Bizim Avrupamız

Avrupa, çoğu zaman sancılı olan dönüşümlerin, başkalaşımların tarihidir. Bir ve bölünmüş olmayı, farklılıkla birlik özlemlerini aynı zamanda içinde taşır. Hukukun ve keyfi kararların, demokrasi ve zulmün, medeniyet ve barbarlığın iç içe olduğu bir tarihtir bu. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa halkları arasında kalıcı bir barış sağlamak için ortaya atılan Avrupa fikri, insan haklarına, farklılıklara, azınlıkların haklarına saygı gibi temel değerler üzerine inşa edildi.

Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra, Avrupa ikinci bir başkalaşım sürecine girdi. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri çözülmemiş çatışmalarını, çekişmelerini Avrupa’ya taşıdılar. AB’nin kurucu ülkelerinde hem birlik fikri hem genişleme sorgulanır oldu. Avrupa kurumlarına karşı şüphe yaygınlaştı. Avrupa paralize olup, çözülmek, dağılmak tehlikesiyle karşı karşıya. 

Edgar Morin ve Mauro Ceruti, bu çok boyutlu tehlikeye karşı, Avrupa’nın bir kez daha başkalaşmasına, kendini yenilemesine duyulan ihtiyacı dile getiriyor, Avrupa’yı iktisadi, siyasal, sosyal ve kültürel modelini yeniden yaratmaya davet ediyor. 

“Bu kitabın asıl derdi günümüzün birbirine eklemlenen iki büyük krizi, Avrupa’nın çok boyutlu krizi ile bir türlü kendini insanlık olarak oluşturamayan büyük insanlık krizi bağlamında ‘Avrupa’yı Yeniden Düşünmek’tir.”

– Edgar Morin

İslami İrfan

Yaratılışın gayesi olan ilahi marifet ve muhabbet, kolayca elde edilmiyor ve bu yolun yolcusu / salik ancak büyük sıkıntılardan sonra bu cevhere ulaşabilmektedir. Salikin önündeki en önemli engelin, yolun kendisini bulmak olduğunu söylersek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Zira yanlış bir yolda ilerlemek, kişiye, uzun yıllar boyunca katlanmış olduğu sıkıntılar ve zorluklardan başka bir şey kazandırmayacağı gibi hedeften uzaklaşmasına da neden olacaktır. Bu sebeple her şeyden önce doğru irfanı bulmaya çalışmalıyız ve titizlikle bu yönde çaba göstermeliyiz.

Bu doğrultuda konuyla ilgili yeterli araştırma ve tecrübeye sahip olan güvenilir belli başlı uzmanlar ve üstatlardan yardım almak ve İslami öğretileri yakından tanıyan bu şahsiyetlerden yararlanmak bizim için yol açıcı olacaktır. Bu maksatla çağımızın büyük âlimlerinden Üstat Muhammed Taki Misbah’ın farklı oturumlarda beyan ettiği çok önemli sözleri bir araya getirilerek elinizdeki eser oluşmuştur.

Amerika’da Bir İyimser

O Amerika ki geleceği düşünmeyi bilmiyor…

Italo Calvino’nun Amerika’da Bir İyimser adlı kitabı ilk kez Türkçede…

“… söze sığmayan şeylerle, dile alması güç bayağılıklarla dolu Amerika, o Amerika ki geleceği düşünmeyi bilmiyor, yine de hepimizin geleceğinin öylesine geniş bir bölümünü içinde barındırıyor…”

Yolculuğun büyük düşmanı Cesare Pavese’nin izinden gitse de, Italo Calvino Kasım 1959-Mayıs 1960 tarihleri arasında ABD’ye ilk uzun yolculuğunu yaptı. En uzun süreyi New York’ta geçirdi, her yerden çok sevdiği o kent, “et yiyen bir bitkinin bir sineği içine çekip yuttuğu gibi yuttu” onu. Çok sayıda eyaleti ve kent merkezini dolaştı –Cleveland, Detroit, Chicago (“tam Amerikan kenti, üretken, maddeci, hoyrat”), San Francisco, Los Angeles, Montgomery, New Orleans, Savannah (“ABD’nin en güzel kenti”), Las Vegas, Houston–, yazarlarla, yayıncılarla, yazın ajanlarıyla tanıştı, ama aynı zamanda iş adamları, sendikacılar, insan hakları eylemcileriyle (başta Martin Luther King olmak üzere), sıradan kişilerle de görüştü.

Neyyire Gül Işık’ın çevirdiği, Türkçede ilk kez yayımlanan Amerika’da Bir İyimser, son derece ufuk açıcı bir kitap…

“ABD yolculuğuma başlarken, yolculuk boyunca da, Amerika üstüne bir kitap yazmayacağıma yeminler ediyordum (yazılmış zaten o kadar çok kitap var!). Oysa şimdi fikrimi değiştirdim. Seyahat kitapları yazın yapıtı oluşturmanın yararlı, iddiasız, yine de dört dörtlük bir biçimidir. Ülkeler yıldan yıla değiştiğinden, belli bir anda görüldükleri gibi sabitleştirildiğinde, değişken özleri kayıtta donduruluyor da olsa, ya da işte tam bu nedenle, işe yarayan kitaplardır ve ülkeler anlatılırken, görülen yerlerin betimlenmesinden daha ötelere varan bir şey, yazarın kendisiyle gerçek arasındaki bir ilişki, bir tanıma süreci anlatılır.”

