Barbaros Kardeşler 1 – Oruş Barbaros

Türk klasikleri arasında çok mühim bir yeri olan ve Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Hayreddin Paşa’ya emri üzerine Seyyid Muradi Reis’e yazdırdığı Gazavat-ı Hayreddîn Paşa her asırda okunan eserler arasına girmeyi başarmıştır. Eserin ilk bölümünde Barbaros Hayreddin Paşa’nın ağabeyi olan ve Cezayir’de Osmanlı hakimiyetinin temellerini atan meşhur Türk denizcisi Oruç Reis’in Akdeniz’de başından geçen hadiseler anlatılmaktadır. Akdeniz’de efsanevi bir nam kazanan Oruç Reis’in en büyük hizmeti ise Kuzey Afrika’da Hıristiyan istilasına karşı koyarak İslam’ın bölgede tutunmasını sağlamış olmasıdır. Avrupa donanmasıyla yaptığı savaşlarda Allahü Teala’nın izniyle hep galip geldikçe Avrupalı kaptanlar “Bunlar Allah’ın yaktığı çıradır, değme nesne ile sönmez.” Diyerek acziyetlerini ifade etmişlerdir. Çünkü o bir deniz kumandanı, reis veya Cezayir sultanı olmasının ötesinde aynı zamanda, bütün gazalarında Allah rızasını ön planda tutmuş, ibadetlerini ve günlük manevi vazifelerini hiç ihmal etmemiş, bir mana eri ve gönül sultanıdır. Seyyid Muradi’nin kaleminden süzülerek satırlara dökülen bu eserin ilk kısmı olan Oruç Barbaros’u herkesin rahatlıkla okuyup anlayacağı bir şekilde istifadenize sunuyoruz.

Yeni Anlaşma Mümkün mü?

2008 yılında önce ABD’de patlak veren ve sonra hızla tüm dünyaya yayılan küresel ekonomik krizle birlikte “Bu kriz, o kriz mi?” diye sorulurken, yapılan tüm atıflar 1929 krizine yönelikti. “İçinden geçilen kriz hangi bakımlardan 1929 krizine benziyor, hangi yönleriyle ayrışıyor?” “Bu krizin ardından da 1929 krizi sonrasındaki gibi bir “New Deal – Yeni Anlaşma” mümkün mü? Sorusu gündeme geliyordu.

Biz bu çalışmada, 1929 Büyük Depresyonu ile 2008 Büyük Durgunluğunun koşullarına ve bunların ardından uygulanan egemen siyasete bakarak, bir yeni anlaşmanın söz konusu olamayacağı iddiasında bulunuyoruz. Kitap, hem 1929 sonrasındaki New Deal programının uygulanış koşullarını okuyucuya tanıtmak amacını güdüyor hem de bugün yaşanan kriz ve sonrasındaki durgunluğun sınıf dengeleri açısından bir yeni New Deal’e (Yeni Anlaşmaya) olanak tanımadığını ileri sürüyor.

Büyük İnsanlık, bugün ekonomik kriz, jeostratejik gerilimler ve bir çevre-iklim krizinin ortasında, üstelik yenilgiyle sonuçlanmış bir büyük denemenin hayal kırıklığıyla birlikte, yeni ve gelişmiş bir uygarlık arayışının başındadır. Günümüzde bir fetret döneminden geçmekteyiz. Oysa Büyük İnsanlık, Aydınlanma Çağından bu yana esas anlaşmanın kendisiyle yaptığı anlaşma olduğunu bilmektedir. Eşitlikçi bir düzenin özgürlükçü bir düzenin önkoşulu olduğunu da artık anlamıştır. Nihai anlaşma, ancak böyle bir düzende var olabilir.

Rusların Gözüyle Türkler

Bu çalışmada Rusların ataları Slavların Türklerle ilk karşılaşmalarından günümüze kadarki dönemde Rus kaynaklarındaki Türk algısı ele alınmaktadır. Rus kaynakları, aynen Çin yıllıkları ile Arap ve Fars el yazmaları gibi Türk tarihinin önemli kaynakları konumundadırlar. Hristiyanlığın kabulüyle birlikte Rus manastırlarında kaleme alınmaya başlanan letopisler (yıllık/kronik), Karadeniz’in kuzeyindeki Türk boylarıyla ilgili bilgi verirken ve bu alandaki boşluğu önemli ölçüde doldururken, Rus büyükelçi, tüccar ve seyyahların rapor ve hatıraları, Osmanlı Devleti’nin siyasi ve özellikle de sosyo-ekonomik yapısı hakkında Osmanlı kaynaklarındaki bilgileri tamamlamaktadırlar. Yine askerİ ajanlarla konsolosların raporları XIX. yüzyılın sonu – XX. yüzyılın başındaki Türkiye ve dönemin bölgesel sorunlarıyla ilgili bilgi içerirken Sovyet liderlerinin açıklamaları Sovyet dönemi Rusyası’nın Türkiye’ye bakış açısını ortaya koymaktadırlar.

Türklerle Rusların asırlarca beraber yaşaması yazar, şair, ressam ve diğer Rus entellektüellerin eserlerinde Türk-Rus münasebetleri ve Türkiye’yi konu almalarına neden oldu. Nitekim birçok meşhur Rus yazarın eserinde Türklere, Türk-Rus münasebetlerine ve Türk algısına rastlamak mümkündür. Biz de bu çalışmada Rus yıllıklarını, elçi raporlarını, Rus devlet adamlarının hatıra ve Türkiye ile ilgili yaptıkları açıklamalarını, Türk-Rus savaşlarına katılan Rus askerlerinin anılarını, Rus konsolos ve askerî ajanlarının raporlarını, diplomatik yazışmaları, Rus edebî eser ve destanlarını, farklı dönem Rus entelektüellerinin Türklerle ilgili kaleme aldıkları eserleri kullandık. Adı geçen bu kaynaklardan Rusların Türklere yaklaşım ve tasvirlerini değerlendirdiğimiz gibi, olumlu ya da olumsuz düşüncelerinin nedenlerini de siyasi olayları kısaca aktararak açıklamaya gayret ettik. Dolayısıyla elinizdeki bu çalışma, aynı zamanda Türk-Rus münasebetlerinin kısa bir tarihçesini de içermektedir.

3. Sınıf Fen Bilimleri Anlatımlı Test Kitabı

Konu anlatımlı test kitaplarımız, başka bir kaynağa ihtiyaç duymayacağınız şekilde; kısa ve öz konu anlatımları kolay öğrenme yöntemiyle oluşturulmuştur.

Kitaplarımız;

• Her üniteye ait klasik yazılı formatında hazırlanmış “KENDİMİ DEĞERLENDİRİYORUM” etkinlikleri,

• Konuların akılda kalıcılığını artıracakipuçları,

• Konulara ait en az bir tane eğlencelietkinlik,

• Ünitedeki tüm kazanımlara yönelik çözümlü sorulardan oluşan testler,

• Testlerin interaktif çözümleri şeklinde hazırlanmıştır.