İbn Sina’nın Mirası

İbn Sînâ, sadece İslâm medeniyetinin değil, tüm zamanların en büyük zekâlarından birisidir. Âlem ve insana dair bütüncül bir resim ortaya koyan felsefî sistemi, hem muhteva hem de yöntem açısından İslâm felsefesinin zirvesini teşkil etmektedir. Bu felsefî sistem İslâm dünyasında olduğu kadar Batı’da da uzun süre etkinliğini sürdürmüştür. İslâm dünyasında 18. yüzyıla kadar devam eden “İbn Sînâcı felsefe geleneği” ile Batı’da ortaya çıkan “Latin İbn Sînâcılığı” bunun en açık göstergesidir. İbn Sînâ’nın Mirası, İslâm felsefe birikiminin keşfi yönündeki çabalara küçük de olsa bir katkıda bulunmak amacıyla, Yale Üniversitesi Yakın Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Bölümü başkanı Prof. Dimitri Gutas’ın İbn Sînâ hakkında yazdığı makalelerin Türkçe tercümelerini biraraya getirmektedir. Gutas, bu kitabı oluşturan makalelerinde, İbn Sînâ’yı merkeze alarak İslâm felsefesi mirasının daha sağlıklı ve doğru bir şekilde nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair özgün nitelikli ve ufuk açıcı görüşler ortaya koymaktadır.

Sühreverdi ve İşrak Felsefesi

İslam felsefesi geleneği, meşşaîlik, felsefî tasavvuf ve işrakîlik olmak üzere üç temel sacayağı üzerinde durmaktadır. Bu temel düşünce alanlarından biri olan işrakîlik, Şihabuddîn es-Sühreverdi(öl. 587/1191) tarafından sistemleştirildiği kabul edilen, özgün ve köklü bir düşünme biçimini temsil eder. Bu özgünlüğe rağmen işrakîlik, İslam felsefesi geleneği içinde en az ilgi gören ve hakkında en az araştırma yapılan alanların başında gelir. Oysa islam felsefesi geleneğinin mütemmim bir parçası olan işrâkîliğin araştırılması, sadece bu düşünce alanının anlaşılması için değil, aynı zamanda, İslam felsefesi geleneğine sunduğu özgün ve köklü katkıların da tespit edilmesine imkan sağlayacaktır. .

İslam düşüncesi tarihinde hakikati aramak maksadıyla yola çıkan ve arayış içerisinde iken felsefi kaygıları göz ardı etmeyen düşünürlerden biri de hiç şüphesiz Şihabuddin Sühreverdî’dir. Sühreverdî’nin İbn Sina sistemi üzerinden meşşai felsefeyi eleştirerek klasik İslam felsefesi çizgisinden farklı ve hakikate ulaşmada alternatif bir yol/metod olarak sunduğu düşünce sistemi ise İşrâk felsefesidir. Ortaçağ’da Platon ve Aristoteles felsefelerinin harmanlandığı Yeni Eflatuncu metinlerin İslam dünyasına aktarılmasıyla meşşai felsefenin İslam düşünürleri tarafından ciddi bir şekilde tetkik edildiği, anlaşıldığı ve geliştirildiği görülmektedir. 

Haydi Saklambaç Oynayalım

“Küçük Deniz Hayvanlarının Maceraları” derin mavi sularda yaşayan sevimli canlılarla ilgili hikâyelerin bir toplamı. Rengârenk ve birbirinden güzel resimlerle süslenmiş bu 5 kitap sadece eğlenceli olmakla kalmıyor, aynı zamanda sevimli hayvanların temel özellikleriyle ilgili öğretici kısa bilgiler de veriyor. Haydi başlayalım!

Yaşlanmayan Yaşlılar

99 yaşında hayata veda edene kadar dev bir coğrafyayı mimari harikalarla donatan Mimar Sinan… Son nefesine dek, ortaya sonraki kuşakları etkileyecek eserler koymaya devam eden Giuseppe Verdi… Ömrü edebiyatla, yazmak ve üretmekle geçmiş bir ulu çınar, Yaşar Kemal… Bertrand Russell, Albert Einstein, Sigmund Freud ve daha niceleri.

Onlar, yaşlanmayan yaşlılar.
 
Hepsi dolu dolu yaşayan, hayatları boyu bitmeyen bir çabayı sürdüren, engelleri aşmayı, sorunları çözmeyi, hep üretmeyi ve daha iyisini yaratmayı amaç edinen binlerce insan. Peki yaşlılığın bir kenara çekilmek, her şeyden elini eteğini çekmek olmadığını kendi hayatlarıyla en güzel şekilde kanıtlayan bu insanların sırrı ne? Yaşlılık kavramı milattan önceden günümüze kadar hep belirli, ileri bir yaş dilimini anlatmak için kullanılmıştır.
 
Ortalama yaşam süresi zamanla uzadıkça, yaşlılığın başlangıç yaşı da yükselmiştir. Kronolojik yaşı değiştirmek olanaksızdır. Ancak biyolojik yaşı genç tutmak ve hayata doğru bir yaklaşımla yaşlılığı da, tıpkı gençlik gibi, bir fırsatlar çağına dönüştürmek mümkündür. Yaşlanmanın ve yaşlılığın biyolojik, toplumsal ve psikolojik yönleriyle ele alındığı bu kitapta Prof. Dr. Özcan Köknel, yaş ilerledikçe ortaya çıkabilen sorunların ve sıkıntıların sebeplerini irdeliyor, çarelerini arıyor ve ortalama yaşam süresinin 80’leri aştığı günümüz toplumlarında sağlıklı, verimli ve mutlu bir yaşlılık çağı geçirmenin yollarını gözler önüne seriyor.

