Bir Felsefe Dili Kurmak

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Mart 2012
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 16,50 x 23,50 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 376
Barkod : 9789759952853

Hey Anadolu

Deniz Som, Anadolu’nun hangi taşını kaldırsan altından tarih fışkıran topraklarında dolaşırken “Bilerek atacaksın adımlarını” diyor ve bilerek atılan her bir adımda Anadolu denilen bu eşsiz diyarın gerçek vârislerinin kimler olduğunu anlatıyor okura.

Bozgun

Zaman geçiyor. Virüsten ölenlerin sayısı artıyor ve Rhine çaresizce cevaplarını arıyor.

Rhine, işkencelerinden kaçtığı kayınpederinin ağabeyi Reed’in beklenmedik dostluğuyla yeniden hayat buluyor. Ancak adamın derme çatma evine sığınsa da geçmişindeki insanlar bir türlü yakasını bırakmıyor. Gabriel’ın hayali durmadan rüyalarına girerken, kardeş eşi Cecily, Rhine’ın tarafını seçiyor.

Bu sırada, Rowan’ın liderliğini yaptığı yeraltı örgütüyle geri dönüşü olmayan işlere imza attığını öğrenen Rhine, onu durdurmak için harekete geçiyor. Ama atıldığı macerada öğrendikleri ve ailesinin ondan gizlediği geçmişi kafasını daha da karıştırıyor.

Lauren DeStefano’nun “Kimyasal Bahçe Üçlemesi”nin nefes kesici bu son romanında Rhine tüm bildiklerinin aslında bir yalan olabileceği gerçeğiyle karşı karşıya.

Din-Felsefe Tartışması

Din-Felsefe Tartışması, en önemli İslam filozofu sayılan ve Batı skolastik düşüncesini etkilediği söylenen İbn Rüşd’ün kısa bir yapıtı. Ortaçağ’da insanların dinsel inanç denizi içinde yüzdüğü karanlık zamanlarda, birkaç İslam alimi gibi İbn Rüşd de Aristoteles’in Metafizik’i ile tartışıyor ve bu spekülatif düşünceleri yorumluyor. Sonuçta din yönetici çevresi hem İbn Rüşd’ü, hem onun düşüncelerini reddediyor. Gönümüzde İslam dünyası felsefe ile yeniden tartışma halindedir. Bu nedenle İbn Rüşd’ün düşünceleri yeniden güncellik kazanmıştır. Bu kısa yapıtı, çevirmeni Hüsen Portakal geniş bir sunuş yazısıyla bize tanıtıyor ve günümüz dünya görüşü açısından yeniden değerlendiriyor.

Osmanlı Mutfak İmparatorluğu

Bir toplumun mutfağı, tarihinin her yönünü yansıtır. Çünkü toplumun kültürü, inançları, ekonomisi ve siyaseti mutfağında izler bırakır. Başka toplumlarla yaptığı temas ve alışverişler de mutfak kültürünü etkiler.

Türkler Orta Asya’dan batıya ilerlerken ilişki içinde oldukları halkların yemek kültürlerinden etkilendi ve onların yemek kültürlerini de etkiledi. Bu karşılıklı etkileşim Anadolu’ya yerleştikten sonra Selçuklu ve Beylikler dönemleriyle Osmanlı Devleti zamanında da devam etti. Osmanlı mutfağının olağanüstü çeşitliliğinin en önemli nedenlerden biri olan bu etkileşimin izleri Çin’den Amerika’ya, Rusya’dan Mısır’a kadar takip edilebilir.

Osmanlı mutfağının, olağanüstü zengin bir sentez olmasının ve yaratıcılığın önemli rol oynadığı bir mutfak olarak kendine özgü bir yapıya kavuşmasının birçok nedeni vardır. Bunların en önemlileri imparatorluğun çok kültürlü yapısı, çok farklı bitki türlerinin yetiştiği farklı iklimlere sahip geniş topraklarının bulunması, geniş ticaret ağı ve toplumun ileri gelenleri arasında gelişmiş damak tadına sahip, yeniliklere meraklı kişilerin bulunmasıdır.

Avusturyalı Profesör Bert Fragner, Osmanlı mutfağın etkisi altındaki geniş bölgeyi “Osmanlı mutfak imparatorluğu” olarak tarif eder. Ona göre Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihe karışmasına rağmen, “Osmanlı mutfak imparatorluğu adını verebileceğimiz geniş bir bölge yaşamaya devam ediyor.” Fragner, Akdeniz mutfağını Akdeniz bölgesinin doğası ve ikliminden çok, önce Roma İmparatorluğuna sonra İspanyol ve Osmanlı devletlerine borçlu olduğumuzu söyler.

