Ot

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Mayıs 2009
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 15,50 x 23,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 179
Barkod : 9789759059804

Renkler ve İnsanlar

Hayatı renklerle anlarız; keyifli bir hayatı tanımlamak için renkli ifadesini kullanırız.

Tarihin, uzun süre insanları renkleriyle kategori ettiğini; o kadar ki İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin bile renk meselesine ikinci maddesinde değinecek kadar önem verdiğini biliriz.

Tuttuğumuz takımın rengine vuruluruz; bayrağımızın rengi, kalbimizle örtüşür. Tıpkı zevklerimiz gibi renklerimizin tartışılmasını da istemeyiz. Sevmişsek bir rengi, ne başkasının dudak bükmesine aldırış ederiz; ne de biz vazgeçeriz o günün anlam ve önemiyle özdeşleştirdiğimiz rengimizle.

Renkleri yakından tanımak, hayatı yakından tanımaktır.

Velhasıl-ı kelam, renkler hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır.

Yazı dünyasına hızlı bir giriş yapan Selahattin Keser de böyle düşünmüş olmalı ki hayatına giren güzel insanları renklerle anlatmış.

Elinizdeki kitapta hayatı renkler üzerinden anlatıyor.

Bir bakıyorsunuz, iki zıt renk, omuz omuza vermiş; “yürekten konuşuyor”.

Bir bakıyorsunuz, birbirinin tamamlayıcısı iki renk, “insanların derinliklerine inebilmenin” inceliklerine dikkat çekiyor.

Kitapta görüyoruz ki kimi renkler, hayatın düz bir çizgiden ibaret olmadığını; inişleri çıkışları olan bir süreci kapsadığını anlatırken; bazı renkler ise hiç hesapta olmayan bir zaman diliminde düştüğünüz kuyudan çıkabilme kararlılığına işaret ediyor.

Kahraman renklerimizden birinin dediği gibi, “hiçbir tabelada yazmaz; mutluluğa kaç kilometre kaldığı.”

Hazırlıklı olun; bu kitapta mutluluk, her an karşınıza çıkabilir!

Keyifli okumalar dilerim.

– Yüksel Işık (Gazeteci-Yazar)

İşletmelerdeki Ruhsal Kavganın ve Korkunun Özü

Bu kitapta, özel sektörden kamuya çeşitli kurumların çalışanlarının özgül çalışma koşullarını gözeterek uyum, iletişim ve sorun çözümüne dair yaptığım sunumların, konuşmaların ve tartışmaların metinlerini bulabilirsiniz. Siemens, Unilever, Metris ve Maltepe Cezaevleri, Rekabet Kurumu, Adalet Bakanlığı ve Polis Koleji çalışanları için düzenlenmiş olan bu konferanslara katılmış olanların bilgilerini tazelemek, katılamamış olanlara ise yararlanmak isteyecekleri bir kaynak sunmak isterim.

Türkiye Sosyal Hizmet Birikiminde Yaşlılık

1950-2013 Yılları Arası Türkiye Sosyal Hizmet Birikiminde Yaşlılık başlığı altında kaleme alınan bu çalışma, Türkiye’de bu konuda yapılan makale ve tez çalışmalarına dair verilerin yanında, çalışmanın merkezini oluşturan sosyal hizmet literatürüne ilave olarak psikoloji, sosyoloji, sağlık bilimleri gibi akademik alanlardan da istifade edilerek ulaşılan seçme eserlerin de bibliyografyaya ilave edilmesiyle oluşturulmuştur. 

En temelde sosyal hizmet literatürü olmak üzere pek çok farklı disiplin için kaynak eser hüviyetinde olan çalışma, Türkiye’de yaşlılık alanında çalışmayı düşünen tüm araştırmacılar ve akademisyenler için vazgeçilmez bir kılavuzdur.

Kürt Aydını Üzerine Düşünceler

”… Kürt toplumunun önemli bir zaafı ile karşı karşıya kalıyoruz.Kürt toplumunda bir hastalık var.Bunu irdelemeye çalışmak gerekir. Bu konuda Kürt aydını dediğimiz kategorinin ciddi bir şekilde ele alınması gerekir. Kürt aydınları hakkında kısaca,şunu söylemek mümkündür. Kürt aydını, Türk aydınının kötü bir kopyasıdır…

O günlerde, Kürtler, kendi aralarında Kürtçe konuştukları zaman Türk devrimcileri tarafından ”milliyetçi” olmakla suçlanırlardı. Bu suçlama ve eleştiriler,  Türkçe bilmeyen köylülere değil , daha çok devrimci ve demokrat öğrencilere yöneltilirdi. Yani Türkçe de bilen, fakat kendi aralarında Kürtçe konuşan öğrenciler için veya çeşitli mesleklerden Kürtler için yapılırdı. Kürt ögrenciler de ”milliyetçi” olarak suçlanmaktan çok rahatsız olurlardı.Böyle bir suçlamayla ya da eleştiriyle karşılaşmamak için de Kürtçe konuşmaktan,Kürt toplumu olma özelliklerini savunmaktan çok büyük tavizler verirlerdi. ”Ben enternasyonalistim ”sözü, işte bu tür suçlamaların ve eleştirilerin önüne geçmek için sık sık kullanılırdı. Temel sorunda burada ortaya çıkıyor. Kendi anadilinden  vebadan kaçar gibi kaçmak, sömürgecinin dilini kullanmak,insanları,devrimcileri enternasyonalist yapar mı ?

Sömürgeci devletler, Kürdistan’ı devletlerarası sömürge düzeyinde tutan devletler, bütün kurumları sömürgeci düşünceleri ve eylemleri doğrultusunda kullanabilmektedirler. Dinde bu kurumlardan biridir. Türk,Fars ve Arap sömürgecileri, islamlığı,Kürtlerin ulusal duygularının gelişmesini engelleyecek bir biçimde kullanmışlardır. Kürtlerin ulusal hakları, dili, kültürü söz konusu olduğu zaman islam kardeşliğini ileri sürüyorlar.”Kardeşlik”, ”eşitlik” gibi sloganlarla ulusallığın gelişmesini engellemeye çalışıyorlar.Kürtler kimliklerinden dolayı,baskıya,işkenceye,hakarete,soykırıma uğradıkları zaman da, solculukla, komünistlikle suçlanıyorlar. Böylece işkenceci güçlerin yanında yer almak gibi bir sonuç da ortaya çıkıyor…

Cennet Kokusu

Tattığım en güzel duygu, sana hissettiğim aşktı. Hayallerimin başrolünde hep sen vardın. İçimde taşıdığım kalp yalnız bana ait değildi. Ya da atmaya yaramıyordu sadece. Seni seviyordu koşulsuz.

Aldığım nefesim, tuttuğum elim, yaşama sebebimdin. Adını duymak bile mutlu olmama sebepken; hiçbir şey olmamış gibi çekip gittin benden.

Ve sonra…