Yakılmamış Öyküler

“Üzüntü, özlem, yaşama olan bu bağlılığımla nasıl çıldırmıyorum daha? Çok yalnızım, dilsizlerin yalnızlığına benziyor yalnızlığım, onun için hoş görün bu gevezeliğimi, dinleyecek birini bulunca boşalttım içimi, susamazdım artık.”

Kafka bu öykülerde tüm yalnızlığını, kederini döktü sayfalara. Hoş görmenin ötesinde sevdik gevezeliğini. Yakın dostu Max Brod’a tekrar tekrar teşekkür ettik Kafka’nın yakılası bulduğu kimi öykülerini bizlere kazandırdığı için. Dünya edebiyatının olmazsa olmazlarından Franz Kafka’nın öykülerini sunuyoruz sizlere, okurlarımızı arıyoruz. Kafka’nın dediği gibi, “Kafesin biri kuş aramaya çıkmış.” Yakılmamış öyküler sizi bulup içine aldıysa, ne mutlu bize…

İran Mitleri

Eski İran’ın geleneksel öyküleri iyi ile kötü arasındaki mücadeleleri, tanrıların zaferlerini, kahramanların maceralarını, efsanevi kuş Simurg gibi doğaüstü varlıkları anlatır. Bu öykülerin çoğu da İran’ın İslam öncesi dönemi hakkında bildiğimiz başka pek çok şey gibi Avesta kaynaklıdır. Zerdüştlüğün kutsal kitabı olan Avesta’nın kimi bölümlerinin geçmişi, MÖ 1400 ile 1200 arasında bir tarihe kadar uzanır. Avesta, Zerdüşt peygamberin sözlerinin ve Bilge Tanrı Ahura Mazda’nın hikayesinin yanı sıra Zerdüştlük öncesi dönemden kalma pagan mitler de içerir. Bu mitler, varlıklarını tüm İran tarihi boyunca sürdürerek ?başta Firdevsi’nin Şehname’si olmak üzere? pek çok yerde karışımıza çıkmaya devam ederler. Şehname, bizlere Feridun’un, Zaloğlu Rüstem’in, Sohrab’ın, Hüsrev ve Şirin’in öykülerini anlatır ve etkileri bakımından İran kültürünün belki de en önemli yapıtıdır. Kendisinden sonraki yüzlerce yıl boyunca İran halkını derinden etkilemiş ve yazarlardan minyatürcülere İran’lı sanatçılara esin kaynağı olmuştur. Bu etki, günümüzde de canlıdır.

Vesta Sarkhosh Curtis’in İran Mitleri kitabı Avesta’dan yola çıkarak tüm bu mitleri modern bir bakışla yeniden ele alıyor. Bu mitlerin izini İran tarihi boyunca sürüyor, hikayeleri birbirleriyle ilişkilendiriyor ve bağlamlarına oturtuyor.

Curtis, British Museum’da eski İran sikkeleri küratörü ve Britanya İran Çalışmaları Enstitüsü’nün yayınladığı Iran dergisinin editörüdür.

Haset ve Şükran

“Nesne ilişkileri” okulunun kurucusu Melanie Klein, Freud’dan sonra psikanaliz tarihinde en etkili olmuş kuramcıların başında yer alır. Kendini sadık bir Freud yorumcusu olarak sunmakla beraber klasik kuramdan önemli ölçüde uzaklaşmıştır. Freud’un kızı Anna Freud ile tüm yaşamları boyunca sürdürdükleri kuramsal tartışma İngiliz psikanaliz okulunda ciddi bölünmelere yol açmış, ama öte yandan zengin ve verimli bir üretkenliğe de zemin hazırlamıştır. Çalışmalarıyla, günümüzün önde gelen psikanaliz kuramcısı Kernberg’e kadar uzanan yolda pek çok psikanalisti etkilemiş olan Klein’ın en önemli metinlerinden “Haset ve Şükran”, insandaki iyi ve kötünün mücadelesini soyut bir metapsikolojiden hareketle değil, karmaşık içsel deneyimlere yakın bir noktadan ele almak bakımından psikanaliz tarihinde önemli bir yer tutar. Ötekini Dinlemek uzmanlaşmış bir dizi. Ama dizide yer alacak bütün kitaplar doğrudan insana dair. Hayatlarımıza, kendi kişisel deneyim alanımıza, ana babalarımıza, onlarla ilişkilerimize, zor büyüme yıllarımıza dair bir bilgi… Kendimiz ve diğer insanlarla ilgili sezgilerimizi geliştirmemize yardımcı olacak, yeni kavrayış imkanları verecek ve kuşkusuz öğrenirken herkesin kendi deneyimleriyle sınayacağı türden bir bilgi… Psikiyatri ve psikanaliz alanında yüzyıl boyunca yazılmış temel yapıtları bir kütüphane oluşturacak kapsamda bir araya getirirken bunu amaçladık.