Osmanlı-Türk mutfağı araştırmacısı Priscilla Mary Işın bu kitapta birbirinden ilginç konuları ele alıyor:

  • Evliya Çelebi’nin Diliyle 17. yüzyıldan Yiyecek Manzaraları
  • Osmanlı’da Kadının Mutfaktaki Rolü 
  • Mizaha Yansıyan Yemek Kültürü 
  • Karagöz’de Yemek ve Mutfak 
  • Osmanlı’da Meyvecilik
  • Kudret Helvası Gökten mi Yağıyor? 
  • Havyar Hikâyesi
  • Osmanlı Mutfağında Av Etleri
  • Osmanlı Mutfağında Fıstık
  • Külünk Helvası
  • Şamama Kültürünün Tarihçesi
  • Kavatanın Peşinde
  • Yufka 
  • Demir Tatlısı 
  • Yemek Kültüründe Kalıplar

 

 

Şirket İçi Savaşlar

“Lencioni’nin çekici, gerçekçi ve etkileyici öyküleri herhangi bir ders kitabında öğrenebileceklerinizden çok daha fazlasını sunuyor.” -Harvard Business Review- Ekibinizi bir amaç etrafında nasıl birleştirirsiniz? Herkesin aynı yöne doğru kürek çektiği iyi bir ekibi nasıl oluşturursunuz? Birlikte çalışması gereken herkesin karşılaştığı ve konsantrasyonu bozan gerginlikleri nasıl ortadan kaldırırsınız? Her yıl binlerce kişiye konferanslar veren ve dünyanın en tanınmış danışmanlarından olan Lencioni, işte bu soruları yanıtlayacak bir öyküyle tekrar karşınızda. Kitaplarıyla dünyada ve ülkemizde çoksatanlar listesinin değişmez isimlerinden olan Lencioni’nin önerdiği taktiklerle: Yıkıcı politikalardan ve sahiplenme savaşlarından uzak bir şirket kültürü yaratabilir, İşbirliğini ve verimliliği artırabilir, Finansal başarıyı kanatlandırabilir, İşinizde muazzam farklar yaratabilirsiniz.

Cemaleddin Afgani ve Türk Dünyası

“Yat benim yavrum uykuya. Senin bütün hayatın ve görevin yatmaktan ibaret olmalıdır. Görüyorsun herkes tatlı uykudadır, baban da, kardeşlerin de amca ve teyzelerin de, hatta köpeğimiz de yatıyor, sen de yat. Sen bütün hayatın boyunca yatmalısın: Gelecekte sen tacir mi olacaksın yoksa alim mi, bey mi, han mı; bunun hiç bir önemi yok, hayatta hiçbir şeye kadir olamayacaksın, yalnız bana üzüntü vereceksin, benim yüreğimi parçalayacaksın… Senin mutluluğun, bütün Doğu’nun mutluluğu yalnız yatmaktan, hayatta olan bitene gözlerini kapamaktan, boğucu varoluştan uzaklaşmaktan ibarettir. Bunu ise sadece yatarak elde etmek mümkün. İşte böyle, yat, yat gözümün nuru, yat, derin uyu, hiç başını kaldırma: Doğu’da şimdilik hiçbir kıvılcım, hiçbir şafak görünmüyor.”-Azerbaycan Ninnisi-“Ey Doğu’nun ileri gelenleri! Size ne oluyor da yabancılara rağbet ediyorsunuz. Siz onları seversiniz de onlar sizi sevmezler. Artık hiç kuşkuya yer vermeyecek şekilde onları tanıyorsunuz. Size bir iyilik gelirse onların canı sıkılır, başınıza bir kötülük gelse sevinirler. Kendi yurttaşlarınıza, dindaşlarınıza rağbet edin! Yabancıları nasıl karşılıyorsanız onları da öyle karşılayın! Göreceksiniz ki onlar daha yararlı ve samimidirler. Allah’ın sizi üzerinize şekillendirdiği fıtrata uyun. Aşağıların aşağısı olmamak ve sapıtmamak için size emrettiklerindeki büyük hikmetleri gözönünde bulundurun! Görmüyor musunuz? Bilmiyor musunuz? Hissetmiyor musunuz? Nereye kadar? Daha nereye Kadar?”-Cemaleddin Afgani-