Fotoğraf Yazıları

Neredeyse bir ömür süren zamanı fotoğraf üreterek ve fotoğrafla yaşayarak geçiren ustaların bugüne taşıdıkları görsel materyal ile kimi usta ve akademisyenin kaleme aldığı çeşitli metinlerin her biri için emek koyanlara şükranlarımızı beyan edip haklarını teslim ettikten sonra, genel bağlamıyla ülkemizde fotoğraf adına (bilhassa “kuram” sahasında) çok parlak bir geçmişten söz edilemeyeceğini ve kimi iyimser düşünüşün aksine, fotoğrafımızın şu anki durumunun da pek parlak olmadığına kani olduğumuzu, ama çizdiğimiz bu karamsar tabloya rağmen, fotoğrafımızın-fotoğrafçılığımızın yakın-uzak geleceğine dair umutlarımız bulunduğunu ifade etmek isteriz.Bizi umutlandıran şey, bir başka deyişle, bugüne bakarak olumlu bir gelecek düşlememize yol açan iyimser hava, kendilerini sadece görsel materyal üretmekle sınırlamayan, fotoğrafın-fotoğraf sanatının kuramsal boyutuna eğilen, bunu önemseyen ve geçtiğimiz on-onbeş yıldan bu yana nitelikli metinler kaleme alarak bu havanın oluşmasını sağlayan fotoğrafçılardır.Ali İhsan Ökten, fotoğrafı bir “dil” olarak çok iyi kullanabilen usta bir fotoğrafçı olmakla birlikte, kendisini sadece görsel materyal üretmekle sınırlamayı eksik bulan, bunu da kaleme aldığı ve pek çok dergide yayınlanan yazılı metinlerle teyit eden, geleceğin kuramcıları arasında söz sahibi olacağına hiç kuşku duymadığımız donanımlı, birikimli, araştırma ve incelemeye oldukça yatkın, analiz etme kabiliyeti çok yüksek ender insanlardan biridir.

Süper Bulmaca ve Zeka Oyunları

Eğlenceli bir yolculuğa çıkacağınız bu kitap, inanıyoruz ki siz bulmacaseverlere bulmaca çözmenin keyfini yaşatacak.

Süper Bulmaca ve Zeka Oyunları’nda, farklı yeteneklerinizi ölçmek üzere seçilen bulmacalar yer alıyor.

Çözülecek her bulmaca bize araştırıp bulmayı, var olan birikimlerle yetinmemeyi öğretir. Bulmaca çözenler, kuşkucudurlar. Bu da onların basmakalıp düşüncelerle oyalanmamasını, hep değişik olasılıkların olabilirliğini kabullenmesini sağlar.

Peygamber Efendimizin ve Hz. Yusuf’un Gördüğü Rüyaların da Bulunduğu Rüya Tabirleri

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hudeybiye seferine çıkışında şu rüyayı görmüşlerdir. Kendisi ve ashabı asla korkuları olmadan, emniyet içerisinde Mekke’ye giriyorlar. Kabe’yi tavaf ediyorlar. Kurbanlarını kesiyorlar ve bazısı saçlarını traş ettiriyorlar.Peygamber Efendimiz (S.A.V), bu rüyada rüya meleğinin dahli ve tavasutu olmaksızın, bizzat Allah (c.c) tarafından müjdelendirilmiştir.

Peygamber Efendimizin (S.A.V) bu rüyası Hudeybiye seferine çıkıldığı o yıl, Mekke’ye giremeyip Medine’ye geri dönülünce münafıkların dedikodusuna sebep olmuştu. Allah (c.c) Peygamberinin rüyasını doğrulamış ve arkasından da fethi müjdelemişti.

Bir vakit Yusuf babasına; “Babacığım! Ben rüyada on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm; bana secde ediyorlardı” Babası Hz. Yakup (a.s) oğlu Yusuf’a bu rüyadan kardeşlerine bahsetmemesini söyler. Belki kardeşlerinden kendisine zarar gelebileceğini anlatır. Nitekim yine kardeşleri Hz. Yusuf’a zarar vermekten geri durmazlar ve onu bir kuyuya atarlar.

Hz. Yusuf’u oradan geçen bir kervan bulur. Onu köle pazarında satarlar. Arkasından uğradığı bir iftiranın sonunda kendisini zindanda bulur.

Abbasiler Dönemi

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Mart 2013
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 13,50 x 21,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 160
Barkod : 9789754730531

Demokrat Parti Karşısında CHP

Türkiye 1945 yılında çok önemli bir değişiklik yaşadı. Yirmi yılı aşkın zamandır süregiden tek parti yönetiminden demokrasiye geçildi. Demokrat Parti’nin kurulması son derece önemli bir olaydı. Önemliydi, çünkü siyasal alana sadece yeni bir parti değil, yeni bir soluk geliyordu. CHP sert siyasi tavrını yumuşatmak, halk gerçeğiyle yüzleşmek, rekabet denilen kavramla yüzleşmek zorunda kaldı.

Prof. Dr. Cemil Koçak bugün hâlâ süren demokrasi sorunlarını anlayabilmek için bu defa merceğini 1945-60 yılları arasına tutuyor. O dönemin siyasi tartışmaları ve ‘kutuplaşmaları’ bilinmeden, bugünün anlaşılamayacağını ileri sürüyor. ’50 seçimi üzerine yapılan değerlendirmeleri gözden geçirerek; CHP’nin ve DP’nin aldığı seçmen desteğinin çok kez ezberlenmiş ‘doğrular’dan farklı olduğunu somut olgular ve rakamlarla gösteriyor.

Dönemin atmosferini hissettiren fotoğraflar, gazete kupürleri, çizimler ve mektuplarla zenginleşen kitap okuru adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor.