Anayasa Mahkemesinin Vergiye İlişkin Kararlarında Kamu Yararı

Hukuk sınırlarını aşan; zaman içinde, hatta ekonomik ve sosyal gelişmeye bağlı olarak farklı yorumlanabilen kamu yararı kavramı, Anayasa Mahkemesi kararlarında genellikle yasaların dayanağı, yasaların ve idari işlemlerin sınırlama nedeni olarak kullanılmaktadır.

Bu çalışmada Anayasa Mahkemesi’nin vergiye ilişkin kararlarında kamu yararı kavramının kullanımını incelemek, analiz etmek ve değerlendirmek amaçlanmıştır.

Birinci bölümde kamu yararı kavramı konusunda genel açıklamalar yapılmakta, kapsamı ve işlevleri açıklanmakta ve kamu yararına atfedilen nitelikler ortaya konulmaktadır. Sonra anayasada kamu yararı kavramının kullanıldığı hükümler sergilenerek kavramın Anayasa Mahkemesi kararlarında genel olarak kullanımı incelenmektedir.
Birinci bölümün izleyen kısmında vergi kanunlarına ilişkin anayasal ilkeler belirtildikten sonra vergi kanunlarının Anayasa Mahkemesi tarafından denetiminde dikkate alınan ilkeler açıklanmaktadır.

İkinci bölümde 1982 yılından günümüze kadar Anayasa Mahkemesi’nin vergiye ilişkin kararları taranarak kamu yararı kavramına yer verilenlerin ilgili kısımları ortaya konulmakta ve kamu yararı kavramı açısından analiz edilmektedir.

Üçüncü bölümde öncelikle Anayasa Mahkemesinin vergiye ilişkin kararlarında kamu yararı kavramına yüklediği anlam araştırılmakta ve analiz edilmektedir. Bölümün ikinci kısmında ise çalışmamız kapsamındaki kararlarda Anayasa Mahkemesi’nin hukukilik denetimi mi yoksa yerindelik denetimi mi yaptığı incelenmekte ve değerlendirilmektedir.

Yeni Kuşak Anne-Babalar ve Çocukları

Günümüzde değişen değerler ve normların yanı sıra, giderek etkisini artıran dijital teknolojinin varlığı da ebeveyn-çocuk ilişkilerinde etkili olmaktadır.

Bu kitap, değişen koşullar içinde yeni kuşak anne ve babaların yetiştirmek istedikleri çocuk modeli ile, yetişmekte olan çocuğun anne ve babadan değişen beklentilerini irdeliyor.

Dünyanın En Büyük Hastalığı: Yobazite

Biz…

Din tüccarlarının cennetten arazi satmak için kandırdığı müşteriler…

Doktorların önce hasta edip, sonra da tedavi ettiği masum kobaylar…

Medyanın “Az Sonra” ninnileriyle mışıl mışıl uyuttuğu reyting oyuncakları…

Açalım gözümüzü ve gerçeği görelim artık!

Birileri bizim masum duygularımızın üstüne imparatorluk kuruyor ve biz, “Hayırlısı olsun” diye kandırıyoruz kendimizi!

Sağlıklı olmak için; dünyaca ünlü bilmem kimin söylediklerini yapmak zorunda değiliz!

Cennete gitmek için; şeyh hazretlerinin abdest aldığı suyu içmemiz de gerekmiyor!

Duyduğumuz ve gördüğümüz her şey doğru değil!

Çağımızın en büyük hastalığı “Obezite” mi acaba?

Hayır!

Çağımızın en büyük hastalığı; yaratılmışların en şereflisi olduğumuzu bize unutturan; Yobazite!

Bu kitap; doğru bildiğimiz tüm yanlışlara başkaldırmamızı sağlayıp, her birimizi bu uykudan uyandıracak!

Tariku’s-Savab (Selavat-ı Şerifler)

Aslı-Arapça Okunuşu-Türkçe Anlamı- ”T ARÎKU’S-SAVÂB Fİ’S-SALAVÂTİ ALE’N-NEBİYYİ’L-EVVAB” İsimli bu eser Ebü’l-Hüdâ Muhammed es-Sayyâdi er-Rifâî Efendi tarafından Edirne Gülşenî Velî Dede Dergâhı Postnişîni Şeyh Şuayb Şerefeddin Efendi Ve Damatları Uzunköprü Gülşenî ve Rifâîi Dergâhı Postnişini Şeyh Hafız Mustafa Efendiye hediye ettikleri Aslı Yayınevimizde bulunan Arapça orijinâl yazma nüshadan tercüme edilerek ilk defa yayınlanmaktadır. *

Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasını kazanmak için, Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerım’i okuduktan sonra, en güzel vesile sebebi ve maksuda ulaştıran yolların en güzeli, Seyyidimiz, Efendimiz ResûIullah (s.a.v.) üzerine çok çok salavât-ı şerife getirmektir.

Bunun için Efendiler Efendisi (s.a.v.) üzerine yazılmış bulunan salavât-ı şerıf1eri küçük bir kitapçıkta toplamayı arzu ettim. Bu konuda en sahih rivâyetlerle Seyyid Ahmet er-Rifâî hazretlerine atfedilen mübârek metinleri nakletmeye özel itina gösterdim

15 Temmuz

15 Temmuz Darbe Girişimi, Türkiye Cumhuriyeti tarihi adına bir milat niteliğine sahip olan ender hâdiselerden biri olarak “tarihe not” değerindeki birçok kitapta yerini şimdiden aldı.

Hâdise, ayak sesleri ve gerçekleşmesi itibariyle gerek “Türkiye Cumhuriyeti gündemi” gerek “dünya gündemi”ne direkt olarak yön vermeye başlamış ve gündem, 15 Temmuz tarihinden bugüne birçok değerlendirmeye sahne olmuştur.

Yazar, darbe girişiminden bugüne gerek TV’deki yayın organları gerek basılı yayın organları olmak üzere çeşitli açılardan değerlendirilen hadiseyi, tüm bu değerlendiriler ışığında kendi bakış açısına göre yorumlamıştır.

Bunu yaparken hem yeni kaleme aldığı ve merkezinde 15 Temmuz’un yer aldığı uzun soluklu bir metne yer vermiş hem de daha önceden çeşitli süreli yayınlarda yayımladığı diğer bazı denemelerini bu kitabında bir araya toplamıştır.

Türk Medyasında Dönüşüm ve Değişen Sahiplik Yapısı

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de özellikle 1980 sonrası neo-liberal politikalar ekseninde yeniden şekillenen ve değişen üretim tarzı basının, sonrasında medyanın çalışma biçimi ve ilişkilerini de değiştirmiştir. Kamu hizmeti yayıncılığından medya endüstrisine dönüşme sürecinin yansımalarının yaşanmaya başladığı bu dönemi izleyen yıllarda, aileden gazetecilik yapanların yerini, başka sektörlerde faaliyet gösteren isimler almış; sahiplik yapısı değişirken medya da olanca hızıyla holdingleşme sürecine girmiştir. Eleştirel ekonomi politiği kendisine referans alan bu kitap, sözü edilen değişimin tipik örneklerinden olan Sabah Grubu’nun, Dinç Bilgin’le başlayan serüveninden günümüze dek değişen sahiplik yapısını, tarihsel boyutu ile sorgulamakta; kapsamlı bir araştırma ile bu dönüşüm ve değişime nesnel bir ışık tutmaktadır.