Yeni İşimiz Dış Ticaret

Bir ülkenin kasasına giren gerçek kazanç, o ülkenin elde edeceği döviz gelirleridir, yani turizm ve ihracat gelirleri. Ülkelerin ekonomik açıdan güçlenebilmesi, refah seviyesinin yükselebilmesi için sadece tarımsal ve sanayi üretiminin artması yetmez. Üretim sonrası elde edilen ürünlerin yurt dışı pazarlarda satılması şarttır. Bu pazarlama/satış işlemini gerçekleştirecek olanlar da yetişmiş dış ticaretçilerdir. Bu kitapta, ihracat ve ithalat işlemleri sırasında ihtiyaç duyabileceğiniz her türlü bilgiye ulaşabileceksiniz.

– Hakan Akın

Yeni İşimiz Dış Ticaret, mevzuat karmaşasından uzak, yalın aktarımı ve örnekleri ile dış ticarette yol almayı hedefleyenler için yolculukları boyunca ellerinden düşürmeyecekleri son derece yardımcı bir kitap.”
Pınar Öztürk

– Barmek Dış Ticaret ve Elk. San. AŞ Dış Ticaret Şefi

Uluslararası ticaret yapan şirketlerde en önemli gereksinimin prosedür ve mevzuat bilgisi olmasından ötürü, bir dış ticaret uzmanının masasının üstünde bulunması gereken bu kitap, ithalat ve ihracat işlemlerinde size gerekli olabilecek bütün bilgiler için başvurulabilecek en temel kaynak.
Esin İnci

– ASAS Ambalaj Baskı Sanayi

Dış ticaretin temel yapı taşlarını öğrenmeden herhangi bir kitabın faydalı olabileceğini sanmıyorum. Bu kitabın kolay anlatımı, konuları temel yapısıyla ele alması ve örneklerle açıklaması nedeniyle bu konudaki boşluğu doldurduğuna inanıyorum.
Aytekin Ağır

– Aydın Tekstil Pazarlama Müdür Yardımcısı

Ülkemizin acilen ihracata gereksinim duyduğu zamanımız koşullarında, birçok insanı yakından ilgilendireceğine inandığım bu kitabı, yayın dünyasına ve bize kazandırdığı için Hakan Bey’e teşekkür ederiz. Bu kitap, dış ticaret konusunda her türlü pratik bilgiyi içeren yararlı bir kaynaktır. İthalat ve ihracat konuları ile ilgilenen her insanın bu kitabı edinmesi ve her an yanında bulundurması gerektiğine inanıyorum.
Sinan Kayaali

– Roketsan AŞ Yatırım İthalat İhracat Uzmanı

Tarihimizde Az Bilinen Gerçekler

Tarih bilincini kaybeden bir millet, her şeyini kaybetmeye mahkumdur.

Tarih; sadece bildiklerimizden değil, bilemediğimiz, öğretilmeyen, ideolojik olarak saklanan gerçeklerden ibarettir.

Saklananları öğrenmek?
Bilinmeyenleri keşfetmek?
Gerçekleri bilmek ister misiniz?

