First Love

This vivid, sensitive tale of adolescent love follows a 16-year-old boy who falls in love with a beautiful, older woman and experiences a whirlwind of changing emotions, from exaltation and jealousy to despair and devotion.

This beautifully packaged series of classic novellas includes the works of masterful writers. Inexpensive and collectible, they are the first single-volume publications of these classic tales, offering a closer look at this underappreciated literary form and providing a fresh take on the world’s most celebrated authors.

Dünyaca ünlü Rus edebiyatının en büyük yazarlarından İvan Turgenev’in “İlk Aşk” isimli ingilizce romanıdır.

 

Boğaziçi’nde Bir Gezinti

Byzantionlu Dionysios hakkında neredeyse hiç bir bilgi yoktur. Eserden, MS 1. ve/ya 2. yüzyılda yaşadığı anlaşılmaktadır. MS 10. yüzyılda kaleme alınan Suda isimli Bizans ansiklopedisinin kaydettiğine göre Dionysios, Anaplous Bosporou’dan (Boğaziçi’nde bir Gezinti) başka Peri threnon (Ağıtlar üzerine) adlı bir eser kaleme almıştır. Adı geçen diğer eser günümüze ulaşmamıştır.

Siyasi Değer ve Siyasi Etik

Denilebilir ki dünyanın birçok yerinde yaşanan hızlı değişmeler tanınan ve bilinen her ne varsa, onların her birini yakın ve uzak tarihinden olduğu kadar kendine bütünlük ve değer kazandıran bileşenlerinden de yapısal anlamda uzaklaştırmıştır. Sürekli süreksizliklerin yaşanmasına neden olan bu durum karşısında önemini yitirmeye başlayan değerler yerlerini yükselen yeni değerlere bırakmak zorunda kalmıştır. Bu husus, yükselen veya alçalan ya da sürekli altüst oluşlarla karşı karşıya kalınan zaman dilimlerinde “bizim değişmeyenimiz” olarak kabul edilen ve tanımlanan değerlerin her birini birbirleriyle çatışmalı hale getirerek ciddi meşruiyet krizlerinin yaşanmasına uygun bir zemin hazırlamıştır.

Bazı Sırlar Tek Kişiliktir

Esasında ‘dikkat her şeydir ve biz dikkatli insanları severiz; en çok onlara saygı duyar, onların peşinden gideriz. Mesala doktorumuzun zekası veya aklı bizi o kadar da ilgilendirmez ama dikkatli olması en önemsediğimiz şeydir. Okulları birincilikle bitirmiş, IQ’su 180’miş 1.000’miş: bunlardan bize ne dikkatsizse yahut damarımızı kesmişse? Söz gelimi bir yazar bir kelimeyi ynlış yazarsa ayarımız bozulur, güvenimiz kaybolur; her kelimede hata aramaya başlarız. Hele de benzer bir hatayı tkrar yaparsa bu aynı yazar ‘dünyanın en akıllı insanı’ olsa kaç yazar?

Öyleyse aranan cevap ‘dikkat’tir sadece ; öyle akıl, zeka, inanç, ahlak, bilgi kurnazlık falan değil. Başarılı insanların ‘bazı sırlar tek kişiliktir’ düşüncesiyle sakladığı sihirli formül de çoğunlukla budur aslında. Velhasıl ‘Algıları yönetmek, zihinlere yerleşmek hatta rüyalara girmek istiyorsanız dikkatli olun yeter’. diyebiliriz.

Şimdi basit, belki de gereksiz bir konu seçip sadece ‘dikkat’ ederek fark  ettiğim, sıradan birkaç soruyla takriben 3 dakika içerisinde algınızı ne şekilde ele geçireceğimi ve sonsuza kadar nasıl aklınızda kalacağımı bir örnekle göstermeme müsaade edin lütfen.

Çalışma Sorunu

Duke University, Kadın Çalışmaları profesörü olan Kathi Weeks, Çalışma Sorunu kitabında, çalışmanın ya da ücretli emeğin içkin bir toplumsal ve politik iyi olduğu önkabulüne cesaretle kafa tutuyor. Marksist ve feminist hareketler dahil, bütün ilerici politik hareketler eşit ücret, daha iyi çalışma koşulları ve karşılığı ödenmemiş çalışmanın emeğin değerli bir biçimi olduğunun kabul edilmesi için mücadele ederken, bir yandan da çalışmayı doğal ya da kaçınılmaz bir faaliyet/eylemlilik olarak kabul etme eğilimindedir.

Ancak Kathi Weeks’e göre, çalışmayı bir veri olarak alarak aslında çalışmayı “depolitize” etmiş, başka bir ifadeyle çalışmayı politik eleştiri alanının dışına çıkarmış oluruz. İstihdam/Çalıştırma günümüzde büyük oranda özelleşmiştir ve dünyanın büyük bir bölümünde çalışma temelli eylemlilik dumura uğramıştır.

Genel olarak ücret karşılığı çalışmayı gelir dağılımının birincil mekanizması, etik bir yükümlülük ve kendimizi ve başkalarını toplumsal ve politik özneler olarak tanımlamanın bir aracı olarak kabul ediyoruz. Marksist ve feminist eleştiri çizgisini izleyen Kathi Weeks ise bu kitabında, insanların acımasızca istihdam ilişkilerine bağımlı olmadan da üretken ve yaratıcı olmalarına imkan sağlayan bir çalışma-sonrası toplum önermesi kaleme alıyor. Çalışma, Kathi Weeks’e göre, politik teorinin meşru, hatta vazgeçilmez bir konusudur.

Kathi Weeks’in muhteşem kitabı bize, bir çalışma-sonrası toplumunu kurmanın, emeğin gerçek özgürleşmesinin emekten özgürleşme olması gerektiğini kavrayan feminist bir proje olduğunu gösteriyor.

– Antonio Negri

Nasıralı

Tarihin izinde yürüyen bir edebiyatçı Lütfi Parlak. Daha önce Sudan Gelen adlı eseriyle Hz. Musa’nın hayat hikâyesini kaleme alan yazar, bu sefer bir diğer büyük peygamber Hz. İsa’nın hayatını okura aktarıyor. Parlak, ağdalı dilden uzak, yalın kalemi ile mütevazı edebiyat yolculuğunda okurları fazlasıyla hoşnut ediyor. Sadece edebiyatseverler değil, tarihe meraklı okurlar için de hem öğretici, hem de keyifli bir eser Nãsıralı…