Tadımlık

“Şartlı reflekslerim artık diken üstünde, elim en masum nesnelere değmeden önce bir duraksıyor. Sarsıntıdan hem korkuyorum hem bekliyorum, çarpılmazsam düş kırıklığına uğruyorum, artık ihtiyaç duyuyorum, tiryakisi oldum. Kimi zaman bir el sıkışmadan, bir okşayıştan kıvılcımlar çıkıyor. Nesnelerden günlerin temposuna, duygulara, ilişkilere bir elektrik çarpması boşalıyor. Acaba sahici enerji mi, yoksa içimizdeki gerilim alabildiğine kıtlaştı da o yüzden nesnelerden saçılan enerjiye karşı duyarlık mı kazandık?

Büyük bireysel ve toplu serüvenlerin kahramanlık çağı kapanmış, Amerikan ruhu bugün gerilim eksikliğinden, amaç yoksunluğundan ötürü kuvvetten düşmüş, erişilmiş ya da erişilecek bir refahı gözleyen, atılımdan yoksun bir gündelik rutin halinde. Ama gerilim nesnelerden, ekonomik süreçten, insan iradesinin ötesinde yaşayan üretim hummasından hâlâ fışkırıyor. Nesnelerin dünyası uyanık, uykusuz, kendi içinden kaynaklanan bir tür akılcılık ona canlılık veriyor; oysa insanların dünyası bazen robotların uykulu kımıldanışlarını andırıyor.

Bu uyuşmazlığın sırrını, insan enerjisinin hangi noktada nesnelerinkine eklenmesi gerektiğini araştırıyorum, bulamıyorum ve Manhattan’ın elektrikli tozunun iğnelediği parmak uçlarımı ovuşturmakla yetiniyorum. (…)

Endüstri dünyasının beyni Manhattan, bedeninden kopuk bir beyin. New York’un hummalı üretim ikliminde, Madison Avenue’nün çelikten camdan, kusursuz gökdelenleri üstünde, sanki hepten soyut bir dünyada bulunduğumuz kuşkusu geziniyor havada. Sakın bir uzay gemisinde olmayalım? Bir kent mi bu, yoksa doğadışı bir organizma mı, boşlukta asılı duran bir bürolar evreni mi?”

Sonsuz Talep

Simon Critchley Sonsuz Talep’te bir yandan içinde yaşadığımız kapitalist liberal demokrasi döneminde yoğun biçimde hissedilen siyasal hayal kırıklığının nedenlerini araştırırken, bir yandan da bu hayal kırıklığını ve doğurması muhtemel nihilist tepkileri, insanları sahiden motive etme gücü olan radikal bir siyasetle aşmanın yollarını analiz ediyor. Böyle bir siyaseti şekillendirebilecek bir bağlanma etiğinin ve bu etiğin taşıyıcısı olacak özne kavrayışının anahatlarını Kant, Marx, Levinas, Badiou, Rancière ve Lacan gibi düşünürlerin metinleriyle özgün bir biçimde hesaplaşarak çiziyor.

Ailede Mutluluk Rehberi

İnsanoğlunun yeryüzünde en temel arayışlarından biri “mutluluk”tur. Nitekim temel yaşam motivasyonu “acıdan kaçmak ve hazza yaklaşmak” şeklinde tarif edilmiştir. Mutluluk üzerine yapılan araştırmalar, bunda en büyük rol oynayan etmenlerden birinin “ilişkiler” olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle yakın ilişkiler yani “aile”, insanın mutlu ya da mutsuz olmasının en temel belirleyicilerinden biridir.

Farklı yaşam evrelerindeki insanları ve birçok hayat alanını içeren ailede bilinçli ve duyarlı hareket etmeden mutlu olmak ise mümkün değildir.

YDS – Proficiency Sınav Teknikleri

Bu kitabın amacı, YDS’ye hazırlanmakta olan bireylere ve hazırlık programı olan bir üniversiteyi kazanmış ve/veya kazanmayı hedefleyen öğrencilere, üniversiteler tarafından yapılan İngilizce Yeterlik –PROFICIENCY– sınavlarına hazırlanmalarına yardımcı olmaktır. Kitabın içeriği, yapılagelen sınavların formatıyla örtüşmektedir. Sınavlara hazırlanırken ihtiyaç duyacağınız gramer konuları, sınavlarda sıkça sorulan soruların benzerleri, özel dikkat gerektiren soru tipleri ve açıklamalı çözümleri kitapta Türkçe açıklamalı olarak yer almaktadır. Ayrıca, öğrenmeniz gereken kelime ve deyimler, yine Türkçe karşılıklarıyla verilmiş ve çok sayıda sınav tipinde soruyla, bunları kolayca öğrenmeniz hedeflenmiştir. Kitabın en önemli artılarından biri de, writing bölümü içeren sınavlarda yazarken ihtiyaç duyacağınız tüm yapıları, kalıpları ve essay şablonlarını içeren bir bölümünün bulunmasıdır. Sınavlara bu kitapla hazırlanarak iyi sonuçlar elde edecek öğrencilerimizin bu başarılarına ve sizlerin başarısı için özveriyle çalışan değerli öğretmenlerinizin çabalarına bir katkı sağlayabilmek umuduyla…