Tarih, insanların hafızasıdır. Bu hafızayı sürekli güncel tutmak ve yenileyerek yarınlara ulaştırmak, milletler için hayati derecede elzemdir. Böylelikle gelecek kuşaklar ile irtibat kurulmuş, bu doğrultuda millet olma bilincinin taşları döşenmiş olacaktır.

Bir çınar için toprak altındaki kökleri ne ise ve bu kökler kurudukça çınar nasıl kurumaya başlarsa, bir millet için de tarih odur. Tarihini bilen millet, kökü sağlam çınar gibidir.

Kahramanlık Akademim (1.Cilt)

İnsanların çoğu ‘Özgünlük’ denilen güçlere sahip. Ama herkes bu güçlerini adalet için kullanmıyor! İşte bu kötülüklerden dünyayı korumak için biz kahramanlar buradayız!

Ne? Ben kim miyim? Ha-ha-ha-ha-ha!

Haydi başlayalım ufaklık! Hayalinin yakasını sımsıkı tut ve bırakma! Plus Ultra

Wonder Woman Cilt 1 – Yeni Dünya

Ait Olmayı Başaramadığı İki Ayrı Dünyanın Arasında Sıkışıp Kalmıştı

Grant Morrison (Final Crisis, the Multiversity) ve Yanick Paquette’in (Swamp thing, Batman INC.) usta zihinlerinden Wonder Woman hakkında şimdiye kadar gördüğünüz en kışkırtıcı başlangıç hikâyesi geliyor, onun zengin tarihini onurlandıran müthiş, yeni bir anlatım.

Binlerce yıldır, Cennet Adası’nın Amazonları erkeklerin yıkımından uzakta, güçlü bir toplum kurmuşlardı. Ama içlerinden biri bu izole yaşamdan mutsuzdu: Diana, Amazonların Prensesi, adanın ötesinde çok daha büyük bir dünya olduğunu biliyor ve onu keşfetmek istiyordu; ancak korumacı annesi tarafından engelleniyordu. Diana kaçma fırsatını hayatında gördüğü ilk adam, Hava Kuvvetleri pilotu Steve Trevor ada sahiline çakıldığında buldu. Pilotun durumu kritikti ve Diana onun hayatını kurtarmak için çok uzun zamandır Amazonlara yasak olan Erkeklerin Dünyası’na cesaretle adım attı. Amazonlar ise peşinden gelecek ve onu Cennet Adası’na zincirlere vurarak geri götüreceklerdi çünkü Diana onlara zulmeden dünyadan uzak durmayı emreden en eski kanunlarını çiğnediği için yargılanmalıydı.

Kışkırtıcı ama saygılı, baştan sona modern ama belli bir zamana ait olmayan bu hikayede, Cennet Adası’nın en büyük şampiyonu Wonder Woman’ın gücü ve cesareti DC Comics’in New York Times çok satan yeni Dünya serisinin yeni çizgi romanıyla okuyuculara sunuluyor!

“Grant Morrison çizgi romanların yüce şamanıdır.” 

– Washington Post

“Bir çizgi roman efsanesi.”

– Rolling Stone

“Grant Morrison, günümüzün en yetenekli çizgi roman yazarlarından biri.”

