Ders Çalışmayı ve Öğrenmeyi Öğretmek

Fiziksel hareketlerimiz çoğunlukla bir ihtiyaca cevap olarak gerçekleşir. Örneğin, belirli bir noktaya ulaşmak, oyun oynamak ya da evin temelini atmak isteyen bir kişi, arzu edilen amaca ulaşmak için gerekli hareketleri yapar. Fiziksel egzersizler bile aşağı yukarı belirli bir ihtiyaç hissinin sonucunda doğar. Ders çalışma olarak adlandırılan zihinsel aktivite de benzer şekilde belli ihtiyaçlara karşılık olarak öne çıkar.

Çok çeşitli malzeme, alet, geniş fikir ve amaçlara sahip olan bizler, düşünme ve çalışmaya muhtacız. Düşüncenin ortaya atılmasını gerektirecek durumların uyarı ve dürtüsü ve bazı durumların tatmin edici olmaması dışında öğrenmenin normalde gerçekleşmemesidir.

Evrim tarihinde de durum hep bu şekilde olmuştur. Uyarı ve neden olmadan çalışma gerçekleşmemiştir. Uyarı ve neden maddi ve manevi olarak bizi zorluklardan çıkaran ve ayaklarımızın üzerinde durduran sebep olmuştur. Bu yolda motivasyon, çevremize uyumumuzda ve adaptasyonumuzda sadece bir alet görevi görmüştür.

Marksist Emperyalizm Teorileri

Bu eserdeki amacım; emperyalizm üzerine yazılmış Marksist eserlerin, hatta daha geniş çerçevede, kapitalist dünya ekonomisinin ortaya çıkışının ve gelişiminin izini sürmektir. Bu konunun ele alınmasına taraf olduğum kadar, konuya eleştirel yaklaşmaya da çalıştım: Taraf olmamın sebebi, bu teorilerden öğreneceğimiz pek çok şeyin olduğuna inanıyor olmamdır; eleştirel yaklaşmamın sebebi ise Marksist teorilerin, detaylı bir tetkiki ya da yapıcı eleştirileri dikkate alınmaksızın ya tümden kabul edilmesi ya da reddedilmesidir. Yine bu kitapta amacım; kapitalist dünya ekonomisinin gelişimine yönelik Marksist gelenekte öne sürülen çeşitli söylemleri tartışmaya açmaktır. Konuyla ilgili olmadıkları sürece Marksist olmayan teorileri, kapitalizm öncesi imparatorlukları ve Sovyet genişlemeciliğini ele almayacağım. Bu; tamamen kendi içinde tutarlı bir söylem yaratmakla ilgili bir durum olduğundan, sayılan başlıkların önemini reddettiğim anlamına gelmemektedir. Bu aşamada, “emperyalizm”i de tanımlamaya çalışmayacağım; aslında hiçbir durumda nihai bir tanım sunmayacağım. Farklı yazarlar bu kavramı farklı anlamda kullandılar; ben yazarın kullandığı anlama dikkat çekeceğim. Bu kitapta yer alan bazı yazarlar “emperyalizm” sözcüğünü hiç kullanmadılar bile. Önceki sayfalarda geçen konu başlıkları -kapitalizmin ortaya çıkması, dünyaya yayılması, farklı bölgelerdeki eşitsiz gelişme, bazı ülkelerin diğerleri üzerinde kurduğu üstünlük- “emperyalizm” olarak tanımlamayı tercih ettiğimiz unsurlar ne olursa olsun, birbirine bağlıdır. -Anthony Brewer-

Biz Bize

“Emil Galip Sandalcı her türlü tehlikeyi göğüsleyerek yaşamını insan hakları davasına adamıştır. Onun yapıtı bundan sonra da dünyamızı aydınlatmaya devam edecektir”-Prof. Dr. Erdal Atabek-“Emil Galip Sandalcı, insanlık adresine gönderilmiş bir mektup gibidir…”-Cemal Süreya-“Emil Galip Sandalcı, kimseden medet ummayan, iflah olmaz ölçüde bağımsız bir ruh’a sahipti. Bu ruh, hırstan, nefretten, kıskançlıktan, kısacası her türlü arzudan sıyrılmıştı…”-Cihan Ateş-“Emil Galip Sandalcı’nın en sessiz, en çetin zaferi, hiç kimse olmayı başarabilmesiydi kanımca. Onu tekinsiz kılan, otorite gözünde başa çıkılması en güç hainlerden biri haline getiren, bu özelliğiydi. Hayatını ahlâki bir öneri gibi yaşayan nadir insanlardan biriydi. Darbeler, onu sevmedi. Sosyalist değildi, hiçbir sol örgütle ilişkisi yoktu ama tehlikeliydi. Emil Galip, otoriteyi huzursuz edecek bütün girişimlerin ardındaki gölgeydi. Muhteşem bir baş belasıydı”-Yıldırım Türker-

Efendimizi Sahabe Gibi Sevmek

Siyer yayınlarından önemli bir eser. Muhammed Emin Yıldırım hocamızın Efendimizi Sahabe Gibi Sevmek eseriyle sizlerle buluşmanın sevincini yaşıyoruz. 

Kitap dört bölümden oluşuyor:

1. Bölüm: Efendimizi neden ve nasıl sevmeliyiz?
2. Bölüm: Efendimizi Sahabe gibi sevmek
3. Bölüm: Efendimiz Sahabeyi nasıl sevdi? 
4. Bölüm: efendimiz ümmetini nasıl sevdi?

Hz. Peygamberin kendisi için nasıl bir değerde olduğunu çok iyi bilen bir Müslüman, Onu sevmek için büyük bir gayret ortaya koyar ve sevgi iddiasını ispatlayacak işler yapmanın ızdırabını çeker. Böyle bir Müslüman için en büyük ideal, görmeden sevdiği, aşık olduğu ve sevdası ile yandığı peygamberini birgün görebilmek ve Onun bizzat kendisine: Ya Resulullah Seni çok seviyorum diyebilmektir.

Diyen yazarımız gerçek sevgi sahibinin sevgisini isbat etmesi gerektiğini vurguluyor. 
Sevgi kurtuluştur, seven kurtulur, gerçek sevgi kurtarır. Kurtulma derdi olanlar gerçek sevgi ile kurtulur.

İşte bu eserde gerçek sevgi nasıl olur, nasıl elde edilir onu öğreneceksiniz.

Efendimize ümmet şerefine nail olan bizler bu şerefin göstergesi olarak neden efendimizi sevmeliyiz?

Efendimizin mübarek ellerinde yetişen, göğün yıldızları olan Sahabi efendilerimiz Efendimizi nasıl sevdi?

Efendimiz onlara sevgiyi, sevmeyi öğretmek adına sahabelerini nasıl sevdi? Yine Efendimiz ümmetine sevgiyi ve sevmeyi öğretmek adına ümmetini nasıl sevdi?
Bu ve buna benzer bir çok konuyu Asr-ı Saadetten güzel tabloları Muhammed Emin Yıldırım hocanın güzel uslubuyla okuma fırsatını yakalayacaksınız.