiye savaşın başladığı günden itibaren kendini bu savaşın dışında tutmayı başarmıştır. Özellikle başkent ilan edildikten sonra Türkiye`nin en pahalı şehri konumuna gelen Ankara`da halkın günlük yaşamı savaşla birlikte değişmeye başlamıştır. Savaşın başlaması ilk olarak gıda fiyatlarına yansımış ve fiyatlar hızla artmıştır. Gıda fiyatlarında görülen zamlar daha sonra giyecek, eşya, mesken ve yakacak fiyatlarında da kendini göstermiştir. Bu zamların memur maaşlarına yansıtılamaması, özellikle %80’ini memurların oluşturduğu Ankara halkının günden güne fakirleşmesine neden olmuştur. Bir taraftan yiyeceğini zor temin eden halk, diğer taraftan üzerine giyecek kıyafeti de bulamamıştır. İkinci Dünya Savaşı’nıın başlamasıyla beraber had safhaya ulaşan mesken sorunu, gazetelerdeki kiralık ev ilanları yerini kiralık oda ilanlarına bırakmıştır. Bütçelerine uygun kiralık ev bulamayan memurlar, kiralık oda bile tutamamışlardır. Ankara’da bulunan orta sınıf oteller Ankara’nın memur halkına hizmet etmiştir. İkinci Dünya Savaşı beraberinde eğitim ve Sağlık problemlerini de getirmiştir. Yeterli sayıda okul yaptırılamadığı gibi öğrenci ve öğretmen açığı da artmıştır. Erkek öğretmenlerin askere alınması, yeni atamaların yapılamaması, ek masraftan kurtulmak veya çalıştırılmak amacıyla çocukların okullardan alınması bu açıkların doğmasının başlıca nedenleri olmuştur. Salgın hastalıkların arttığı İkinci Dünya Savaşı yıllarında, sağlık problemleri yaşamamak için gerek Ankara Belediyesi ve Ankara Valiliği, gerekse halk önlemlerini baştan alma yoluna gitmişlerdir. Alınan bu önlemlerle, salgın hastalıklara yakalanarak ölenlerin sayısının diğer illere oranla fazla olması engellenmiştir.

Sokrates Yeşil Sahalarda

“Sokrates Yeşil Sahalarda” gerçek bir felsefeye giriş kitabı. Ama alışık olduğumuz tarzda nüfuz edilmesi zor, okuyucunun seviyesine inmeyen, birbiri ardına büyük filozofların öğretilerini sıralayan bir giriş kitabı değil. Kendisi de vaktiyle bir felsefe öğrencisi olan Mathias Roux benzer kitaplarla felsefeye girişte sorun yaşadığı için kendisine ‘Felsefeye giriş nasıl daha kolay ve eğlenceli hale getirilebilir?’ diye sormuş ve kadın erkek hakkında konuşmaya doyamadığımız futbol üzerinden bir giriş yapmaya karar vermiş. Roux, bu kitapta Fransa ile İtalya arasında oynanan 2006 Futbol Dünya Kupası’nın efsanevi final maçını çıkış noktası olarak alıyor ve maçın farklı dakikalarındaki pozisyonlardan hareketle felsefenin temel alanlarının temel sorunsallarını ortaya koyup tartışıyor. “Kimilerine göre kale dişi cinsi temsil ediyordu ve gol atmak da toplu tecavüzden başka bir şey değildi! Oedipus kompleksinin açıklayıcılığından şaşmayanlara göre ise top anneyi, rakip de babayı temsil ediyordu.”(Sayfa 64)”Çok iyi biliyoruz ki taraftarlar bugün taptıkları şeyin köküne bir hafta sonra kibrit suyu dökeceklerdir; gazeteciler birkaç gün önce göklere çıkardıkları futbolcuları yerin dibine sokacaklardır. Neyin peşinde olabilirler ki öyleyse?” (Sayfa 66)”Bir futbolcu lotodan para kazandığı anda futbol oynamayı bırakmayacaktır. Demek ki futbolcunun bu sözde ekmek kapısı aslında işten ziyade bir boş zaman aktivitesi, hatta bir eğlencedir.” (Sayfa 73)