– New York Times Book Review

Terörle Sınanmak

Bican, 28 Şubat sürecinde Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı Basın Müşaviriydi. Her şeyi bire bir yaşadı. Mükemmel bir gözlemcidir. Süreci bir de ondan dinleyelim.” -Rauf Tamer, Posta Gazetesi-“Gazeteci için ‘yaşadığı çağın tanığıdır’ derler. Mehmet Bican’ın tanıklığı bürokrasi alanıdır, devlet siyaset ilişkileri. (…) İbretle okunmalı.” -Hasan Pulur, Milliyet Gazetesi-“Bütün kalbimle söylüyorum. Bugüne kadar yazılmış en düzgün ve dürüst 28 Şubat kitabı. İçinde çok renkli anekdotlar var. Türkiye’nin yakın tarihini merak eden herkese tavsiye ediyorum.” -Ertuğrul Özkök, Hürriyet Gazetesi-“28 Şubat sürecini soruşturan Meclis Komisyonu kapı kapı dolaşmasın, bilgi ve belgeyle dolu Mehmet Bican’ın 28 Şubat’ta Devrilmek adlı kitabını hareket noktası seçsin yeter.” -Taha Kıvanç, Star Gazetesi-“Türkiye’nin çok değerli bir zamanı kendi içine kapanarak, krizler ve kavgalar içinde savrularak değerlendirdiğini bir kez daha görüyoruz Mehmet Bican’ın kitabını okurken. Yoksa biz Türkler o yıllarda ayrı bir gezegende mi yaşıyorduk?” -Sedat Ergin, Hürriyet Gazetesi-“Gerçekleri daha iyi anlamak için (…) Mehmet Bican’ın 28 Şubat’ta Devrilmek isimli kitabını dikkatle okumak lazım.” -Ruhat Mengi, Vatan Gazetesi-“28 Şubat, hiç bu kadar objektif yazılmadı”, “Dikkatle okunmalı” diyen kalem ustalarının sözünü ettiği “28 Şubat’ta Devrilmek” kitabının yazarı “Mehmet Bican” bu kez, bu kitapta 1991-2002 arası siyaset arenasında terörle yaşananların perde arkasını mercek altına alıyor.

Yedinci Adam

Batı ekonomileri kolla yapılan işlerin çoğunda niçin göçmen işçilere bağımlılık duyuyorlar? Bu emekçilere niçin makinelerin değiştirilebilir parçaları muamelesi yapılıyor? Bu insanları kendi ülkeleri ve ailelerinden ayrılıp da bu aşağılanmayı sindirmeye iten sebepler nelerdir? John Berger ile Jean Mohr Yedinci Adam adlı bu kitaplarında, göçmen işçilerin yaşadıkları deneyimlerin içine girip bu sorulara cevap bulmaya çalışıyorlar. İlk olarak 1975‘te yayınlanmış olan ve göçmenlerin iç dünyasına ışık tutan bu kitap, Türkiye‘den Almanya‘ya işçi göçünün başlayışının 50. yıldönümünü yaşadığımız bugün için de geçerliliği ve yakıcılığını aynı ölçüde korumaya devam etmektedir.

Meşru Egemenlik

Weber derin bir bilgi, çetrefilli bir dil ve yoğun bir kavramsallaştırmayla, anlaşılması zor ve yanlış anlamaya müsait eserler vermiştir. Kuşkusuz Max Weber’in geliştirdiği anlayıcı sosyoloji ile ulaştığı sonuçlar ve kullandığı yöntem bakımından eleştiriye açıktır ve eleştirilmesi gerekmektedir; lâkin Weber’i eleştiren yaklaşımların bir çoğu maalesef yanlış anlaşılmadan veya tam olarak anlaşılamamadan kaynaklanmaktadır. Bundada en çok Weber’in ağdalı dili ve pozitif olmaktan daha çok idealist felsefeye dahil edilebilecek bir metodoloji kullanmasının payı bulunmaktadır. Weber; Batıda özellikle Karl Marx ile birlikte kendisinden sonra gelen bütün sosyal bilimcilerin bir şekilde yüzleşmesi ve hesaplaşması gereken bir sosyal bilimci olmuştur. Onu böylesine etkili kılan hususlardan biriside kuşkusuz ilgi alanlarının hukuktan iktisada, din tahlillerinden siyasal bilimlere kadar bir çok konuyu kapsaması ve bu alanlarla ilgili temel eserler vermesidir. Günümüzde Weber’e yapılan atıflar bir tarafa Weber üstüne yapılan çalışmalar bile artık başlı başına bir literatür oluşturmaktadır. Buda kaçınılmaz olarak Max Weber sosyolojisinin ne olduğuna dair bir merakı ve ilgiyi uyandırmıştır.